ÇAĞIN KİMYASI

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Hafta sonunda, hava alıp rahatlamak için pikniğe gitmeyi gerekli görüyorum artık kendi adıma. Toprağa basmak, ağaçların arasında gezinip dallarına dokunmak, kuş seslerini dinlemek, ayaklarını uzatıp yere oturmak hoşuma gidiyor uzun zamandır. Vücut kimyamız da bunu istiyor belli ki. Yorulsam bile, dinlendiğimi hissediyorum gün sonunda.
Yaşamın seyri biraz da insan kimyasına bağlı değil midir?
*
Sıklık Parkı güzel olmuş! Havası temiz. Tuvaletleri var. Çeşmeleri akıyor. Üstü kapalı masaları yeterince mevcut. Çocuklar için oyun alanları ve oyuncaklar da yapılmış. Çöp konteynerleri de konulmuş gerektiği kadar. Hepsi güzel. 
Seyirli, sakin, havadar, ulaşımı rahat. İnsanın kimyası değişiyor bir kaç saat orada oturunca. Yüksek olduğu için esintisi eksik olmuyor.
 Bazı yerlerinden şöyle karşı tepelere bakınca insanın gönlünü ferahlatan, yeşilliği bol geniş bir manzarayla yüz yüze geliyor kişi. Belki de asıl dinlenme, insanın hassasiyet farklılaşmasını sağlayan, iç alemimizin kimyasının değişmesiyle hissedilir hale geliyor. Gözün ferahlaması. Temiz havanın içe çekilmesi. Eş dost sohbeti. Sükunet. Huzurlu hissediş kendini. Sanırım, gerçek dinginlik hali iç kimyasal ortamın dengeye ulaşmasının sonucu.
*
İnsan kimyası dedik ya, her çağın insanlığa sunduğu bir kimyasal ortam olmalı.
Çağın koşulları farklılaşırken, sanırım öncelikle değişen şartları hazırlayan kimyasal niteliklerdir. Onlar değişince hayatın rengi, şekli, kokusu, içeriği, tarzı, yiyeceği, içeceği, giyeceği, heyecanı, teması, eğlencesi, zevki, estetiği, araç gereçleri, ekonomisi de değişim geçiriyor olmalı. 
Örneklemek lazımsa.. Dünya gezginimiz Evliya Çelebi'nin gezip dolaşarak yaşadığı diyarların kimyasallığı ile yirmibirinci yüzyılın kimyasallığı çok çok farklıdır. Yine, bir halk dehası olan Nasrettin Hoca bu modern küresel dünyanın kimyasal ortamında yaşasaydı, sanırım çok değişik nüktelerle bizi güldüre güldüre düşündürecekti. Kimyasal ortamla mizahi bakış, nükteyi kurmaca nitelikli tematik içeriğe büründürerek esere dönüştürme uğraşıları arasındaki bağları irdelemek gerek sanat felsefesi açısından.
*
Dünyanın havası, suyu, toprağı, atmosferi değişiyor insanlığın etkisiyle. İnsan bazı davranışlarıyla çevreyi kirletebiliyor. Bu kirlilik, bazı doğal  ortamların kimyasını bozuyor.
Şöyle ağaçların arasında dolaşınca insanın canı sıkılıyor. Toprağın kimyasını bozan maddeler atılıyor yerlere. Pet şişeler, kırık cam şişeler, poşetler.. Dönüşümü zor maddelerin toprağa bırakılışı.
Dünya adlı  gezegenimiz giderek kirleniyor. Kimyasal çöpler havanın, suyun, toprağın kimyasını,  diğer bir deyişle dengesini bozuyor. Geçen yıl medyadan öğrendiğimize göre, uzakdoğuda bir şehrin hava kirliliği yaşanabilirlik sınırlarını zorlamış.
*
Güzel bir ağacın  dibine oturdum. Çevremde kelebekler uçuşuyor.
Ayaklarımı uzattım. Çoraplarımı çıkarttım ki, ayaklarım toprağa değsin.
Ellerimi toprağa değdim parmaklarımı açıp. Sol elimin parkmalarına küçük bir cam şişe değdi, iki parmak derinlikten çıkan şişe, bir ilaç şişesi. Ağzı açık. İçine toprak dolmuş.  Müthiş bir kötü  koku. Şişeyi çöpe atmak için kalktım. Yürürken basacağım yerlere dikkat ettim ayaklarımı korumak amacıyla. Cam kırıkları, poşet parçaları, plastik bardakları gördüm yerde. Bunlar bu çağın atıkları. Çağın kimyasının göstergeleri.. Kendi kendime dedim ki: Bozulunca toprağın kimyası insanın da huzuru kaçıyor  zamanla. Hemen çoraplarımı giydim, bir serginin üzerine oturdum istemeye istemeye. Geride kaldı kelebekler haliyle.
*
Düşünüyorum. İnsanın kimyası nelerden oluşur? Bu sorudan evvel başka bir sual geliyor aklıma: Bu çağın kimyası ile hayatımız arasındaki ilişki nasıl?
Kimyasal mı modern  hayat? Kimyanın, kimyasalın  egemen olduğu bir dünyada mı yaşamaktayız?  Kimyasal bir ortamın etkileriyle oluşuyor-biçimleniyor  diyebilir miyiz modern alem her haliyle.
Gezenimizde hızla kapsam alanını artıran, yaşamın her bölümüne giren bilim dalı hangisidir? Bence kimya. Kesinlikle kimya'dır bu sorunun cevabı.
Hayat modern bir kimya laboratuvarı mı, gezegen küresel bir laboratuvar  mı?
Çağın sunduğu modern algı, kimyasal - küresel bir kokuya benzetilebilir mi?. 
Tamamen bir birinin içinde ilginç bir karışım gibi mi insanlığın modern yaşamı? Özgünlük azaldı  mesela. Zaman zaman içinde, mekan mekan içinde, hayat sanki kurmacalar içinde  giderek sanallaşan modern sunumlar sayesinde diyesi geliyor insanın. Teknolojik ilerlemeler kimyayı  öne alıyor, kimyasallığını artırıyor gibi. 
*
Kimya, insanlık için gerekli bir bilim dalı, bu kesin.Yaşamı zenginleştirici, kolaylaştırıcı imkanlar sunuyor bize.Her alanda kimyayla iç içeyiz tabii olarak.  Ancak, biz insanlar onu da aleyhimize mi kullanabiliyoruz kimi zaman?  Doğayı kirletmek gibi.
Doğanın kendi özgün kimyasallığına, kimyasal canlılığına fazla mı müdahale ediyor insanlık modernleşirken. Bu bağlamda  kaş yaparken göz mü çıkarılıyor evrensel ölçekli modern gidişatta? Buzulların erimesi, atmosferdeki kara deliğin oluşumu buna mı işaret ediyor?