Cumhuriyetin İlk Yıllarında Maarif ve Okullaşma 1

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Osmanlı devletinin son dönemlerinde 19.yüzyıl boyunca ve 20.yüzyıl başlarında uzun yıllar bir birini takip eden (Yemen, Trablus, Balkan, 1.Dünya gibi) sayısız savaşlar sonucu hazine tükenmiş, halk fakir düşmüş, yurt yanmış, yıkılmış, ocaklar sönmüş… Bu savaşlarda Osmanlı devleti yetişmiş insan zenginliğini ve sahip olduğu toprakların çok büyük kısmını kaybetmişti. Nüfusu azalmıştı. Sayısı zaten az olan okullardaki öğretmenler de cephelerde erimişti. Pek çok okul kapalı idi. Açık kalan okullarda da öğretmen ve öğrenci sayısı yetersiz bir hale düşmüştü.
1.Dünya Harbi sonunda pek çok cephede galip gelmiş olduğu halde Osmanlı Devleti, Almanya ile müttefikliği sonucu olarak mağlup devletlerden sayılmıştı. Galip devletler, elde kalan son yurt parçası Anadolu'yu da işgale başlamışlardı. Bu işgal karşısında Anadolu insanı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kendi kaderini kendisi tayin etmeğe karar vererek Kurtuluş Savaşına girişmişti.
Türk İstiklal Savaşı da dediğimiz bu savaşı zafere ulaştıracak Meclisi 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi adıyla açmıştık. Bir Hükümet kurulması lazımdı. Kuruldu.  
Maarif Vekâletine Dr. Rıza Nur Bey görevlendirilmiş. Ne yapsın Rıza Nur Bey? Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek bir teşkilatın başı olmuş ama emrinde ve etrafında kendinden başka bir kimse yok. Ankara Maarif Müdürlüğünden bir kâtip alıyor yanına ve işe başlıyor. Tarih: 4 Mayıs 1920. Sadece Maarif Bakanı değil görev verilen bütün bakanlar da aynı durumda idiler. Bu yazımızda konumuz Maarif (Milli Eğitim) olduğu için diğerlerinden bahsedemiyoruz.
6 Mayıs 1920 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunan Hükümet Programında Maarif konusunda şu satırlar yer alıyor. 
- Eğitimi dini ve milli bir duruma koymak,
- Eğitimi yaşam savaşında çocukları başarılı kılacak, dayanaklarını kendi varlıklarında bulduracak güç, girişim ve kendine güven gibi nitelikler verecek, üretici bir düşün ve bilinç uyandıracak bir yüksek aşamaya ulaştırmak,
- Öğretimi tüm okullarımıza en bilimsel, en çağcıl (modern) olan temeller ve sağlık kurallarıyla yeniden düzenlemek ve izlencelerini (programlarını) düzeltmek,
- Ulusun doğasına (mizacına), coğrafya ve iklimimizin koşullarına, tarihsel ve toplumsal geleneklerimize uygun bilimsel ders kitapları meydana getirmek.
- Halk dilindeki Türkçe kelimeleri toplayarak dilimizin büyük sözlüğünü yapmak,
-Ulusal ruhu geliştirecek tarihsel, toplumsal ve edebi eserleri uzmanlarına yazdırmak,
- Eski yapıtları (eski eserleri) kütüğe geçirmek (tescil etmek) korumak,
- Doğu ve Batı'nın bilim ve fen kitaplarını dilimize çevirmek,
- Kısacası bir ulusun yaşamının ve varlığının korunması için en önemli etken olan milli eğitim işlerinde dikkat ve özel bir çaba ile çalışmak,
- Elde bulunan okulları iyi yönetmek.
