Ağaç ve Orman

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ağaç ve ormanın bir ülke için ne kadar önemli olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Bir memlekette yaşayan insanların sağlığı; iklim ve su rejiminin düzenli olması, on binlerce yılda teşekkül eden toprağın korunabilmesi ağaç ve bitki örtüsüyle yakından ilgilidir.
Diğer yandan ormanlar, servet ve saadet, refah ve medeniyet kaynağı olmaktadır. Yokluğunun ortaya çıkarttığı kötü sonuçlar ise hepimizi acı acı düşündürmektedir.
Aslında hepimiz beşikten mezara kadar ormanlara muhtacız. Her ne kadar petrol ürünleri ağacın yerini almaya çabalasa da ağaç ve ormanın hayatımızda önemli yer alan maddelerin kaynağı olduğu unutulmamalıdır.
Eski dönemlerde yeryüzünün büyük bir kısmı ormanlarla kaplıydı. İnşaat malzemesi ve yakacak olarak ormanların hoyratça tahribi ve insanların arazi açmak için orman alanlarının yakılarak veya tamamen sökülerek yok edilmesi çok acı bir gerçektir.
Ormana sadece kereste ve odun için ihtiyacımız olduğunu düşünmek, büyük yanılgıdır. Ormanların en büyük faydası toprağın korunması ve beslenmesidir. Ormanlar, toprağın nemliliğini korur. Ormansız tepelere ve dağlara yağan yağmur, toprağa nüfuz etmez, akıp gider. Erezyona sebep olur.
Ayrıca ormansız bölgelerdeki yağmurlar, sel ve taşkınlara yol açarken ormanlar sel felaketine engel olur.
Ormanlar, yağmur bulutlarını çeker ve bulunduğu bölgenin daha bol yağmur almasını sağlar. İklimi güzelleştirir. Büyük su kaynakları hep ormanlık bölgeden doğar. Akarsularımızın düzenli bir düzeyde olması, ormanların durumuna bağlıdır.
Ormanın olduğu yerde yeşillik, güzellik vardır. Başta insanlar olmak üzere kuşlar, yaban hayvanları ve akla gelebilecek her tür canlı için huzurlu mekanlardır.
Elbette ağaç dikmek sevaptır. Ama bundan önce dikili ağaçları korumak da sevaptır. Onları tahrip etmemek, elimizden geldiğince ağaçlık alanları genişletmek, önceleri sökülüp tahrip edilen alanları da tekrar canlandırmak lazım.
Şahıslar, kendi mülkü olan bağına, bahçesine ağaç dikmeye devam ediyor. Baharın gelişiyle birlikte fidanlıktan veya pazardan temin ettiği meyve ağaçlarını toprakla buluşturuyor. Büyüyüp meyve versin diye özen gösteriyor.
Ancak ormanlık araziye ve devlet arazisine fertler el atmıyor veya atamıyor. Burada görev devlete düşüyor. Bir zamanlar orman alanı olduğunu bildiğimiz pek çok yer, maalesef şu anda kel tepe, çıplak dağ durumundadır. Bu hali gördüğümüzde yüreğimiz yanıyor.
Devletin ağaçlandırmaya önem verdiğini, her yıl milyonlarca fidanın toprakla buluşturulduğunu biliyoruz. Bundan da memnuniyet duyuyoruz.
Fakat ülkemiz Avrupa bölgesi kadar yağış almıyor. Bu nedenle dikilen çam fidanlarının yarısı tutmuyor, tutanların da pek çoğu randımanlı büyüyemiyor. Yaz döneminde hiç solmaması gereken iğne yaprakları sararıp geçiyor.
Şahsi kanımca hep çam ağacı yerine toprak ve iklim şartlarına göre ağaçları çeşitlendirmekte yarar var. Çamın yerine bazen meşe dikildiği de oluyor. Ama çınar, akasya, ıhlamur gibi bol çiçekli ağaçlar da dikilse ve bunlardan arılar da yararlansa kötü mü olur?
Ayrıca ormanda yaşayan yaban hayvanlarının ottan başka yiyeceği pek bir şey yok. Yabani erik / yonuz eriği, kestane, armut / ahlat, elma / acık, dağ fındığı, ceviz, alıç gibi her canlının faydalanabileceği ağaçları dikmek daha doğru olur kanısındayım. Böylece Batılıların kendi iklim şartlarına ve inançlarına uygun olan çam ağacıyla kendimizi sınırlandırmamış oluruz.
Mart ayının ortalarından itibaren ağaç dikim mevsiminin başlamasıyla birlikte herkes bağına, bahçesine fidan dikme telaşına gireceklerdir. Devletin de bu sezondan itibaren ağaçlandırma politikasını gözden geçirmesinde yarar vardır. Yanlıştan dönmek erdemliliktir. Yeni ağaçlandırılacak alanlarda tek tip fidan yerine herkesin, her canlının yararlanabileceği ağaç türlerini dikmekte fayda var düşüncesindeyim.
Ben, konunun uzmanı değilim. Sadece vatandaş olarak duygularımı ve arzularımı bir öneri olarak kamuoyun sunuyorum.