Bir Şaban Döğen vardı

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Vefat edeli beş yıl oldu.
Daha dün gibi…
Şaban Döğen...
Mütebessim bir sima…
Zarif bir çehre…
Gayret dolu bir hayat…
İlmen dolu bir zihin…
Benden bir yaş büyüktü.
Çorum İmam Hatip Lisesi'ndeki çalışkanlığı ve bir yılda iki sınıfı birden geçen bir dehası…
İleride üstün hizmetler göreceği her halinden belli oluyordu.
Nura talebe olmuştu.
Merhum Kadir Eren ağabey edebiyat hocaları idi.
Birinci Nur öğretmeni o idi.
Şaban Döğen, Mustafa Çalışkan, ve benim amca oğlu Ahmet Yücel ağabeyim…
Kadir bey bu üç sima ile cidden ilgilendi.
İmam Hatip mezuniyetinden sonra, Şaban ağabeyim Erzurum İlahiyat Fakültesi'nde okurken, Kars Sarıkamış ilçesinde vaiz olarak görev yapıyordu.
Mustafa Çalışkan ise ilahiyat tahsilinden sonra Diyanet İşlerinde muhtelif üst seviyede idareciliklerde bulundu.
Ahmet ağabeyim din görevliliğinden emekli olarak Nur hizmetinde istikamet ile hayatını devam ettiriyor.
Mustafa Çalışkan daha sonra Şaban ağabeyin eniştesi oldu.
Şaban Ağabey ise, Nur hizmetinde yıllarca fedakarane hizmet eden Şerafettin ağabeyin damadı oldu.
Burada evlilik hikayesini anlatmam lazım…
Kargı ilçesi küçük ve şirin bir ilçedir.
Şerafettin ağabey duymuş ki; Şaban evlenmek için muhtelif yerlere dünür gönderiyor.
Sonra, Şaban ağabeyi çağırarak:
"Kardeşim! Bizim kızımız nur talebesi birisi ile evlenmek isterken sen nurlarla ilgisi olmayanlara dünür gönderiyorsun, yarın annenleri gönder, bir konuşsunlar" der ve evlilik böylece gerçekleşir.
Şerafettin abi; "ilçenin zenginlerinden ve eşraftan oldukları için, "acaba verirler mi" diye endişe ettiği için dünür göndermemiş olabilir öncesinden...
Büyük bir gayret ile hem vaizlik görevini yaparken, hem de okulunu bitirerek öğretmenlik görevine başladı.
Son görev yeri İstanbul'du.
Öğretmenlik görevini yaparken, Nur Dlayt, Can Kardeş, Köprü ve Yeni Asya'daki makaleleri devam etti.
Bu süreçte dünya çapında bir esere imza attı:
"Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi..."
İki cilt olarak basılan eser, Türkiye'de ve dış dünyadan ses getirdi.
Daha sonra onlarca kitaba imza attı.
Gayret ve hizmet onun hayat halleri idi.
İki kızı bir oğlu vardı.
Büyük kızımız evli idi.
İstanbul'dan Kargı'ya dönerken kızımız ve torunu Hakkın Rahmetine kavuştu.
Bu büyük bir imtihan idi.
Sabretti Şaban ağabey ve yenge hanım…
Sonra oğlu Nurullah kardeşim Trabzon'da okuduğu matematik bölümünü bitirdi.
Osmancık'tan Sadık Nur talebesi Mehmet Karabudak kardeşimin kızı ile Nurullah'ı evlendirdik.
Hayat böylece akıp gidiyordu.
Bizim birlikteliğimiz nesebi kardeşten daha yakın olarak devam ediyordu.
İstanbul'a toplantıya her gelişimde evinde misafir eder, tatlı tatlı müsahabelerde bulunurduk.
Dersleri ile, konferansları ile, sohbetleri ile Şaban Döğen…
Hizmetler ile ilgili meselelerde itirazı olmayan bir dava adamı…
Hizmette, yıllarca istikamet ile hayatını devam ettiren Nurun bir kahramanı…
Muhtelif vesileler ile benim hazırladığım "Risale-i Nuru nasıl tanıdım" çalışmamı kitap haline getirip, kendi yayınevi olan Gençlik Yayınları’nda basmak istedi.
Ben de böyle bir çalışmanın Yeni Asya'da basılmasını istediğim için olmazda diyemedim.
Birbirimizi çok severdik.
Rahmetli dedem ve bizim aile ile ilgisi Çorum'da okuduğu zamanlar çok güzeldi.
Dedem kendisini çok severdi.
Birkaç ayda bir buluşur ve dertleşirdik.
Hayat bu…
Acıları ve sıkıntıları olurdu.
Her insana her şeyinizi paylaşamazsınız.
Bizler ise nesebi kardeş ile paylaşamayacağımız şeyleri beraber paylaşırdık.
Yaz ayları genelde Kargı'da ve yaylada kalırdı.
Yaylada güzel bir evi vardı.
Her Ağustos ayı ilk pazarında yapılan kır toplantısında burada bulunur hasretlik giderirdik.
İşte Şaban Döğen…
En son Çorum'daki yazlık evimde İbrahim Vapur kardeşimle misafir etmiştim.
Gece geç vakitlere kadar sohbetten sonra, sabah hanım Çorum mayalısı yapmıştı.
Çok hoşuna gitmişti.
Bunun memnuniyetini de hanıma söyleyerek, tebrik ve teşekkürlerde bulunmuştu.
Sonra rahatsızlandığını duydum.
Telefonda dahi görüşme imkanı yoktu.
Komaya girmişti.
Ah benim ağabeyim.
Vefat haberini alınca vurulmuşa döndüm.
Ama kader bu…
Yüzyılın hizmetini görmüştü.
Satırları ve hayatı ile imana hizmet etti.
Kitapları defalarca basıldı ve halen okunuyor.
Cenazesi Kargı'da defnedildi.
Asude bir mezarlıktır Kargı Mezarlığı.
Birçok Kargılı Nur talebeleri orada medfundur.
Kayınbiraderi olan Seracettin kardeşime sarılıp hüngür hüngür ağlamıştım.
Halende içim yanmaktadır…
Yurdun dört tarafından gelen Nur talebeleri ile ebedi aleme uğurladık
Mekanı cennet olsun.
İyi ki ebedi alem var...
Yoksa bu hicranlara nasıl dayanırdık?