Ah Mevlüt Abi

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Sevdiklerimiz bir bir aramızdan ayrılırken, bizler hüzünler ile onları yad ediyoruz.
Ölüm bu…
Zamanı takdir edilmiş bir gerçektir.
Ne eri, ne de ileri bir adım atılamaz.
İşte Mevlüt abi bu gerçeğin muhatabı oldu.
Acıları geçen yıl başlamıştı.
Mukadder yolculuğa adım adım yaklaştı.
Hemen hemen haftada bir telefonda hal-hatır sorardık.
Ben ondan kilometrelerce uzakta idim ama gönül bağımız hiç kopmadı.
Bursa’ya ilk taşındığım günlerdendi.
Umumi derste yanımda iri cüsseli ve vakur bir sima vardı.
"Tanışalım" dedim.
Sert ifade ile:
"Ben seni tanıyorum" dedi.
Pek oralı olmadı.
Meğer Çorum’a pazarlama için uğradığında bana uğrar gazete alırmış.
Sonra çarşı dershanemize bu heybetli zatı getirdi merhum Mehmet kardeşim.
Bir anda kaynaşmıştık.
Kaza yapıp ölümden dönmüştü.
Bu dershanemizin müdavimi olmuştu.
Hayat onu birçok zorluklar ile adeta haşlamıştı.
Feleğin bir çok acı ve tatlı çarkından geçirmişti onu.
Sosyal bir insandı.
Evi, benim evime de yakın olduğu için günlük olarak hep beraberdik.
Yıllarca derslere beraber gidip geldik.
O dünyaya sarıldıkça dünya ondan uzaklaşıyordu.
Hangi işe el atsa adeta elinde kalıyordu.
Heyecan ile hizmetlere koşturdu.
Takım elbiseli, kravatlı, düzgün giyimli idi.
Nurları okudukça zevki ve şevki artıyordu.
Hizmetin tadını almıştı.
Bu halleri eve de yansıyordu.