KAÇ KİTAPTIR DÜNYA

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Kitaptır dünya kendini anlatan.
Kaç kitaptır öyleyse? Sadece bir diyelim.
Açık bir kitaptır, içeriği insanın anlayabileceği herşeyle dopdoludur.
Bitmez tükenmez sayfa sayısı da. Herkes okuyabilir onu.
Her zaman açıktır sayfaları. Yoktur zaman ve mekan sınırlaması.
Yeter ki değsin insan gözü. Dahası tüm insanların bildiği dildedir yazıları, görüntüleriyle resimleri. Oku okuyabildiğin kadar, bak bakabildiğin kadar.
*
Diyelim ki; Neşet ustanın bir türküsü çalınıyor radyoda. O ezgi de, güfte de dünyadandır. O  ustanın  bir türküsünü can-ı gönülden dinleyen kaç kitaplık bir hissiyatı yaşar kalbinde, kim bile?
*
Bin kitaptır dünya; canlı mı canlı. Mesela: Haritadır aslında dünya;  renkli mi renkli. Okyanuslarla denizler ayrı renktedir, ovaları ayrı, çölleri de ayrı. 
Modern hayat şehirlerde sürüyor, bu dünyanın şehirlerinde. Şehirleri mi?
Şehirlerin isimlerini saysak sayamayız bir çırpıda şu alemin. Tümü birer kitaptır şehirleri aklımıza aldığımızda.
Biter mi okumakla şehir kitapları? Onların tarihi, coğrafyası, kültürü, sanatı, insan kaynakları, çarşıları ve müzeleri, pazarları, meydanları, kahvehaneleri, ibadet yerleri, fabrikaları, sokakları, parkları, düğün dernek yerleri...
Kimi şehirler vardır; yüzlerce yıllık medeniyetlerin seyir defteridir onlar. Eski uygarlıklar kaç bin kitaba sığar ki?
Denizlerin, nehirlerin adları çeşit çeşittir. Adaları, ovaları, dağları, ormanları, yaylaları, kutupları var dünyanın. Havası, suyu ve diğer  nimetleriyle insanın sofrasında. İnsanoğlu, yaratıldı yaratılalı bu gezegende yaşayıp duruyor.
Hem okuyor dünyanın kitabını, hem de yazıyor aralıksız bıkıp usanmadan.
Milyondan fazla kitap eder dünya. Kendi dönüşüyle, toprağından bitenlerle ve bağrındaki tarihi eserlerle yazdıkları hariç.
*
Dünyanın kıtaları da var. Her biri bir kitap kabul edilse… Ustası, anlayanı, sanatkarı, alimi, arifi toplanıp okusa kıtaların kitabını ayrı ayrı ve akıllarında kalanı yazsalar… Okunası  kaç kitap çıkardı kim bilir ortaya?
Kıtaların da özgün hikayeleri vardır sanırım. İster coğrafyasını anlat, ister uygarlık ve kültür tarihini. Ya da sanat tarihini yaz genel hatlarıyla.
Afrika'nın bu konudaki tarihini merak ederim ben nedense eskiden beri.
*
Dünyanın Afrikasının son yüzyıllık hikayesi belki de modern dönemi anlatan en özgün temalardandır.
Afrikanın öyküsünü hakkıyla anlayıp  anlatsa dünyanın önemli müzisyenleri. Mesela müziğin estetiğiyle insanlığa sunsalar en yalın haliyle o öyküyü. Dünyalık yüzlerce kitap okunmuş olurdu bir solukta.
*
Modern dünya kendi aklıyla ürettikleriyle kaleme aldığı kitapları kullanarak hayata bakmayı önceliyor. Akıldan akıldışına, hayalden hayal ötesine, geçeklerden gerçek dışına geçişleri kullana kullana üretilen bazı edebi eserler çok okunmakta. Filmleri yapıldığında fazlasıyla izlenmekte böylesi eserler. Modern sanat gerçeği ters yüz ederek anlatmanın peşinde. Yanılsamaları anlatarak özgünlüğe ulaşma arayışı. Yeni gerçeklik oluşturma biçimi. Bu arayışlar dünya üzerine yeni kitaplar yazma uğraşısıdır bir bakıma.
İnsanlık yer kürenin hikayesini bilim -kurgu, fantastik havasında yeniden yazarken doğal çevresini değiştiriyor. Onun havasını, suyunu, toprağını, atmosferini kirletiyor. Bu konu bile yüzlerce kitap eder dünyanın iklimini anlatan.  
Dünyanın kitap sayısı artıyor her gün kat kat. Bunlar bölüm bölüm anlatıyor bizim gezegenimizi. Gün be gün medyanın yazılı ve sözlü sunumlarıyla artan evrensel yaşamın dünyalık dökümü neredeyse dakikaların verileriyle binlerce kitabı dolduracak yoğunluğa ulaşıyor. İnsanın modern hayat teknikleriyle ortaya koyduğu değerler, durumlar, sorunlar, fikirler, hayaller dünyayı atmosferinden bile fazla sarıp sarmalıyor, gezegenimizin doğallık nitelikleri en aza indirgeniyor.
Dünya kitap dolu. 
İnsanoğlu kendi tarihini  okumada, kavramada sıkıntılarla karşı karşıya. Onu okuyup tartışmada teknoloji üretmedeki başarısını yakalayamıyor. Düşünce birikimi  bunu sağlamada yetersiz mi kalıyor acaba? İnsanlığın geleceği için daha barışçı, huzurlu, uzlaşmacı bir kültürel anlayış oluşturmada modern sanat ve bilim kuramları geliştirilemiyor günümüzde. Dünyadaki demokratik gelişmelerin böylesi kültür, sanat ve felsefi birikimlere gereksinim duyduğu ortada. Mevcut okumaların yanı sıra yeni okuma, anlama, kavrama yöntemleri oluşturma ihtiyacında sanırım insanlık.