Hayvan Hakları -1-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Hayvan kelimesi, "Hayat" ile aynı kökten gelmiştir. Yaşayan canlı anlamında kullanılagelmiştir. Genel olarak her canlı için söylenilse de insan ve bitkilerden başka her canlı için söylenmektedir.

Tarih boyunca çeşitli hayvan türleri ele alınmış, eti yenen-yenmeyen, evcil-vahşi gibi çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmuştur. Bütün dinlerde bunlarla ilgili pek çok hüküm vardır.

Hayvanların bir kısmı sesi, bir kısmı gücü, bazıları güzelliği, bazıları da heybeti ile mitolojinin konusu ve simgesi olmuştur. Tanrıları ve tanrıçaları bu çerçevede değerlendirmişlerdir.

Hayvanlar da insanlar gibi canlı varlıklardır. Onların yaşama hakları, barınma hakları, beslenme ve üreme gibi doğal ihtiyaçlarını kullanma hakları vardır. Vahşi doğada bunlar, güç dengesine bağlıdır. Ama evcil hayvanların haklarını korumak, bizzat sahibinin sorumluluğundadır. Evcil olmayan yaban hayvanlarının haklarını korumak da yine insanların görevidir.

İslami kaynaklarda eti yenen ve yenilmeyen hayvanlar, av hayvanları, kurban olabilecek hayvanlar ve zekata tabi olan hayvanlar gibi pek çok konuda hayvanlardan bahsedilmiştir. Kur'an ve hadiste özellikle bedevilerin hayatında önemli yer tutan evcil ve vahşi hayvanlarla kuş ve haşeratın adlarına sıkça rastlanır. Mesela arı, karınca, sığır, fil, örümcek gibi hayvanların adını taşıyan sureler bile vardır. Burada onların da Allah tarafından yaratılmış olduğuna ve bir takım hikmetli hallerine işaret görülmektedir. Savaşta önemli işlevler yüklenen atlar ve develerin hakkında sayısız eserler verilmiş, pek çok şiir yazılmıştır.

Ayrıca hayvanların sağlık durumlarını ele alan, türleri ve özelliklerini inceleyen pek çok çalışma yapılmış, kitaplar yazılmıştır. Bunlar, bilimsel yönden zoolojik eserler olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Cahız'ın "Kitabü'l-Hayvan" adlı eseri zikredilmiştir.

Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde Yüce Allah, insanoğluna verdiği nimet ve imkanları hatırlatmakta ve bu konularda süre gelen bazı yanlış uygulamaları ve batıl inançları düzeltmektedir. Hayvanları insanların hizmetine veren ve çeşitli şekillerden onlardan faydalanmasını helal kılan Yüce Allah, buna karşılık hayvanlara merhamet ve şefkat gösterilmesini emretmiştir.

Hz. Peygamber (sav)'in "Merhamet edene Allah da merhamet eder. Yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." Mealindeki hadisi insanları hayvanlara karşı iyi davranmaya yöneltmiştir. Ayrıca hayvanların aç ve susuz bırakılmalarını, dövülmelerini, yavrularının alınmasını, yarışma düzenlenerek dövüştürülmesini, güçlerini aşan ölçüde yük taşınması gibi kötü muamelelerde bulunulmasını yasaklamış ve bu tür olaylara rastladığı zaman derhal müdahalede bulunarak ilgilileri uyarmıştır. Eşi Hz. Aişe'ye bile bindiği deveye şefkat ve merhametle davranmasını tembih etmiştir. Açlıktan karnı sırtına yapışmış bir deveyi görünce sahibini "Bu dilsiz hayvan hakkında Allah'tan korkun" diyerek uyarmıştır.

Hz. Peygamber (sav), yavruları alındığı için ıstıraptan kanat çırpan bir kuşu görünce bunu yapanı uyarmış ve yavrularını geri vermesini emretmiştir.

Hatta bir defasında Hz. Peygamber (sav), bindiği hayvana hakaret eden bir kadına rastlamış ve bu kadının derhal hayvandan indirilmesini istemiş ve böylece hayvanlara hakaret veya beddua edilmesinin dahi hoş karşılanmayacağını ifade etmiştir.

Özellikle hayvanların dövülmesini, yüz ve baş bölgelerine vurulmasını yasakladığı gibi hayvanlar arasında güreş ve dövüş düzenlenmesini de yasaklamıştır. Etleri yeme niyeti olmaksızın sırf zevk için veya spor olsun diye hayvanların avlanmasını yasaklamıştır.

Hz. Ömer, devesine gücünün üstünde yük yükleyen bir kişiyi cezalandırmıştır. Bir devenin sırtında palan sürtülmesinden meydana gelen yarasına elini sürüp deveye "Senin başına gelen şeyden de sorguya çekilmekten korkarım" demiş, sahibinin devesine iyi davranmasını emretmiştir.

Adil ve zâhit halife Ömer b. Abdülaziz de hayvanlara ağır gem ve koşum takımı vurulmasını, nodulla dürtülmesini, taşıyamayacağı ağırlıkların yüklenmemesini valiliklere gönderdiği bir genelge ile emretmiştir.