Sayısal Artış ve Endişe

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İmam Hatip Liseleri, halkın teveccühü ve ilgisi sonucu sürekli gelişiyordu. Bu sayıca artış, birilerinin korkusunu ve endişesini de artırıyordu. Hukuk, Siyasal gibi fakültelerde sınıfta belli bir ağırlığa ulaşan İHL varlığını rejim için tehlike görenler, bunların gelecek için potansiyel tehdit oluşturabileceğinden endişe duyanlar, yüksek sesle düşünmeye başladılar. Aslında endişeye gerek yoktu. Zira bu okullar, sadece vatanına, milletine bağlı insanlar yetiştirir. 
Bazıları İmam Hatip Liseleri'nden mezun olanlarla ülkedeki imam ihtiyacını karşılaştırarak bu kadar okulun gereksiz olduğunu iddia etmeye başladılar. Zaman zaman sayılarının ve mezunlarının çokluğunu dile getirerek bu eğitim kurumlarını tırpanlamak istediler. Arzularını demokratik dönemlerde gerçekleştiremeyenler, umutlarını ara rejimlere bağladılar. 12 Mart muhtırasında orta kısımlarını kapattılar. 28 Şubat'ta da öldürücü darbeyi vurdular.
Zira onlar, bu okulların sadece imam ve vaiz yetiştiren kurumlar olduğunu sanıyorlardı. Halbuki 16.03.1983 tarih ve 2842 sayılı kanunun 32. Maddesi gereğince:
"İmam Hatip Liseleri; İmamlık, hatiplik ve Kur'an Kursu Öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesiyle görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığı'nca açılan ortaöğretim sistemi içinde hem mesleğe hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır."
1990 yılında Paris'te toplanan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nda kabul edilen "Paris Yasası"na göre Türkiye'de din eğitimini sağlamak maksadıyla açılmış olan İmam-Hatip Liselerini ve Kur'an Kurslarını korumak zorundadır.
Bu yasal zorunluluk halkın talebine uygundu. Okul binaları yetmiyordu. Sürekli ilaveler yapılıyordu. Her ile, hatta her ilçeye İmam Hatip Liseleri açılmıştı. Vatandaş, biraz da din eğitimi alsın diye çocuğunu İmam Hatip Lisesi'ne gönderiyordu. Oradan çıksın da dilediği fakülteye gitsin diye düşünüyordu. Mezunlarımız başarısına göre Hukuk, tıp, Siyasal, İşletme, Fen-Edebiyat, İlahiyat ve Eğitim Fakülteleri'ne yöneliyorlardı. Bu durum, birilerini tedirgin etti. Şu okullara bir tırpan atmak lazım dediler.
Önce orta kısımlarını kapattılar. O da yetmedi, yüksek öğrenime girmelerini engelleyebilmek için katsayı barajı koydular. Okullara talebi büyük ölçüde düşürdüler.
Benim öğretmenlik dönemimde Çorum İmam Hatip Okulu'nda 4.500 öğrenci okuyordu. İki yıl içinde bu sayı 500'e kadar düştü. Buna sebep olanlar da seçimlerde diskalifiye olarak faturasını ödediler.
Din eğitiminde yeniden toparlanma sürecine girildi. İlkokul öğrencileri için Yaz Kur'an Kursları, yetişkinler için akşam kursları, kadınlar için yeni kursların yanı sıra yatılı Kur'an Kursları ve hafızlık kurslarıyla din eğitimi devam etmektedir.
Şu durumda Çorum merkezde 5 İmam Hatip Lisesi ve 10 İmam Hatip Ortaokulu'nda toplam 6.683 öğrenci okumaktadır. Buna ilçeleri de kattığımızda okul sayısı 50'yi, öğrenci sayısı da 11.024'i buluyor.
Türkiye çapında 1961 adet İmam Hatip Ortaokulu ve 1149 İmam Hatip Lisesi bulunuyor. Ortaokullarında 700.000 öğrenci, lise kısmında ise 550.000 öğrenci eğitim görüyor. Türkiye'de bu okullarda okuyan öğrenci sayısı, toplam 1.250.000'i buluyor.
Bizim öğrencilik yıllarımızda Türkiye'de bir İlahiyat Fakültesi, 4 Yüksek İslam Enstitüsü vardı. Şimdi İlahiyat Fakülteleri'nin sayısı 100 civarında. Çorum İlahiyat Fakültesi, 1994 yılında açıldı. Şu anda 1396 öğrenci, bu fakültede eğitim ve öğretim görüyor.
Din eğitimi konusuna bütüncül bakacak olursak genel ortaokul ve liselerdeki Din Kültürü dersine ek olarak seçmeli Siyer ve Kur'an-ı Kerim derslerinin varlığının da önemli katkısı olacaktır.
Bu alanda görev yapan öğretmenler, bütün imkanları en iyi şekilde değerlendirme gayretinde olmalıdırlar. Dünün engellemelerinden kurtulmuş olmanın şükrünü eda edebilmek için daha çok çalışmalı, inançlı ve ahlaklı neslin yetişmesinde benim de çabam ve katkım olsun diye düşünmeli ve bu bilinçle eğitim görevini sürdürmelidir.