SORU SORMAK YASAK, MESLEK SIRRI

İlçede bulunan polis lojmanına yerleştim. Yirmi dairelik lojmanda bir sivil polis arkadaş ve bir de ben sivil savunma memuru var. Diğerleri hep resmi kıyafetli. Çok güzel komşuluk ilişkimiz oluştu. Benim çocukları kendi çocuklarından ayırmadılar. Okula giderken benim çocukları da polis aracıyla götürdüler veya çarşı pazardan gelip giderken beni de araca aldılar. 
Özellikle küçük yerlerde vatandaş daha çok meraklı olur. Arada bir bana da -sivil polis misiniz? - diye sorular gelmeye başladı. Bende, ''bunlar meslek sırrı, lütfen konuyu kapatınız'' derdim. Bu cevap karşısında -sivil savunma, sivil polis birbirine yakın kelimeler- ilçede çoğu beni sivil polis olarak bilmeye başladı. Dolaysıyla bazen meraklısına her doğru her yerde söylenmemeli ki, biraz daha merak oluştursun.
Özetle, bazı hususlar, bazılarınca çok merak ediliyorsa ona merakını daha da artıracak söylemler kullanmak lazımdır.
DENK GELECEĞİ TUTUNCA
Yukarıda ifade ettiğim gibi polis lojmanında çok güzel komşuluklar ve dolayısıyla unutulmaz anılar yaşadık. Emniyet Amirinin oğlu askere gidecek. Bir evin tek evladı. Herkesin evladı gibi onların ki de çok kıymetli. Yenge hanım, hanıma ''oğlumuz askere gidecek. Mahir Bey İHL mezunu, akşam bizim evde bir Yasin okuyabilir mi?'' diye ricada bulunur. Hanımda ''kendisine söyleyim, okur'' der. Akşam, hanımı alıp evlerine gittim. Birkaç komşu daha davet etmiş. Amir Bey, ''Mahir Hocam, ben çarşıya gidiyorum. Ev sana ait'' dedi. Bende ''tamam, komiserim'' dedim. Neyse Yasin'i şerif okudum. Duasını yaparken ''…. Allah oğlunuza, gönlünüzden nereyi geçirirseniz, en güzel yerleri nasip etsin'' diye tamamladım.  Yapılan ikramı yedik ve ayrıldık. Birkaç gün sonra dağıtım yerleri açıklandı. Nereye çıktı, dedim? ''İzmir'' tabii çok sevindiler. Hatta birazcık -bende bir şey yok desem de- bizden bildiler. Bizim lojmandaki yerimiz biraz daha perçinleşti.
Aradan üç ay gibi bir zaman geçti. Acemi birliğinden dağıtım olacak. Yenge hanım, yine bizim hanıma ricada bulununca, hanım ''tamam'' der.  Bir akşam yine gittik, okuduk ve rutin -Allah gönlünüze göre versin diye- duamızı yaptık. Sonuç mu? Allah'ın hikmetiyle aynı yerde kalmış. Tabii yine çok sevinmişler. Dolayısıyla bizi hiçbir zaman kendilerinden ayırmadılar. Hatta yeni gelen polis memurları -boş yer olmadığından- kiraya gitti. Ben kalmaya devam ettim. Taki, özel idarenin lojmanı bana verilinceye kadar.
Özeti: Üstat Necip Fazıl '' yaptığınız duaya dikkat edin, kabul olacağı tutar'' demiş.
KİM ATIYOR, 
BU ÇÖPLERİ?
İlçe polis lojmanlarında ikamet ediyoruz. Apartman görevlisi ayrılmış, dolayısıyla temizlik hizmetleri aksıyor. Bende boş vakitlerimde katkım olsun diye lojmanın çevre temizliğini gönüllü yapıyorum. Bu noktalarda biraz da titizliğim var. Arada bir merdivenlerin dibine çöp poşetinin atıldığını görünce, kendi kendime ''yahu temizlik görevlisi yok. Karşıdaki çöp tankına atmak yerine niye buraya bırakırlar'' diye kızıyorum.
Yine temizlik yaptım eve geldim. Komşunun hanımı, hatuna ''abla senin çocuk, çöp poşetini merdivenin dibine atıp kaçıyor. Haberin olsun. Biri görür bir şey derse belki kırılırsın'' der. Meğer bizim 5-6 yaşlarındaki evlat, annesinin ''hadi yavrum, şunu çöpe atta gel'' dediği çöp poşetlerini arada merdiven dibine bırakır kaçarmış. Babası da başkalarına nafile kızarmış. 
Özeti: Hani empati noktasında, eldeki parmak örneğini verirler. İki parmak karşıyı gösterirken üç parmak kişinin kendisini gösterirmiş. Hep karşıda aramak yerine arada kendimize bakmak lazımdır.
TAVSİYE: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 660 adet farklı nükteli nasihatin yer aldığı Mahirane Söylemler ve -hikâyeden şiire sızan- Susamak, Depremle Yaşamak ve Kazalar geliyorum Demez kitaplarımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum. Yukarıdaki telefondan iletişime geçerek, benden imzalı olarak temin edebilirsiniz.