İnsana Yatırım

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Her insanın bir beklentisi olur.
Onun için yatırımlar yapar.
Fabrika kurar,
işletme açar,
dükkan çalıştırır,
devlet halkını eğitimden geçirir,
her bir Peygamber ümmetini cennete çağırır,
ebeveynler evlatlarını yetiştirir.
Yollar yaparız sılaya ulaşmak için...
Bu, bazen denizde, bazen karada, bazen havada,
Burası dünya…
Hepimiz bir yatırımın telaşındayız.
En karlı yatırımlar, insana yapılan yatırımlardır.
Çocuklarımız ve kardeşlerimiz…
Elinden tutulması gereken insanlarımız…
İşte hidayet işçileri bunu yaptı asırlarca…
İnsana yatırım yaptılar.
Her şeyi insanın hizmetine sundular.
Han yaptılar,
hamam yaptılar.
Medreseler açtılar.
Müceddidler bunun için koşturdular.
Asrı saadette idi;
Halife Ömer Faruk hazretleri sahabiler ile sohbet ediyorlardı.
İslamın yayılması için neler yapılabilir? Müzakeresinde bulunuyorlardı.
Her bir sahabi, çeşitli tekliflerde bulunuyordu.
Sıra hazreti Ömer (ra) Efendimize gelmişti.
İçini çekerek şöyle dedi:
Bazı sahabilerin ismini vererek:
"Bana böyle kahramanlar lazım" dedi.
Bugün ve her gün en anlamlı ve gerçekçi yatırım, insana yapılan yatırımdır.
İnsan yatırımla donanımlı olursa, diğer beklentiler ondan sonra gelir.
"Kimin himmeti milleti ise o tek başına küçük bir millettir. Kimin himmeti nefsi ise o hiçbir şey değil" ifadesinde bulunan Bediüzzaman insana yatırımı ele almıştır.
Bire bin kıymetin de, bini milyon değerin de, milyona, milyarlar kadar değer ifade eden insanların yetişmesine vesile olmuştur.
"Anam -babam sana feda olsun ya Resulullah" dedirten sır işte budur.
Asrımızı böyle insanlar ihya edeceklerdir.
Böyle hizmetlerin canlanması ve hayatlanması bizi kendimize getirecektir.
Gerisi angaryadır.
Eğitim sistemimizin bu istikamette olması gerekir.
O zaman her şeyimiz hayatlanacaktır.
Bir kişinin hidayetine vesile olmak…
"Üzerine güneşin doğduğu her şeyden hayırlıdır" hadisi bunu bir ihtar etmektedir.
Varsın bazıları "oyunda-oynaşta" olsun…
Bizler ne yaptığımıza bakalım.
Ne yapacağımızı tasavvur edelim.
Gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Bir batmış insanın elinden tutalım.
Ona gerçek insanlığın lezzetini tattıralım.
İşte buna "sahabi mesleği" denildi.
Onlar kıt'adan kıt'aya koşarak bunu yaptılar.
Dünyanın her tarafına yayıldılar.
İslamiyet güneşi dünyanın her tarafında duyulmağa başladı.
"Ya Rab şu okyanusu önüme çıkarmasa idin, senin adını daha ilerilere götürecektim" diyen Tarık bin Ziyad gibi.
O zaman fabrikada iyi çalışır, yollar da kolay aşılır.
İnsana yatırım yapalım.
Her şey buna bağlı…