Somuncu Baba

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Somuncu Baba, tahminen 730/1331 yılında Kayseri'de doğmuş, 815/1412 tarihinde Aksaray'da vefat etmiş bir Allah dostudur. Asıl adı Abdullah olmasına rağmen Şeyh Hamid veya Şeyh Hamidüddin olarak anılır.
Şeyh Hamit, Kayseri alimlerinden ders almış, Medrese ilimlerini tamamladıktan sonra ruhundaki boşluğu doldurmak için arayışlara dalıyor.
Şeyh Hamit, ilk tasavvufi eğitimini babasından aldıktan sonra Şam'a gitmiş ve orada Bayezidiyye tekkesinde uzun yıllar hizmet etmiş, burada Beyazıd-ı Bestami'nin ruhaniyetiyle manevi terbiye almıştır. Daha sonra Tebriz yakınlarında yaşayan Alaaddin Erdebili’ye intisap etmiş ve onun halifesi olarak tekrar Anadolu'ya dönmüştür.
Bir süre Kayseri ve Darende'de ikamet ettikten sonra Aksaray yoluyla Bursa'ya gitmiştir. Orada devrinin alimi Molla Fenari ve devrinin maneviyat ehli Emir sultan ile de tanışmıştır.Bursa'da ön plana çıkmamak ve tanınmamak için eşeğiyle dağdan odun getirip onunla ekmek pişirdiği ve ekmekleri sırtına yükleyerek sokak sokak dolaşıp "Somunlar, müminler!" diyerek halka dağıttığı rivayet edilir. Bu nedenle "Somuncu Baba", "Ekmekçi Baba" diye meşhur olmuştur.
Yıldırım Beyazid, Bursa Ulu Cami'nin yapımına başlamıştı. Somuncu Baba da küçük fırınında pişirdiği ekmeklerle Ulu Cami'nin inşaatında çalışan işçilere ekmek yetiştirmiştir. 
Hüseyin Vassafın Sefine-i Evliya adlı eserinde anlattığına göre 1399 yılında caminin inşaatı tamamlanıp sıra açılışa gelince Sultan Yıldırım Bayezid, damadı Emir Sultan'a ilk hutbeyi okumasını söyledi. Emir Sultan hazretleri kendisine yapılan bu teklifi "Bu beldede yani Bursa'da benden daha alim, hatta zamanın kutbu varken bize bu görev münasip düşmez" diyerek reddetti. Bu cevabı şaşkınlıkla dinleyen Padişah, söylenilen Somuncu Baba'ya bu görevi teldif etti. Sırrının ortaya çıkmasından dolayı Emir Sultan sitem ettiyse de görevi yerine getirmek zorunda kaldı.
Çevreden gelen büyük alimlerin ve meşayıhın da bulunduğu kalabalık cemaate önce hutbeyi okuyup Cuma namazını kıldırdı. Ardından da Fatiha Suresi'nin yedi türlü tefsirini yaptı. Zamanımızdaki bazı alimlerin de müşkilleri vardır, diyerek Molla Fenarinin zihnindeki bazı soruları da bu vaazında cevaplandırmıştı.
Molla Fenari, somuncu Baba'nın vermiş olduğu o manalardan aldığı ilhamla Fatiha Suresini tefsir eden bir risale yazmıştır. Bu risalelerden bir nüsha da "Tefsir-i sure-i Fatiha" adıyla Çorum Hasan Paşa Yazma eserler Kütüphanesi'nde 71 numarada kayıtlıdır. Kitap 458 sayfalık ilmi bir eserdir.
Somuncu Baba'nın hutbe okuyup vaaz etmesinden sonra halk, bu büyük alimin elini öpmek için kapıya yığılmışlar. Caminin üç kapısında bekleyen halk hep onu tebrik etme fırsatı bulmuştur. Bu manevi hali ile tasavvufi mertebesinin ifşa olduğunu gören Somuncu Baba bir süre çilehanesine kapanmış, bir daha ekmek yapmamıştır.
Bir süre sonra müridi Hacı Bayram Veli ile birlikte Bursa'dan ayrılmış, önce hacca gitmiş, dönüşte de Aksaray'da gözden uzak münzevi bir hayat yaşamıştır. 1412 yılında 80 yaşlarındayken Aksaray'da vefat etmiştir. Türbesi Aksaray'dadır.
Somuncu Baba gibi nice Allah dostları vardır ki biz, ancak onlara hizmetkarlık yapabiliriz ve ruhaniyetlerinden feyz almaya çalışabiliriz.