Kahramanlar Geçidi

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Kahramanlar gördük.
Çağlar-çağları…
Asırlar asırları kovalarken…
İlk kahramanlar Peygamberlerdi.
İnsanlık onlardan öğrendi tüm kahramanlıkları…
Allah, kullarını cennete çağırıyordu.
Onları cehennem ateşinden kurtarmak için adeta her şeylerini feda ettiler.
Ondan sonra, arkasından tarih milyonlarca nice kahramanlar yetiştirdi.
Savaş meydanlarında, sosyal hayatta adı konulmadık nice kahramanlıklar yaşandı.
Bunların kimi yazıldı, kim, yazılamadı.
Ama Allah bu kahramanları ve kahramanlıkları izzetinde kabul etti.
Sonra şefkat kahramanları vardı.
Anneler…
Evlatlarına ve sevdiklerine karşı bu nazik ve nahif olarak yaratılan anneler parmak ısırtan kahramanlıklara imza attılar.
Çok safi, çok ince şefkat izleri idi bunlar.
Bu kahramanlık izlerinin akislerini yalnız asrımızda görme veya duyma imkanı bulduk.
Kahramanlık bir ideal işi idi.
Bir iman ışığı idi.
Kalpten kopup gelen bir feryadın eseri idi.
Bunu insanın ve diğer canlıların kalbine Allah koydu.
Yoksa insanlar vahşet ve kabalıkta hayvanlardan aşağı düşeceklerdi.
Peygamberleri, müceddidler takip etti.
Onlar aynı yolun yolcuları oldular.
Asırlarını bir projektör gibi aydınlattılar.
Son müceddid Bediüzzaman bunun harika örneklerini yaşattı.
"Ben kendi elemlerime tahammül ettim fakat alemi İslam'a indirilen darbelerin en önce kalbime indirildiğini hissediyorum" diyerek şunları ekliyordu kahramanlığına:
"Karşımda müthiş bir yangın var, alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor, o yangını söndürmeye koşuyorum" diyordu…
Ve bir çok evladını yangından kurtarmaya devam ediyor.
Kahramanlar geçiyor.
Kimselerden bir şeyler beklemeden…
Adlarını sanlarını kimselere duyurmadan…