ESKİNİN YENİSİ ve UMUT

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Hakiki yenilik, kaçırır uykuyu, dalgınlıktan çıkarır kişiyi, onun yorgunluğunu giderir. Çünkü, genelde heyecanıyla gelir yenilik.
Yeni durum dikkat ister. Her yenilik bir hareketliliktir de ondan.
Enerji de gerektirir bu devinim. Zihinde yer arar yeni bilgi kendine.
Eşyalar, araç- gereçler öyle etkilemiyor mu yeniyken.
Yorumun yenisi düşündürür. Hep böyleydi hayatta. 
Yeter ki, iyilik getirsin insana, huzur, rahatlık, barış, esenlik.
*
Yeniyi, yeniliği herkes sever. Bir tazelenmedir, güçtür, imkandır yerine göre, heyecandır, bir duruştur yenilik. Bir ihtiyacı karşılar gerçek yenilik.
Eskiden azdı yenilik. Tarım toplumunda hayat yavaştı. Geçmiş dönemlerdeki kimi toplum kesimlerinde  yaşanmışlık halleriyle tecrübe birikimleri kişiye farklı bir bakış, duruş ve kavrayış imkanı kazandırırdı. İrfandır adı bu özgün tarzın bazı kültürlerde. Yaşlanmanın meyvelerindendir bu birikim genelde.
Eskiler, yani  büyüklerimiz, bir sezgiyle, yaşayıp durdukları sabırla, sükunetle ve insana fazlasıyla iyi gelen bir irfanla dünyanın devr-i daimine bakıp bakıp; "Ahir zamandayız," deyip, düşüncelere dalarlardı derin derin.
Bakışları buydu belki. Anlamaya çalışırlardı insanoğlunun gidişatını.
Dikkatliydiler. Gözlerinden kaçmazdı bir şey.
Çalışırlar ve düşünürlerdi. Şaşırırlardı elbette olup bitene.
İradeleriyle, ahlaklarıyla, sükunetleriyle dipdiriyler, yaşam koşulları gereği bir çok yeni hayatlarına girmese de. Hayat, yavaş ama yoğun bir akıştaydı geçmişte. Kıtalar, ülkeler birbirinden habersizdi genel olarak.
*
Dünya dönem bir gezegen. Hem kendi çevresinde, hem de güneşin etrafında dönüp duruyor aralıksız aynı yörüngede. Evrensel hayatın döngüleri farklılaşıyor giderek oysa.
Gezegenin dönüşü eski dönüş de, hal  mi yeni?
Devir değişti, alem değişti. İnsanın zihni ve kalbi değişti. Çünkü, onun hayatına giren farklılaştı.
Modern teknikler çoğaldı. Sanayileşme dünyanın bir çok alanına yayıldı.
İletişim imkanları katlanarak artı gezegenimizde. 
Gün, yeninin günü oldu. Zihniyet değişti. Çağ yeni yüzüyle sahnede…
Öyle çok ki yeni, düne ait olana bakan yok.
İlle de yeni! Yeni de yeni! Bakışlar peki? Onlar günden de taze.
Yorumlar dersen turfanda şu koca DÜNYA adlı gezegende.
Dikkatle bakınca, bunca yorumun, sununun, ileri sürülen görüşün eskinin yeni biçimi olduğu anlaşılıyor.
Doğrusu; gerçekten yeni, taze, huzur veren değerler üretilemedi eskiler geri planda bırakılırken modern dünyada.
Eskinin, içeriği boşalmış yenisini pazarlıyor sanırım küresel entelektüel ortam.
Algıyı değiştirme meselesi gibi bir az.
*
Fakat… Öte yandan…
Bazı şeyler yeniyken; savaşlar, terör eski… Çok çok eski…
Keşke insanlığın yaşadığı sorunlar bir yanılsama olsa. 
Her yönüyle kurmaca bir film olsa televizyonlardan, internetten izlenenler…
1914 yılında başlayan ilk Dünya Savaşı'ndan beri gezegenin dört bir köşesinde devam ediyor savaşlar, terör faaliyetleri, kavgalar.
Milyonlarca insan mülteci mesela.
 Örneğin, Halep şehri, Dünya savaşlarını yaşamış şehirler gibi görünüyor ekranlarda. Bu hal insanın yüreğini yakıyor.
Durup düşünemiyoruz bu etkiyle. Aklımız fikrimiz donup kalıyor. Barış yenilenemiyor insanlığın hayatında. Savaşlar, eskinin yenisi olarak modern literatürde yer alıyor. Ademoğlu asıl yarışını barış için yapması gerekirken modern-küresel kültürel ortam bunu sağlamada başarılı olamıyor.
Acaba bir çağ dönümünde miyiz diye düşünüyoruz.
Umutlanıyoruz.
Hayat, umuttur çünkü. Umut fikirdir, iradedir, barıştır, dostluktur, insanlığın değerlerini idraktir, inanmaktır, akıldır, iyimserliktir, ahlaktır, iyi olup iyi kalmaktır.
 Yaşatmaktır umut daima.
*
Milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan Türkiyemizin dünyaya verdiği mesaj insanlık tarafından mutlaka anlaşılacaktır. İnsanlığın vicdanına seslenen bu tavır, inşallah barış ve huzur çağına dönüşün de ana teması olarak, evrensel ölçekli güzel bir yeniliğin hayat bulmasına imkan sağlar. Ülkemizin bu  tavrı insanlığa umut veriyor.