KURBANI KURBAN MI ETTİK NE!

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Birkaç gün sonra kurban bayramı. Hazırlıklar sürüyor, telaş telaş üzerine..
Mali ibadetlerin bireysel be toplumsal yönü ağır basar.
Kurban kesen bir Müslüman; bireysel olarak "Allah emretti ben yapıyorum" psikolojisiyle ibadet etmenin, ailesi, akraba, yakınları ve komşuları arasında paylaşmanın hazzını yaşar.
Diğer taraftan toplumda kurbanlık yetiştirerek bunu geçim kaynağı haline getiren insanlar var. Sırf  bu bayram dolaysıyla besicilik yapan, hayvanlarını yetiştiren, alıp satanlar var. İslam, diğer dinler gibi müntesiblerine sadece mistik ve münzevi bir insan tipi olmayı ya da sadece bir gün dinini yaşamayı tavsiye etmez. Dinimiz İslam, sosyal hayatta  moda tabirle 7/24 dini bir yaşam biçimi arzu eder.
**
Çoğu defa pek çok işimizde görüldüğü üzere "ava giden avlanır" kabilinden kurban ederken kurbanı olduğumuz durumlar söz konusu olabiliyor.
Dini literatürde kurbanın tanımı malum. Dini terim olarak, Allah rızasını kazanmak amacı ve ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı usulünce kesmek demektir. Kısaca ve kabaca "Allah'a yakınlık sağlamak için belirli evsaftaki hayvanları belirli bir zaman diliminde usulüne uygun olarak boğazlamaktır."
Halk arasında "kurban" kelimesi yaygındır. "Kurban olmak" deyimi mesela.
Nelere ve nelerin kurbanı olunur/olunmaz ki…
"Arkadaş kurbanı" oldu denilir üzülerek.
 Ama "Allah'ına kurban" diyenin bir başkadır halet-i ruhiyesi.
Hele de "seni yaratana kurban olurum" dendiğinde yüreğimizin yağı erir.
Su Kasidesi sahibi Divan edebiyatı şairi Fuzuli, "kurban olmak" tabirini bakınız nasıl kullanıyor yorumsuz sunuyoruz:
Fuzûlî kıldı feryâd ü figanın tîre gerdûnu
Henûz ol mâh sormaz kim ne feryâd ü figandır bu
…  
Dün demişsin ki Fuzûlî bana kurbân olsun
Sana kurbân olayım yine ne ihsandır bu
**
2016 Kurban Bayramı arifesinde olduğumuz bu günlerde kurbanla ilgili yukarda ki deyimleri bilfiil yaşıyoruz desek okuyucularımızdan itiraz eden çıkmaz herhalde.
Bazılarımız birilerinin kurbanı oldular, kurbanı oldukları yüzünden eşi, çocukları, ebeveyni ile yakınlarını kurban ettiler.
Yalnız şurası karışık; kim kimi kurban etti, kim kime kurban oldu.
Fuzuli'nin anladığı anlamda kurban olmak dururken ne kadar çok kurbanı olduklarımız var?
Hz. İsmail kurbandı kurban!..
Nefsinin kurbanı olup babasına isyan etmedi. Ne yaptı?
Kur'an'dan okuyalım:  "Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. (37/SÂFFÂT-102) ve boynunu eğdi.
Nefsine kurban olanlar cümlesi "kurban"ın terim anlamıyla ibadet sadedinde ihlas ve menfaat açısından kurban kesen ve satanlardan olumsuz örnekleri çağrıştırıyor. Çok üzgünüm; gösteriş için kurban kesenler ve kestirenler, ibadeti kabahata dönüştürürken kurbanlık evsafta olmayan bir hayvanı kurban diye muhatabı kandırarak satanlar  da ibadeti ihanete çeviriyorlar.
İbadet-kabahat-ihanet..
Eskiler kurbanı sırat üzerinden sırtına binilerek geçilen bir araç bilirler ve ona göre kurbana alımından satımına, bakımından boğazlanmasına ihtimam gösterirlerdi.
Dostlar, kurbanı kurban mı ettik ne, farkında mısınız?
Bayramınız mübarek olsun.
Nice ismaili kurbanları kestiğimiz ve kurban dışında akan kan ve göz yaşının olmadığı bayramlarda buluşmak üzere…