Hacı Hafız Recep Camcı Hocamızın Ardından

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

21 Kasım 2016' da kaybettiğimiz Hafız Recep Camcı Hocamızın dünyamızı terkinden sonra 40 gün geçti. Onun ardından mutlaka bir vefa yazısı, rahmet dileklerimizle dolu mektup ve birlikte olduğumuz günlerin hatıraları, Hocamızın Çorum'a ve Çorumlulara hizmetleri, manevi dünyasından sezintilerimiz, öğrencilerine verdiği yüksek değer ve hiç eksilmeyen sürekli çoşup çağlayan gür bir ırmak gibi Kur'an, sünnet ve Allah aşkı ile dolu hayatından bilebildiklerimi, anlayabildiklerimi, gördüklerimi anlatmak için çırpındım. Nereden başlayacağımı nasıl başlayacağımı bulamadım. En sonunda sevgili Hocamıza selam ve rahmet dileyerek başlamalıyım dedim. 
"Âşıklar ölmez" demiyor muydu Yunus Emre. 
Ben de dünya hayatında nasıl selam vererek hocamızın beraberinde bulunduysak mematında da öyle yapmalıydım. Selam verdim ve dil düğümü çözüldü. 
Allah'ın selamı ve rahmeti üzerine olsun sevgili Hocam.
Babamın tuzcu dükkânına takım elbiseli iki genç geldi. Takım elbiselerinin göğüs ceplerinde takımla uyumlu mendilleri ve başlarında fötr şapkaları vardı. Yıl 1951 ben on yaşımda idim. Gelenlerin kimler olduğunu babamın onları karşılayışındaki "Buyurun Hafız efendiler" sözünden sezecek ve daha sonra da daha geniş bilgiyi babamdan dinleyecektim. Babam çay ikram etti, içtiler. Sohbet ettiler. Selam verip ayrıldılar. Öğrendim ki, gelen bu gençlerden gözlüklü olan Hafız Recep Camcı, diğeri Hafız İlyas Karaman imiş. Babam bu genç hafız arkadaşlarının ziyaretinden memnun olmuştu. Zira kendisi de hafızdı. Hafızları çok severdi. Dükkânımıza her gün mutlaka birkaç hafız arkadaşı uğrardı. Onlara ben de çay- kahve söylemekle görevlenmekten ve onların sohbetlerini dinlemekten hoşlanırdım. Çocukluğumda o genç, yaşlı- sakallı hafız ve hocalardan çok latifeler dinledim. 
1953 yılında ilkokulu bitirmiştim. Çorum'da yeni bir okul açılacağı ilan edildi, İmam-Hatip Okulu. Babam bu yeni okula beni bizzat elimden tutup götürerek yazdırdı. Okullar açıldı, dersler başladı. İlk yıl okulumuzun müdürü hariç bütün öğretmenlerimiz dışardan ve başka okullardan gelen öğretmenlerdi. İkinci ders yılı başında Osman Duman öğretmenimizin gelişiyle okulumuzun asil öğretmen kadrosu iki oldu. İşte bu ikinci yıl içinde Recep Camcı hocamız askerliğini bitirmiş Çorum'a dönmüştü. Uzman öğretmen olarak İmam Hatip okulunda öğretmen olarak göreve başladı. Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere Din Bilgisi, Akaid, Siyer-Ahlak dersleri de okuttu. 
Hocamızla asıl ülfet ve beraberliğimiz bizlere öğretmen olmasıyla başladı. Dersi olduğu zamanlar dışında da okulda idi. Hatta gündüzler yetmedi. Geceleri de ilahi meşkleri- mevlid talimleri- mehter musikisi, dini musikimizin seçkin örnekleri ve Türk sanat musikisinden belirli makamlardan seçme eserler okuyor, öğretiyordu. Geniş bir öğrenci ilahi korosu - mevlid ekibi- kurdu. Okulun sınıflarından geceler boyu Şeyh Eyüp sokağına Kur'an-ı Kerim ve ilahi neşideler yankılandı. İl merkezinde ve ilçelerde mevlid programları yapıldı. Çevre illere taşan irşad ve mevlid toplantıları ile Çorum İmam- Hatip Okulu ismi toplumun sevgilisi oldu. Bölge iller içinde Çorum yıldız haline geldi. Halkımız bu okulun ihtiyaçlarını temin etmek için seferber oluyordu. Yepyeni bir okul binası halkın himmeti ile kısa zamanda yapılıp açıldı. 
Aradan geçen 60 yılın başlangıcı olan o günleri düşündükçe Recep Camcı hocamızın o günlerdeki gayret ve çabalarını şimdi daha iyi kavrıyor ve gösterdiği fedakârlıkların azameti karşısında adeta dilim tutuluyor. Okul dışından gelen bir uzman öğretmen hiçbir zorunluluğu olmadan, hiçbir karşılık beklemeden, günlerini ve saatlerini bir okulun ihyası ve yetiştirdiği öğrencilerin mükemmeliyetine sebil ediyordu. Hocamızın bu aşk dolu gayreti artarak 10 yıl sürdü. Sonra okula Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanan meslek dersi öğretmenlerine  dersleri bırakıp imamet görevine devam etti. İmam Hatip Okuluna olan ilgisini hiç bırakmadı. Kur'an'a olan sevgi ve imanın ruhunda çağlayanlar yaratan ilahi aşkla Çorum'a Çorumlulara hizmetini sürdürdü. Her fani gibi takdir olunmuş olan dünya hayatını tamamladı. Onu minberinden mihrabından yaş haddi sebebiyle emekli olduğu Ulu Cami'de kıldığımız namaz sonrasında bir insan seli olup eller üstünde taşıyıp Ulu mezarda ailesi büyüklerinin yattığı  yerde toprağa verdik. 
 O gün cenazesine katılan eski Müftülerimizden İbrahim Acar hocamızın yaptığı konuşmada " Nereye gitsem Türkiye'nin her bir yerinde Çorum'dan söz ettiğimde bana, hep Recep Hafız Efendi'yi sordular. Hoca Efendi Çorum için büyük bir değerdi…" sözlerini de unutamıyorum. 
Mezarı başında Hafız İlyas Karamanlı'nın sevgili arkadaşının irtihali hüznü ile okuduğu ihlas-ı şerifler de hâlâ kulaklarımda. 
Hocamız güzel yaşadı, aşkla yaşadı. Güzel dostluklar kurdu. Halka hizmeti Hakk'a hizmet bildi. Şu fani dünyaya hoş bir seda bırakarak Hakk'a yürüdü. 
Söylenecek, anlatılacak olan o kadar çok hatıra var ki… Zaman içinde ömrümüz oldukça yazıp anlatacağız. Üzerimizde emeği ve hakkı çoktur. Kadere rıza göstermekle beraber yokluğuna alışmamız da kolay olmayacaktır.
Sevgili Hocamıza Cenabı Hak'tan gani gani rahmet, ailesi ve sevenlerine sabr-ı cemiller dileklerimle.