Çanakkale Gezisi -2-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Deniz  Müzesi'nin ardından Aynalı Çarşı ve ver elini Bursa.
Bursa'da Osman Gazi, Orhan Gazi ve Bursa Ulu Camii ziyaretleri ön planda.
Çanakkale olduğu gibi grubumuzun yapısına uygun bir bay bir de bayan rehber bize eşlik etti.
Bursa'yı padişahlar ve evliyalar şehri diye tanıtan rehber hanım, Bursa'da medfun padişah ve evliya isimlerini bilip-bilmediğimizi kontrol etti. Sonra da kendisi padişah ve evliyaları bir bir saymaya başladı.  
Çekirge Hamamı'nın hikayesini anlattı.
Özellikle erkek rehber Bursa Ulu Cami içindeki süslemeler ve müştemilatla ilgili bilgiler verdi, her bir yazının ve yerinin önemini anlattı. Çok enteresandı tabii.
Mesela şadırvanın etrafındaki direklerin üst kısmına Âyete'l-Kürsi yazılmış. Üç kapılı Ulu Cami'nin doğu ve batı kapılarının üstünde iki büyük levhada Büruc sûresi'nin son üç âyeti birbirini tamamlar şekilde yazılmış.
Rehberler ellerinden geleni yaptılar.
Alış-veriş konusunda yönlendirme yapmaları biraz hoş değildi. Bir kısım dükkanlarla bağlantı içinde oldukları izlenimi veriyordu.
Firma yetkilileri öğrencilerle gereğinden fazla ilgileniyorlar ve başlarında giden hocalarına fırsat vermiyorlar. Bazen görev çatışması bile olabiliyor.
Sağ salim, kazasız-belasız yatsı önü sıra yola çıktık ve sabah 07:30'da Çorum'a geldik.
**
Çanakkale Gezisi'ni tertip edenlerin amaçlarından en önemlisi milli şuur vermektir.
Aşağıda bu şuur ve ruhtan uzak olup-olmadığımıza konu olan bir olayı sizlerle paylaşmak isterim.
Dönemin Başbakanı Turgut Özal zamanında gerçekleşmiş bir olay şöyle anlatılır:
Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişler:
Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!
Turgut Özal şaşırmış ve nasıl diye sormuş? 
Şöyle anlatmışlar:
Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. 
Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazagi'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: 
Eğer az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.?
Özal'ın bürokratlarından biri atılır:
Ama bizim Hiroşima'mız yok ki!?
Japon uzmanın cevabı tokat gibidir:
Sizin Çanakkale'niz on Hiroşima eder!?
**
Dönüş yolunda sabaha doğru otobüsün radyosunda şu şarkı çalıyordu ve sözleri manidardı:
Dünyada ne günler yaşadım gördüm
Bir bahar gibiydim kışlara döndüm
Artık her arzumu kalbime gömdüm
Hayat sen ne çabuk harcadın beni
 
Gençliği gönlümde bitmez sanırdım
Hayat ben hep seni böyle tanırdım
Çaresi olsaydı ömür alırdım
Hayat sen ne çabuk harcadın beni
 
Perişan gençliğim üzgün bakıyor
Kalbimi bir korku sarmış yakıyor
Şimdi gözlerimden seller akıyor
Hayat sen ne çabuk harcadın beni
TEŞEKKÜR: Çorum Belediyesi'ni bu muhteşem etkilinden dolayı gerçekten teşekkür ederiz.  Ücretsiz bir şekilde üç günlük bir ziyaret, hem de rehber eşliğinde. Takdire şayan bir hizmet.
TEBRİK:  Malum, Ramazan ayı'na besmele çektik. Cep telefonuma gelen bir mesajda "Her kim Ramazanın başlangıcında müslüman kardeşini bir Ramazanı daha gördüğü için tebrik ederse ALLAH ona cehennem ateşini haram kılar, Sahabeler bu aya helalleşerek girerlermiş"  denilmekte. Biz de  bu duygulara katılıyor, Ramazan-ı Şerif mübarek olsun, diyoruz.