Çanakkale İçinde...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Yıllarca gidip geldiğim bir şehirdi Çanakkale…
Adını her duyduğumda derinden derine "ahhhh" çektiğim bir şehirdir.
Yine yolumuz bu şehre düştüğü zaman, geçmişte Çorum'da edebiyat öğretmenliği yapıp Şaban Döğen dahil bir çok öğrenciye rehberlik eden, eski öğretmen okulları genel müdürü merhum Kadir Eren aklıma gelir.
Oğlu Doç. Dr. Selim kardeşim, yenge hanım ve kızımız hatırıma gelir.
Ah Kadir abi…
Müstesna bir insandı.
Dört dörtlük bir nur talebesi idi.
1979’da bir trafik kazasında ebedi aleme uğurlamıştık kendisini.
Bu defa Çorum Belediyesi'nin kültür gezisine katıldık hanımla.
İki otobüs halinde, bir akşam üzeri yola çıkmıştık.
İstanbul üzerinden, Tekirdağ ilimizi geçerek ulaştık Çanakkale'ye…
Ve şu mısralar ile karşıladı Çanakkale bizi.
"Dur yolcu!
Basıp gittiğin bu topraklar
Bir asrın battığı yerdir" diyordu.
Tüylerimiz diken gibi olmuştu.
İki yüz elli bin şehidin burada kol kola yattığı yerde idik.
Rehberimiz hanım kız heyecan içinde, bundan yüz yıl önce yaşananları anlatıyordu.
Adım adım Çanakkale'yi yaşıyoruz.
Mermi kalıntılarını,
Top ve tüfekleri.
Şehitlerin aziz ruhlarına fatihalar gönderiyoruz.
"Şu boğaz harbi dünyada var mı eşi?
Saldırıyor düşmanın dördü -beşi."
Gerçekte Çanakkale dünyada emsali az bulunan bir düşman sillesine maruz kalmıştı.
Eğer Çanakkale elden çıksa idi üç kıtada at koşturan şanlı Osmanlı tarih sahnesinden silinecekti.
Savaş hatıraları daha dün gibi hafızamızı canlandırıyordu.
Hemen hemen her aileden birini almıştı arasına.
Teyzemin beyinin babası da, dünürümün dedesi de bu topraklarda yatıyordu.
Geçmiş yıllara göre Çanakkale daha düzenli hale gelmiş.
İlk hatıra abide Demokrat Parti döneminde Merhum Menderes döneminde yapılmış.
Çanakkale'de hatırlananlar bir destanın adıdır.
Şimdi milyonlar oraya akıyor.
Kimi özel aracı ile,
Kimi tur kafileleri ile…
Çanakkale'ye adını koyan mekanın kalesi gerçekte bir çanak gibi olduğunu, kaleyi gezdiğim zaman anladım.
Bütün savaş silahlarının burada sergilenmesi hatıraları daha da berrak hale getiriyordu.
"Çanakkale anlatılmaz yaşanır" sözünü burada bir daha anladık.
Bediüzzaman hazretlerinin yedi cephede neden bu musibete maruz kaldığımızı anlatırken: "namaz, oruç ve zekatı ihmal ettiğimizden" bu felakete uğradığımızı anlatır.
Demek ki yaşadığımız musibetleri de bu mana ile değerlendirmeliyiz.
Çanakkale'de bizi geçemeyenler, Lozan'daki anlaşma ile bizi ruh ve maneviyat cihetinde ciğerimizden yaralamışlardı.
Bu yaralar hala kanamaya devam ediyor.
Fakat bu asil millet tekrar manevi hayatına dönüyor, Çanakkale tekrar geçilemiyordu.
Bursa ise başlı başına bir tarih hazinesidir.
Yetmiş bin veli ve evliyanın misafir edildiği bir kutlu şehirdir.
Yolculuğumuz bittiğinde sürurdu idik.
Bu yolculuğa vesile olan Belediye Başkanı Muzaffer Külcü kardeşime şükranlarımı arz ediyorum.