Bir Sahur Hikayesi

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Eskiden sahur yemekleri ağır olurdu.
Özellikle ağır işlerde çalışanlar için bu bir mecburiyetti.
Tarla ve bahçe işlerinde çalışanlar daha ziyade bu yiyecekleri tercih ederlerdi.
Eski evlerimiz genellikle bahçeli idi.
Bilhassa yaz ve bahar aylarındaki sahurlar bahçede hazırlanır ve bahçede yenilirdi.
Aileler kalabalık olurdu.
Çocuklar, torunlar, gelinler, dedeler ve nineler hep beraber yaşarlardı.
Bayanlar evlerinin işleri ile meşgul olurlardı.
Sosyal hayatta hanımlar şimdiki gibi olmazdı.
Evin bütün ihtiyaçları evin erkeklerinin omzunda idi.
İşte yine böyle bir sahur zamanı idi.
Evin büyük annesi kalkmış haymalık tabir edilen üstü kapalı çevresi açık mekanda, önceden yoğurdukları hamurun mayası gelmiş, sıra bunun yapılmasına gelmişti.
Büyük anne ocağın altını yakmış, gelinler de hamuru mayalı haline getirip, ocağın üstüne koydukları sacın üstünde pişirmeye başlamıştır.
Neyse mayalılar bir bir yapılır.
Daha sonra ev ahalisini gelinlerden biri uykudan uyandırır.
Sofra kurulur bahçeye.
Besmele çekilir ve başlanır.
Fakat evin büyük babası her sahurda dokuz mayalı yer.
O sahurda kendisine sekiz mayalı düşer.
Neyse sahur vakti biter, eller yıkanmış, abdestler alınmış, ezan okunmak üzeredir.
Büyük baba Devane Semti'nden, Çorum'un meşhur Ulu Camisi'ne gitmek üzere yola çıkmıştır.
Giderken kafasına bir şey takılır.
Mehmet Efendi biraz safçadır.
"Ben her sahur dokuz mayalı yerdim, bir mayalım noksan oldu. Acaba bu orucuma bir zararı olur mu?" diye tereddüte düşer.
Neyse sabah namazı kılınır.
Mehmet Efendi, Hoca Efendi'nin yanına gider, selam verir.
"Hocam bir müşkilim var."
"Söyle Mehmet Efendi."
"Efendim ben her sahurda dokuz mayalı yerdim, hanım bu sahurda sekiz mayalı verdi. Acaba bunun orucuma bir zararı olur mu?"
Hoca Efendi bakmış bu safi kalp insana şöyle demiş:
"Mehmet Efendi yanında hoşafı var mı idi?"
"Evet hocam vardı."
"O zaman bir şey lazım gelmez, kalbin rahat olsun"
Mehmet Efendi'nin endişesi izale olmuş ve evinin yolunu tutmuş.
Bu menkıbe bir zaman Çorum aleminde yaşanmış bir hikaye olarak anlatıp durulmuş.