Ramazan Muhabbeti

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Cemaatle namaz kılmak üzere bir camiye gittim. Cemaatten biri sürekli öksürüyordu. Normal rahatsızdır dedim. Diğer vakit ve günlerde de o camiye yolum düştü, aynı cemaat yine öksürüyordu. Acaba müzmin bir hastalığı mı var. Yanında namaz kılana bulaşıcı bir şey olabilir mi? Ben yanında namaz kılsam ve o öksürse rahatsız olurum, acaba ya arkada bir yerde ya da evde namazlarını eda etse olmaz mı diye düşündüm.
Ben de öksürmeye başladım.
**
Geçen gün yaya yürüyordum. İftara bir saat vardı. Hava bulandı; yağmur yağacağı işareti vermeye başladı, hatta tek tük atıştırıyor, sağanak haline gelmesi an meselesi idi. Şemsiyem de yoktu. İçimden şöyle dua ettim: "Ya Rabbi! Sen bilirsin, nicelerinin şu anda kim bilir bu yağmura ne kadar ihtiyacı vardır ama benim durumum da bu" dedim. Birkaç adım attım; o da ne, yağmur sağanağa değil tekrar çiselemeye ve kesilmeye başladı. Hemen duanın kabul olduğu vakitmiş deyip acele acele "Ya rabbi günahlarımı affet, hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara da edalar nasip et" diye dua ettim.
İyi etmişim değil mi?
**
Yine bir camideyim, yatsı namazı için. Sünnet kılındı. Farza durduk ve kıldık. Yanımdaki dizime ellerini vurdu ve "içinden daha sessiz okusana duaları, beni yanıltıyordun" dedi. Ben de sadece baktım. O anda böyle bir tepki beklemediğimden sustum kaldım.
Sonradan "Allah Allah, ben yanımdakilerin duyacağı kadar sessiz okunanları sesli mi okuyormuşum" dedim. Ve teşekkür ettim ikazı için.
Teravih namazlarında sessizi sesli okuyorum, dilim aceleden ağzımdan fırlayacak gibi oluyor yine de bazı camilerde tesbihatı ve diğerlerini çıkıştıramıyorum.
Yaşlandık herhalde…
Bunun üzerine şu nükte iyi gider:
Sultan II. Abdülhamid devrinde bir Ramazan gününde sarayda teravih namazı kılınıyordu. İmam normal zamanda yatsı namazını ağır ağır kıldırdığı halde sıra teravihe gelince acele acele kıldırmaya başlamıştı.
İmamın arkasındaki safta bulunan Hemşinli Mahmud Efendi selamdan sonra dayanamayıp imama sordu:
- Yatsı namazını kimin için kıldırdın?
- Allah için.
- Hâşâ yatsının Allah'ı başka¸ teravihin Allah'ı başka mı? Onu neden yavaş kıldırıyorsun da teravihe gelince acele ediyorsun?
O sırada Hünkâr Mahfili denilen bir kafes içerisinde namaza eşlik eden Abdülhamid Han kafese vurdu ve imama şu emri verdi:
- Hoca haklı¸ dediğini yap!
Başka bir "hızlı teravih" hikâyesi de şöyle:
İri yarı bir adam olan İzzet Molla¸ Fatih Camii'nde teravih namazı kılıyordu. İmam alelacele kıldırdığı için de nefes nefese kalıyordu.
Namazın ortalarına doğru elinde fener olan birisi camiye geldi. İmamın selam verdiğini görünce şöyle hayıflandı:
- Eyvah yetişemedik!
Bunu duyan İzzet Molla da¸ canının acısını çıkaracak¸ akan terlerini soğutacak bir cevabı¸ yanındakilerin duyacağı kısık bir ses tonuyla konduruverdi:
- Biz içinde iken yetişemiyoruz a birader!
**
Malum Ramazan'ın yarısı geçtik. Oruç tutuyoruz, vakit namazının yanı sıra teravih namazı da kılanlardanız. Vakit namazlarında -alıştık- sorun yok ta Teravih namazı çeşit çeşit.. Hatimle kılanını, hafif hızlı kılınanı, hızlı kılınanı ve süper hızlı kılınanı. Yetmedi; Yatsı'nın farzı normal kılınıyor teravih çok hızlı vitir namazı yine normale dönüyor. 80 km hızla giden araba birden 40 km hıza düşmüş gibi.
Hemşinli Mahmud Efendi ne yapsın, İzzet Molla ne yapsın; serzenişte bulunmasın da..
Aşağıdaki nükte daha bir başka:
İki kafadar Ramazanda kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırarak para kazanmaya başlamışlar. Kadı efendinin bu durumdan haberi olunca bunları yakalatmış ve;
"Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının" diyerek kırk sopa attırıp salıvermiş.
İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:
"Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim" deyince diğeri:
"Yürü, yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı efendi Teravih namazını unuttu. Eğer hatırlarsa vay halimize."
**
Mevla Ramazanımızı mübarek, oruçlarımızı kabul, Bayrama sağlık ve afiyetle vasıl eylesin inşallah.