Hayat Dediğin

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İnsan, sanki her an kalın ve kaygan bir buz üzerinde şu modern dünyada.
 Düşmemek için daima dikkatli olmak mecburiyetiyle karşı karşıya.
Düşerse, kaya gibi sert buza çarpacak kendini, kolunu kanadını kırabilir.
Düşerse;  buza, buz gibi soğuk zemine düşecek, üşüyecek haliyle. Tez vakitte  kalkamazsa donabilecek.
Sürekli dikkatli olmak,  dengeyi muhafaza etmek. 
Asıl mesele bu sanırım.
Hayat, dengelerin ikliminde meyvesini oluşturuyor.
Her çağda  hakim zihniyetlerin insanlığa sunduğu değerlerin oluşturduğu bir bakışın varlığı bilinir. Modernizm bu dönemin içini dolduran bir anlayış.
*
İnsan ilerlerken hayatın dengelerini bozuyor.
Modernizm anlayışında  insan mutluluğu ve diğer kazanımları için "şimdiki zamana" hakim olmayı önemserken, "benlik" merkezli düşünüyor genelde.
Birey, benlik tavrıyla öne çıkıyor.
"Biz," ihmal ediliyor.
Kendince yeni ortamlar, yeni koşullar peşinden koşarken şartları sürekli zorluyor modernist kişi. İşte iklim değişimleri.  İşte çevresel sorunlar. İşte hava kirliliği. Hepsi insanın eseri.
*
İnsan tüketiyor.
Harcıyor insan her şeyi.
Modern insan tüketme yarışında sanki.
Sadece maddi kaynakları harcamıyor. İnsanı olgunlaştıran etik değerlerin de içini boşaltıyor sanki.
Hak, dostluk, hoşgörü, vefa, yardımseverlik…
Eski denilen kimi değerler geri plana itilirken, yenilerini üretememek gibi bir durumu ortaya çıkarıyor  modernist arayışlar, yenilenme cabaları.
*
Hayat, sanallaşıyor.
Hayat denilen akışlar, durumlar, yaşantılar, insan ilişkileri, üretim ve  tüketimler "sanal" karaktere bürünüyor. Sanallık; zamanı, mekanı ve ilişkileri farklı boyut, nitelik ve içeriklerle oluşturma- biçimlendirme imkanına sahip. Anladığımız kadarıyla konu sadece teknolojik unsurların kullanımından kaynaklanmıyor. İnsanlık, küresel ölçekte dönüşüyor. Hız  ve mekana bağlanmayan insan ilişkileri eski dünyanın hayat anlayışını dışarda bırakma noktasına ulaşıyor en küçük bir rekabetçi yaklaşımda.
Kelimeler aynı.
Hayaller aynı.
Ana temalar aynı insan için.
Böyle sanıyoruz.
Fakat, modernist akış hayatı bizim öğrendiğimizden farklı bir özellik doğrultusunda dönüştürüyor. Örneğin kalp, duyarlılığıyla değil başka halleriyle sanat eserlerinde ses veriyor artık.
Hayatın nabzıyla  kalpten gelenin buluşması belki de insanın aradığıdır.