Yeni Bir Yıl, Yeni Ümitler

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Her birimizin ömrüne bir yıl daha eklendi. Sevinmek de, üzülmek de insanların yaş aralıklarıyla ve beklentileriyle doğru orantılı.
2017 yılına elim bir terör olayıyla merhaba dedik.
Bu şu demek değil elbette.
Hani "yeni yıla nasıl başlarsan öyle devam edermiş" derler ya.
"Vur patlasın, çal oynasın" manzaraları, havai fişekler ve eğlencelerle karşılamalar bunun içindir yorumlarına biz katılmıyoruz. Kültürümüzde böyle bir şey yok; her ne kadar bazı kesimlerce dayatma yapılırcasına basın yayın ve sanal alemde telkinde bulunulsa da.
Ancak bu vesileyle şunu da dile getirmeden geçmeyelim:
Anadolu'da çok fazla görmesek de büyük şehirlerde Noel Baba ve çam ağaçları üzerinden oluşturulan algılar ve yılbaşı kutlamaları bizi üzmenin ötesinde yaralıyor.
Neden?
Noel Baba kim, devasa çam ağaçlarıyla evleri süslemek ne iş!?
Sömürgeci, kendilerine karşı İstiklal Savaşı verdiğimiz, hal-i hazırda da başımıza binbir çorap ören Batılıların kültürlerinin bir yansıması değil mi?
Onların bütün değerlerini, yaşam biçimlerini, kültürlerini benimseyecek idiysek İstiklal Savaşı vermemizin ne anlamı kaldı? Beyler, kraldan çok kralcı olmamıza rağmen aralarındaki birliğe(AB) almaya hâlâ yanaşmıyorlar; kırk dereden su getirtiyorlar.
Artık bunun(AB) için "çok da umurumuzda!?" dedik üst perdeden.
Adet ve kültürlerini de elimizin tersiyle itip özümüze dönmenin zamanı geldi de geçiyor bile...
**
2016 yılı ülkemiz ve gönül coğrafyamızda sancılı ve sıkıntılı geçti.
Terör ve savaş hâlâ devam ediyor. An itibarıyla nerede ne olacağını bilemiyoruz..
Dahili ve harici düşmanlarımız boş durmuyorlar ve sürekli ülkemizin enerjisini bu türlü sinir uçlarına dokunarak tüketmemizi istiyorlar.
Sivil, asker, polis, korucu onlarca şehit verdik.
Nice yuvalara ateş düştü.
Hayatlarının baharında nice yiğitler toprağa düştü, körpe kuzular anasız-babasız, kadınlar/gelinler eşsiz-aşsız kaldı.
Terörün vurmadığı yöremiz, kaşımadıkları yaramız, dokunmadıkları sinir ucumuz kalmadı.
İç ve dış saldırılar elbet bir gün bitecek.
Hainler, yaptıklarının yanlışlığını, hainliklerinin sonunun nereye dayandığını bir gün görecekler. Cezalarını da çekecekler..
Geride bıraktığımız yıl her yönüyle zor geçti.
Yüreğimiz ağzımıza geldi geldi gitti.
**
Şimdi yeni bir yılın tam başındayız.
Evet, terörle başladı ama öyle devam edecek değil ya..
Yeni bir yıl, yeni ümitler demektir..
Neden olmasın:
Rivayet odur ki; Hz. İsa havarileriyle yediği son akşam yemeğinde, "içinizden biriniz bana ihanet edecek" der.
Ne yazık ki öyle de olur.
İsa'ya ihanet eden Yahuda, hainliğinin cezasını kıyamete kadar sürecek bir namla çekti mi?
Evet.
Yahuda'nın soyu da kıyamete kadar sürer mi? Hainlik biter mi?
Hayır..
Olup-bitenlerden neden ders çıkarmayalım?..
AB defterini neden kapatmayalım?..
Geçen yılın sıkıntılı dönemlerinde siyasi ve ekonomik yönden rüştümüzü ispatladık. Bunun devamı neden gelmesin?..
Kültürel bağımsızlık, öze ve milliye dönüş için neden mücadele etmeyelim?..
**
Millet, memleket ve birey olarak;
Yeni yıl, muhasebe yılı olmalı:
Nefsi, mali, milli, dini muhasebe..
2017, keşkelerin azaldığı, planların tuttuğu, üzüntülerin unutulduğu, ümitlerin filizlenip dal-budak saldığı bir yıl..
Neden olmasın?.
NOT: Geçtiğimiz hafta içinde Ensar Vakfı (Halep) ve AGD'nin (Mekke'nin Fethi) programlarına katıldım. Ubeydullah Sezikli ve Ahmet Şener mini konserinden müthiş haz aldım. Ensar Vakfı ve AGD yetkililerini ve musikileriyle katkı veren sanatçıları kutlar maksatların hâsıl, sa'yin meşkur olmasını dilerim.