Çırpınırdı Karadeniz

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Şirin ülkemizin her bir köşesi bir başka güzel.
Yıllar boyu yollarını aşındırdığımız Karadeniz'de doğuya uzanan bir yolculuğa başlamıştık.
Yönetim kurulu üyemiz Mehmet Kovancı, Ziraat Mühendisi Nabi Alyakut, İbrahim Kaya ve Amasya'dan Oğuz Yiğiter ile bizim araçla yolculuğa başlamıştık.
Bir tarafta Karadeniz'in mavisi, karşı tarafında doyumsuz yemyeşil manzarası.
İşte Karadeniz budur.
Tefekkürü doyulmaz bir haz verir insana.
Van mevlidi için çıktığımız yolda muhtelif il ve ilçeler yolumuzun üstünde…
Samsun sahilinden ilerliyoruz.
Yolumuzun üstünde Ünye ilçesine uğruyoruz.
Dursun, İrfan ve Selahattin kardeşimiz ile kısa bir çay muhabbetinden sonra Ordu Toptepe'den orduyu temaşa ediyoruz.
Giresun'da konaklamamız gerekiyor.
Zira yolumuz uzun.
Büyük insanlar hep yükseklerde bulunmuşlar.
Bizlerde bu yükseklerden şehirlere bakıyoruz.
Dehşetli zatın musibetine uğramış milli mücadelenin bilinen isimlerinden Topal Osman'ın kabrinin burada olduğunu öğreniyoruz.
Sabahın daha ilk saatlerinde sahilden içeri girerek mesut bir ailede sabah kahvaltısına katıldıktan sonra Trabzon'dayız.
Bu ilimiz insanları gibi kendisi de hareketli.
Hizmet merkezimizde Batmanlı gençler okuma programı yapıyorlar.
Burada bulunan Toptepe’de Temel kardeşimin nezaretinde Ahi Evran türbesini ziyaretten sonra Kurtuluş savaşında büyük kahramanlıklarına şahit olduğumuz Ali Şükrü Bey'e fatihalar gönderiyoruz.
Üstadımızın Burdur'a nefyedilirken iki hafta kaldığı İskender Paşa camiinde ayak izlerini aradık.
Kimse misafir etmemiş mi idi, yoksa müsaade edilmedi mi idi?
Ah benim üstadım …
Hedefimizde Artvin ilimiz vardı.
Artık sahilden doğu Anadolu'nun içlerine doğru yol alıyoruz.
Avuç içi kadar toprağın olmadığı yeşilliler içinde tefekkür ederek gidiyoruz.
Artvin'den geçen Çoruh nehri üzerine yapılan iki muhteşem baraj şehre ayrı bir değer katmıştı.
Konaklama yerimiz Kars ilimiz olacaktı.
Ama önce Ardahan'a uğramadan olmazdı.
Kısa bir moladan sonra hareket ederek bir saat sonra Kars'ın merkezinde idik.
Merkezde bulunan dershanemizde gece istirahatinden sonra hedefimiz Iğdır ilimizdi.
Yolda haberleştiğimiz "Hizani" adıyla anılan İbrahim kardeşimizi aradık.
Cuma namazını şehrin merkezindeki camide kıldıktan sonra İbrahim kardeşim ile buluştuk.
Bu beraberliğe Yusuf Bey de iştirak etti.
Bizi şehrin dışına kadar uğurladı Yusuf Bey.
Artık Ağrı Dağı denilen Ararat Dağ muhteşem görüntüsü ile karşımızda idi.
Başında beyaz sarığı ve eksik olmayan bulutu…
Doğu Beyazıt'ta İshak Paşa Ssarayı'na uğradan geçmek olmaz.
Üstadımız daha on altı yaşında sarayın karşısında icazetini aldığı mekan ve Ahmedi Hani hazretlerinin türbesini ziyaretten sonra konaklayacağımız yer Ağrı ilimizdi.
Burada bizi Alihan kardeşimiz karşıladı ve misafir etti.
Türkiye'nin gündemine oturan ihtilal haberlerini burada öğrendik.
Van mevlidi ertelenmişti.
Tabi artık dönüş yolculuğuna başladık.
Erzurum'da kısa bir turdan sonra Erzincan'da idik.
Arif kardeşimizin nezaretinde hizmet merkezimizde kısa bir moladan sonra hedefte Sivas ilimiz vardı.
Bir akşamüzeri buluştuk Hüseyin Bey ve dostlarımız ile ders günü idi.
Gece faslından sonra gündüz Sivas’ın tarihi mekanlarını ziyaret ettik.
Ve yolcuğun son illerine doğru ilerliyoruz.
Tokat'ta bir Pazar günü Ali Paşa Camii'ne giderken Çorum'da lise tahsilini yapan Mustafa Güzel kardeşimiz ile tevafuken karşılaştık.
Ve son ilimiz Amasya idi.
Oğuz kardeşimin evinde kısa bir çay muhabbetinde eskimez dostumuz Halit Bey ve Oğuz kardeşimin kardeşi ile beraber olduktan sonra Amasya merkezinde adeta "Merkez Efendi" ünvanını taşıyan Engin kardeşimize uğradıktan sonra artık Çorum'da idik.
Nurani bir yolculuğumuz sona ermişti.
Ve ihtilal havası adeta hayatın ortasına oturmuştu.