Tartışma mı Sohbet mi?

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Edebiyatımızda önemli yer tutan Namık Kemal, bir Fransız filozofundan etkilenerek "Müsademe-i efkardan barika-i hakikat çıkar" yani fikirlerin çarpışmasından hakikat ışığı parlayacaktır, demişti. İlk bakışta çok ilginç bir söz gibi geliyor. Ama kaynağına bakınca çatışmacı batı kültürünün ürünü olduğu hemencecik ortaya çıkıveriyor. Üstat Necip Fazıl da bu sözü yorumlarken "Köksüz fikirlerin çarpışmasından ancak toz duman çıkar" diyordu.
Atalarımız, "Fikre saygının olmadığı yerde tartışma olmaz" demişler. Tartışma, bir konuda farklı görüş sahiplerinin fikir yürütmesi, münakaşa etmesidir. Her tartışmada inatlaşma ve çekişme bulunur. Bu nedenle Montaigne "Tartışmayla nereye varılabilir? Birisi doğuya gider, birisi batıya gider" diyor.
Aslında tartışmalarda, kazanan pek olmaz. Uzun tartışmalara inatlaşma ve zıtlaşma hakim olur. Dale Carnegie, "İnsan Bu Meçhul" adlı eserinde "Hiçbir tartışma, tartışma ile kazanılmaz" diyor. Orta yol bulunur mu? O da meçhul. Bir tartışmada mutlaka son sözü söyleyip işi tatlıya bağlayabilmek için, birinin "Kanaatimce siz haklısınız" demesi gerekir. O olmazsa sonuç, hüsrandır.
Münakaşa da bir nevi tartışmadır. Karşılıklı yapılan siyasi ve ideolojik beyanlar, münakaşa ve tartışmaların tipik örnekleridir. Bir de müzakere vardır ki bir konu hakkında karşılıklı olarak fikir söylemeyi, görüşmeyi ifade eder. Bu daha çok resmi niteliktedir. Herkes burada fikir beyan edebilir. Konu, böylelikle müzakere edilerek olgunlaşır.
Bu bağlamda ülke sorunlarının kamuoyunda tartışılması gibi bir konu vardır ki burada tartışma fikir beyanından, farklı düşüncelerin eleştirisinden ibarettir. Anayasa değişikliği, eğitim reformu, yargı reformu gibi tüm toplumu ilgilendiren konuların kamuoyunda tartışılması zorunludur. Bunun demokratik kurallar çerçevesinde konunun müzakeresi biçimde olacağı aşikardır. Belki farklı fikirler ve derin eleştirilerden daha doğru çözümlere ulaşabilir.
Bir de unuttuğumuz bir fikir meclisi daha vardır: Sohbet meclisi.
Sohbet, karşılıklı hoşça konuşma, söyleşiyi ifade eder. Topluluk halinde bulunurken de sohbet adabından uzaklaşılınca iş tartışmaya, kavgaya ve küslüğe kadar uzanır. Onun için Yunus Emre şöyle der:
"Erenlerin sohbeti, artırır muhabbeti, cahilleri sohbetten her dem süresim gelir."
Sohbet, gerçekten de insanlar arasındaki sevgiyi, muhabbeti artırır. Zıtlaşma ve inatlaşmanın olduğu yerde zaten sohbet kalmaz. Kahvede, lokalde, cemiyette, dernekte, hatta esnaf arasında da durum böyledir. Eski dönemlerde devlet adamları, önemli kararlar arifesinde konunun ehli olanlarla sohbet etmeyi tercih edermiş.
Özellikle aile içi sorunların çözümünde konuyu dışarı taşırmamak için daha dikkatli olmak gerekir. Eşlerin sesinin odadan taşması, tehlikenin yani aile içi çatlağın büyüdüğünün belirtisidir. Onun için konu alevlenmeden söndürülmelidir.
Bir defasında "Bir Yastıkta Kırk Yıl" adlı programda eşimle birlikte görev almıştık. Kırk yıllık evlilerle yeni evlenecek olanları tanıştırıp fikir alışverişi yapmak üzere planlanmış. Rehber ailelerle genç adayların bir araya geldiği bir toplantıda konunun uzmanı olarak bir öğretmen sunum yaptı. Önce slayt gösterileri, ardından aile içi sorunların çözümü ile ilgili önerilerini sıraladı. "Aile içi sorunları çiftler tartışarak çözmeliler" diye söze başladı. Her konunun aile içinde tartışılması gerektiğini ısrarla tekrarlayınca dayanamayıp söz aldım.
"Tartışma, batı kültürünün ürünüdür. Onda zıtlaşma ve kavga vardır. Bizim kültürümüzde sohbet bulunmaktadır. Aile içinde sohbet hakim olursa çözülemeyecek sorun kalmaz" diyerek söze başladım. "Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyince bu yanlış devam eder. Aile içinde de çözüm yolu olarak tartışma seçilirse, bunun sonunun nereye varacağını kestirmek mümkün değildir" diye sürdürdüm.
Kanaatimce aile içi sorunların çözümünde sohbet esas alınırsa sevgi, saygı ve muhabbet artar. Boşanmış veya parçalanmış aileler sorunuyla karşılaşılmaz veya bu durum en aza iner.
Bir sohbet kültürünü bırakıp tartışma kültürünü esas almaya başlar ve bunu medeniyetin bir parçası gibi görürsek iç barışı ve huzuru da sağlamakta zorlanırız.