İki Nükte

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Üç yüz delile gerek var mı?
İmam Gazzali, kelam ilmiyle meşgul olduğu dönemde Allah'ın varlığı ve birliği konusunda pek çok delil getirmesiyle meşhur olmuştur. Onun bu şöhreti, her yerde konuşulmaya başlanmıştır. Bir defasında yaşlı bir kadına da İmam Gazali'nin bu çalışmalarından söz edilmiştir.
-İmam Gazzali diye bir alim var; Allah'ın varlığını tam üç yüz delil ile ispat ediyor,
Kadın:
-Ne gerek varmış ki deyip geçmiş,
-Tam üç yüz delil… Dile kolay… Daha o seviyeye kimse yetişememiş.
-Olabilir ama benim delile ihtiyacım yok. Ben, Allah'ın varlığına zaten inanıyorum. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Demek ki onun üç yüz tane şüphesi varmış; o kadar delil aramış.
İhtiyar kadının bu sözleri, bir sohbet esnasında İmam Gazali'ye iletildiğinde büyük alimin cevabı şöyle olmuş:
-Keşke bütün Müslümanlar böyle saf imana olsalardı da biz de delillerle ispat zorunda kalmasaydık.
 
Görmeden Alacaktın
Abbasi halifesi
Harun Reşit, eşi Zübeyde Hanım'la Dicle kenarında gezinirken Behlül Dânâ'nın çamurla bir şeyler yaptığını görürler. Harun Reşit'in kardeşi olduğu söylenen Behlül Dânâ, kimine göre deli, kimine göre ermiş, biridir.
Zübeyde Hanım sorar:
-Behlül, ne yapıyorsun?
-Cennette köşk yapıyorum.
-Onu bana satar mısın?
-Al, senin olsun.
Zübeyde Hanım, kesesinden biraz para çıkartıp Behlül'e verir. Behlül'ün gönlünü aldığı için mutludur. Harun Reşit ise eşiyle dalga geçer. Ama o, hiç aldırış etmez.
O gece Harun Reşit'in rüyasında kıyamet kopmuştur. Eşi cennette bir köşke yerleşmiş Fakat melekler eşinin bu köşkü satın aldığını söyleyip onu oraya yaklaştırmamışlardır.
Bu korku ve panikle uyanan Harun Reşit, sabah olur olmaz eşi Zübeyde Hanımla tekrar Dicle kenarına gider. Behlül, yine oradadır ve çamurda evler yapmakla meşguldür. Aceleyle sorar:
-Behlül, onu bana satar mısın?
-Hayır.
-Ama çok para vereceğim.
Kalp gözü açık olarak bilinen Behlül, uyarıcı cevabını verir:
-Onu, görmeden alacaktın.
Harun Reşit, kendi kendine söylenir:
-Behlül haklı… Öyle ya ahirete görmeden inanmak ve hazırlamak gerek…