Hayvan Hakları -2-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İslam'da hayvanların canlarını acıtacak şekilde dövmek, aç bırakmak, güçlerinin üstündeki işlerde çalıştırmak suçtur, günahtır. Bunları yapanlara engel olmak gerekir. Hayvanların hayatlarının devamını sağlamak, Allah'a karşı yerine getirilmesi gereken görevlerdendir.
İslam, insanları sahip oldukları hayvanlara karşı sorumlu tutar. Bu konuda kusurlu görülenleri uyarmayı emreder. Bunun etkili olmaması halinde kişiye hayvanını satması söylenir. İslam hukukçularına göre bunun mümkün olmaması halinde hayvanın bakımının devletçe sağlanması, bakım masraflarının sahibinde tahsili gerekir.
Sahipsiz ve güç durumda kalmış hayvanların bakımı için İslam coğrafyasında pek çok vakıf kurulmuştur. Sahipsiz hayvanların bakımı, yaban hayvanlarının çetin kış şartlarında barınma ve beslenmeleri için her türlü tedbiri almak ve imkan hazırlamak bu vakıfların görevleri idi.
Bu anlayış, vakıfların dışında pek çok vatandaşımızın yardım ve himaye duygularına da yerleşmiştir. Pek çok resmi ve sivil mimaride kuşlar için barınma yerlerinin yapıldığı bilinmektedir. Hatta bu örnekten hareketle ormanlarda açık kafes tarzında kuş yuvaları asılmıştır. Özellikle soğuk ve çetin kış şartlarında yaban hayvanlarının beslenmesi için araziye buğday serpenler, onlara ekmek doğrayıp götürenler, kurt, tilki, çakal gibi yırtıcı hayvanlara kasaplardan et-kemik toplayıp araziye bırakanlar bu duyguyu İslam Dininin hayvanlara şefkat ve merhamet edilmesini emreden prensiplerden almışlardır.
Nakil vasıtalarının artışı; at, eşek ve deve besleme oranlarını çok düşürmüştür. Tarımın makineleşmesi sonucu sığır ve manda ihtiyacı, sadece besicilik ve sütçülükle sınırlı kalmıştır. Bu nedenlerle evcil hayvanların beslenmesi, adeta özel ilgi ile sürdürülebilmektedir.
Koyun besiciliğinin de azalması davar köpeklerine ihtiyacı iyice azaltmıştır. Bu nedenle köylerde çoğalan köpekler, şehir kenarına bırakılmaktadır.
Ahşap evlerin yaygın olduğu dönemde kedi beslemek bir zaruretti. Günümüzde apartman hayatına geçişle birlikte kedi beslemek de özel merak konusu haline geldi.
Günümüzde hayvan hakları denince sadece kedi-köpek hakları akla gelir oldu. Halbuki bunların ev-oda içinde bulunup bulunamayacağına dair pek çok hüküm vardır. Komşuları rahatsız etme pahasına apartman katında kedi-köpek beslemenin hayvan severlikle ilgisi iyi düşünülmelidir.
Sırf kürkünden yararlanmak için kurt ve tilki avlamanın sonucunda doğanın dengesi bozuldu. Dağlara ve kırsal kesime domuzlar hakim oldu. Köylü, arazisine nohut, mercimek ekemez hale geldi. Tarım ilaçları nedeniyle pek çok kelebek, arı ve böcek telef oldu. İşin bu tarafıyla ilgilenen kimse yok. Aslında bunlar da hayvan hakları çerçevesinde ele alınmalı ve doğal denge mutlaka korunmalıdır.
Günümüzde avcılığın da yeniden değerlendirilmesi gerekir. Gıda ihtiyacından dolayı avlanan kimse yok gibi. Eğlence veya sportif amaçlı avcılığa da dinimiz cevaz vermemektedir. Mesela sırf zevkine yapılan avcılık sonucu kırlarda kınalı keklik bulunamaz hale geldi. O güzelim sesini dağlarda bile duyamaz olduk. Bunun sonucu olarak kırsal kesimde mikrop taşıyan ve ölüm saçan keneler çoğaldı.
Aslında Rabbimiz, hiçbir canlıyı boşu boşuna yaratmamıştır. Her birinin mutlaka bir yararı vardır. Türlü teknik araçlarla bunları telef ettiğimiz zaman unutmayalım ki doğanın dengesini bozmuş oluruz.
Hayvan haklarını, sadece evcil hayvanlara iyi davranmakla sınırlı tutmamalıyız. Karada, havada ve suda yaşayan her canlıyı Yüce Allah'ın bir hikmetle yaratmış olduğunu düşünüp ona göre hareket etmeliyiz. Hayvan hakları savunucularının sadece kedi-köpek sevgisine dayalı yaygaraları kimseye inandırıcı gelmiyor.