23 Nisan 1920 'de Türkiye'de mevcut okul sayısı:
1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı illerde mevcut olan okullar ve öğretmen sayıları: (O günlerde bazı iller İstanbul Hükümetine bağlı, İzmir ve çevresi iller Yunan işgali altında idi)  
3495 ilkokul 682'si kapalı,
3316 ilkokul öğretmeni (bu öğretmenlerin 1511'i öğretmen okulu çıkışlı değil)  
5 adet tam devreli (12 yıllık) Sultani, (5 yıl İbtidai, 2 yıl İdadi ilk kısmı, 2 yıl İdadinin üst kısmı, 3 yıl Sultani)
32 İdadi (9 yıllık) (5+2+2) 
13 Öğretmen okulu (İdadileri bitirenler için 4 yıllık) toplam öğrenci sayısı 422
4 Kız Öğretmen Okulu(İdadileri bitirenlere için 5 yıllık) toplam öğrenci sayısı 314
Bu okullar il ve ilçelerdedir. Köylerde okul varlığı nadirattan. İşte bütün Anadolu'da 1921 yılında mevcut okul sayısı bu kadardı.
Aradan zaman geçiyor ve beş ay sonra Mecliste söz alan Maarif Bakanı Dr. Rıza Nur şu bilgileri veriyor: 
"Bugün elimde bulunan istatistiklere göre memlekette (28 Sultani (Lise)vardır ve bunların birkaçı da işgal altındadır. Yatılı öğrenci sayısı 340, gündüzlü öğrenci sayısı 2591'dir. Öğretmen ve memur 587'dir. Her öğretmene 20 öğrenci düşüyor. Her Sultaniye yılda 6000 lira harcanıyor. (Galatasaray Sultanisinin yıllık gideri 50bin liradır.) 50- 60 kadar idadi (ortaokul) var. Bugün ibtidai mektepleri (ilkokullar) en az 40 bin öğretmen istiyor…" 
Galatasaray Sultanisinin bütçesi devlet tarafından değil Vakıf ve öğrencilerden alınan paralardan temin ediliyordu. Burada devlet imkânlarının yetersizliği ve eğitim öğretimde kalitede bütçe imkânlarının kullanılması anlatılmak için söz konusu edilmiştir. 
Anadolu'da o yıllarda ki köy sayısı 40 binin üzerindedir. Her köye bir öğretmen verilmesi zaruri bir durumdur. Eğitim ve öğretimi bütün yurt geneline yayabilmek ancak yeter sayıda okul açmak ve bu okullara yeter sayıda öğretmen yetiştirmekle mümkün olabilirdi.
16 Aralık 1920 'de bir iki ilde öğretmenler topluca işlerini bıraktıklarından ( maaşlarının yetersizliği sebebiyle grev yaptıklarından) Maarif Vekili Dr. Rıza Nur bakanlık görevini bırakır.  Hamdullah Suphi Tanrıöver Maarif Bakanı olur.
1921'de Türkiye Devlet bütçesi 57 milyon 128 bin 833 liradır. (Maarife ayrılan pay 390 bin 412 lira)
1922'de Türkiye Devlet bütçesi74 milyon 957 bin 848 liradır
1923'de Türkiye Devlet bütçesi 105 milyon 929 bin 911 liradır.
Hamdullah Suphi Bey de bir yıl kadar Maarif bakanı olarak görev yapar, (14.12.1920- 20.11.1921)
Mehmet Vehbi Bey atanır. Onun da görevde kaldığı süre bir yıl olur. (20.11.1921- 5.11.1922)
İsmail Safa (Özler) Bey Maarif Bakanı olur. (6.11.1922- 7.3.1924)
Vasıf Çınar Bey göreve getirilir. 8 ay Bakan olarak kalır. (8.3.1924 -  21.11.1924)  
Şükrü Saçoğlu göreve gelir (22.11.1924- 3.3.1925)
Hamdullah Suphi Tanrıöver (2.defaolarak) (4.3.1925 - 19.12.1925)
Mustafa Necati Bey (20. 12. 1925 - 27. 2. 1929) (Sürecek)