Tabağındaki eti görmedin de...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Tabağındaki eti görmedin de,Kâbe’deki iti mi gördün ?”
 
Aşağıda yazacaklarım ‘Mundar’ edilen bir galibiyetin anatomisidir…
*
Çorum Belediyespor, kendi futbolcularının ve Teknik Direktör Serdar Bozkurt’un tümsaçmalıklarına rağmen Gölcük maçını kazandı.
Maçta bir metreden Gölcükspor kalesine atılamayan gollerin suçlusu sanki hakem gibi maç sonunda hakeme saldıranlar şunu bilsin.
‘İşler yanlış gidince hakemi suçlamak doğal bir Teknik Direktör refleksidir…’
*
Normal bir takımın normal bir teknik direktörü ve genel kaptanı kazandığı maçtan sonra futbolcularını maç sonu hengâmesinden uzak tutar.
Tabi oynadığınız futbol ve neticede kolay olabilecekken maçın zora girmesi, zor bir galibiyet, hesap kitap verme meselesi derken suç bastırmayı yeğlediler.
Tribüne oynamayı seçtiler.
Lakin futbol sahada oynanıyor.
*
Burnunu inatla hakemin burnuna sokup diklenen Abdullah Karmil’e hakem kırmızı kartı göstermezse idi o hakemin hakemliğinden şüphe ederdim.
Adettir, sahada kaşınan futbolcunun kaşıntısı kırmızı kartla alınır.
*
Ey Serdar Bozkurt Teknik Direktörü olduğun takım Gölcük karşısında ikinci yarı sahada yoktu.
Sen neredeydin?
Sadece maç bitiminde hakemlerle kavga ederken sahada görebildik zatıâlilerinizi.
Sahaya inen seyircileri sen ve Yetkin Özbey olacak genel kaptan kışkırttınız.
Siz hakeme saldırırsanız seyircilerin sahaya atlamasını tahmin etmemek Amerika’yı yeniden keşfetmektir.
‘Tehlike anında annesinin ağzına saklanan çiklet balığının yavrusu gibi, kendini sahaya atarak taraftara oynadın.’
*
Günlerden bir gün; Türkmen evine bir şıh misafir gelir, cübbeli, sarıklı, torba sakallı…
Buyur ederler, köylülerle birlikte odaya alırlar, köylüler ne keramet edecek diye ağzının içine bakarken, şıh arada bir irkilir gibi yapıp “Hoşt” diyordu… Köylüler bunun bir keramet olduğunu anladılar ama ne kerameti olduğunu anlayamadılar, merakla sordular:
“Ya şıh hazretleri nedir o arada hoşt dediğin?”
Şıh: “Bir köpek Kâbe’nin duvarına işeyecek gibi niyetleniyor, onu görüyorum tabii ki, hoşt diye kovalıyorum…”
Köylülerin itikadı bir iken bin olur…
Olanları kapının eşiğinden dinleyen evin hanım ağası sofrayı hazırlar, herkesin önüne üzerinde et olan pilav kor…
Şıhın tabağında sadece pilav vardır…
Şıh bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda beliren hanım ağaya “Benim tabağımda et niye yok, bunun bir sebebi var mıdır ey hatun?” diye sorar…
Hanım ağa yaklaşıp, tabağı ters çevirir, bilerek şıhın etlerini pilavın altına koymuştur…
Pilavın altında etlerin gözükmesiyle elindeki kepçeyi şıhın kafasına indirir ve:
“Ulan tabağındaki eti görmedin de, Kâbe’deki iti mi gördün?”
Serdar Bozkurt’ta futbolcularının ve kendisinin beceriksizliğini görmedi, sahadaki hakemi gördü.
Bunun kerameti de Türkmen evine gelen şıh kadardır…
Bağır bakalım… Ama pazarda en çok bağıranlar en kötü malı satanlardır.