Gerçek ve Görüntü

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Gerçeklerin sunuluşu, algılanışı ve kavranışı hızla nitelik mi değiştiriyor gezegenimizde? Modernite merkezli ideolojik tutumların tematik bir üslup farklılaşmasına uğradığı günümüzde,yani görüntünün yerine göre büyülediği, örttüğü, değiştirdiği, anlam sapmalarına,kaymalarına  uğrattığı sanal ve hakiki ortamlarda,zaman zaman  oluşan yanılsamalar sonucu, insanlık yeni sorunlar yaşıyor.
*
Geçmiş yıllarda bir şehrin parkında oturuyoruz. Bir grup insan, çoluk çocuk kadın erkek , tam yürüyüş şeridinde, top oynuyor. Futbolla yakar top karışımı bir oyun tarzı. Aslında tarz demek de doğru değil. Herkesin peşine koştuğu topu  tutan fırlatıyor ya da ayağında bulan ona tepmeye uğraşıyor. Oyun sırasında çarpışıp düşenler, birbirini iteleyenler,  önüne gelene bağıranlar, çığlık çığlığalar koşuşanlar..
Birkaçı ara sıra, soluklanıp soluklanıp,  avazı çıktığı kadar, öfkeli sesleniyor: 
" -Sert vur oğlum, kaleye kaleye!
-Vur,daha sert vur  yavrum,!
 -Değdiği yeri yaksın be!
-Topa çarp, fırlat topu!
"Haydi çalımla çabuk, durdur onu faulle,yenelim şunları.
-Canın mı yok içinde evladım?"
Gördüğüm manzarayı anlamak istiyorum. Oynanan top mu? Bu nasıl bir oyun ki!
Gelip geçene, çevrede piknik yapana dikkat eden yok. Yanımdakiler topun patlamasını istediklerini "keşke" diye diye  belirtiyorlar sık sık. Şöyle durup bakıyorum.   
Oyunun dili,yöntemi şaşırtıcı geliyor bana. Oyun bu nasıl olsa deyip geçiyorum.Ferahlıyorum.
*
Oyun olsa deyip devam ediyorum hatırlayışlara.
Yabancı bir ülkenin meşhur şehirlerinden bir görüntü vardı televizyonda. Hatırladığım kadarıyla kavşaktaki mobese kamerasına yansıyan bir trafik kargaşası. Hızlı bir araçtan kahkaha sesi işitiliyor. Motosikletli bir grup son gazla geçiyor ortalığı dumanlayarak, gürültüyle. Bir aracın hatalı geçişi, bir ışık ihlali, sayamadığım kadar kazaya sebep oluyor. Ölenler , yaralananlar, şoka girenler..
Hepsi bir ışık ihlaliyle başlıyor görüntüdeki durumlar.
Devamını bilemiyoruz tabii. Hız tutkusu,çarpmak, duyarsızlık..
Hayat, oyun değil elbette.Ancak, oyun gibi geliyor kişiye görüntüler.
Görüntüdeki trafiğin akışıyla sel arasında benzerlik mi var sorusu geliyor aklıma.
Doğrusu görüntüyü kavrayamıyorum hakkıyla.
*
Gezegenimiz acaip bir alem doğrusu. Eskiden, hayatımız modern etkilerle dolmadığı dönemlerde acaipliklerin, tuhaflıkların, şaşırtıcılıkların, garipliklerin, akıl ve mantık dışılıkların hep hayali olduğunu kanaat ederdim.  Bunların sadece kurmaca eser olan roman, hikaye, film, tiyatro, masal ve destanlarda olduğunu sanırdım. Hayattanmış meğer hepsi şu hayattan. Hayatın tam içindenmiş. Modernitenin gelişmişlik görüntüsü can sıkan  bazı insanlık gerçekliklerini örtebiliyormuş. İnsan, kolay kolay değişmiyor mu ne! Aklımız başımıza gelince fark eder olduk yavaş yavaş.
*
İşte bir haberden kalan anı.
Yabancı ülkenin  birinde. Büyük şehirlerinden birinin  sahili. Yüzlerce insan halka olmuş izliyorlar.Sanki,bir film sahnesinin çekimi yapılıyor. Neye bakıyorlar böyle merakla? Eli sopalı dört kişinin bir kişiyi dövüşünü seyrediyorlar. Sopalarla devamlı çarpıyorlar yerde kıvranana. Seyredenler de, dövenler gibi yerde kıvrananı suçlu sanıyorlarmış. Sonradan anlaşılıyor ki, o dört kişilik aile üyeleri yanlış adama saldırıp çevredekileri de inandırmışlar haklı olduklarına. Şahsı hastanelik etmişler. Eli sopalılar, muhabirin mikrofonuna , öyle sakin bir biçimde yanıldıklarını belirtiyorlar ki..
Hastanelik olanın hikayesini kim sora, kim anlata.
Keşke bu da oyun olsa demek istiyorum.
Evrensel yaşamın içeriğindeki  oyunla örtüşen gerçeğin ayırdına varamıyoruz artık bu çağda.Bu durum sanki, insanlığa ait olanın tersiyle yüzü gibi şu yüzyılda.. Dünyanın hamuru sertlikle, acıyla yoğruluyor modern zamanlarda, gerçek bu. Matematikteki dört işlemin toplaması, bölmesi, çıkarması ve özellikle çarpımı oyunun içine çokça yerleştirilerek hayat buluyor sorun olarak; kavgayla, şiddetle, yıkımla, çıkarcılıkla.
İnsanlık, gezegenimizi kapsayan barışa  ve huzura  hasret.