Seyahat Ediniz -3-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ama doğunun kendine has güzelliklerini, insanlarının cana yakınlığını, yerleşim yerlerindeki dini atmosferi bir görmek lazım.
Minarelerden mescitlere, camilerden dini külliyelere kadar dinin ne kadar önemsendiğini ve benimsendiğini bizzat müşahede ediyoruz.
Tatvan'dayız.
Bu ilçenin büyük ve mistik camisin deki cemaatin yoğunluğu ve şehirciliğine hayret ettik.
Kısa bir ziyaretimiz Bitlis ilimize ve Veysel Karani Türbesi'ne oldu.
Bitlis’te üstadımızın esir alındığı köprünün altında bir müddet dinlendik.
Ve Van ilimize yaklaşırken önce Van Kalesi'ni görürsünüz.
Temsilciliğimizi burada rahat bulduk.
Nur fedailerinin burada hazır olduğunu müşahede ettik.
Temsilcimiz Ahmet Yaprak ve eğitimci ve yazarımız Mikail Yaprak'ında tatil vesilesi ile burada bulunduğunu gördük.
Sahura kadar yapılan muhabbet ve muhasebeler hep böyle şekillendi.
Sabah namazından sonra yine dost ve kardeşlerimiz ile beraber idik.
Fakat yolumuz uzun idi, davamız çetin.
Burada Ali Kanıbir ağabeyi Adana’ya uğurladık.
Kafilemiz dört kişi kalmıştı.
Burada bizi kadim dostumuz ve kardeşimiz Şemsettin bey karşıladı..
Kısa bir muhabbetten sonra iftar yemeği için bir araya geldik.
Teravihi ise Muş’un türküsüne vesile olan yolun yakınındaki hizmet külliyemizin terasında kıldık. Ve tarihi Ulu camiinin önünde akşam çaylarını yudumladık.
Eski Muş'un yerleşim yeri burası imiş.
Ramazan kardeşimin müzahereti ile sahur muhabbeti yaptık.
Yine sabah olmuştu.
Şemsettin kardeşimin uğurlaması ile hedefimizde Bingöl vardı.
Bu hükümetin yaptığı iyi işlerden biri yollar idi.
Bir çok yollar çift şeritli hale gelmişti.
Gerçi sık sık yol çalışmalarının devam ettiği yerler de vardı.
Nihayet Cuma namazına Bingöl'e ulaştık.
Şehirde bir hareketliliğin olduğunu fark edince sorduk:
"Neden bu kalabalık?"
Meğer o gün Başbakan hava alanının açılışını yapacakmış.
Cuma namazını şehrin büyük camisinde kıldık.
Son ziyaret yerimiz Genç ilçesi idi.
Yıların eskitemediği Mehmet abi ve eğitimci Ahmet kardeşim ile, bize Bingöl eşlik eden ağabeyimiz ile Mehmet ağabeyin evinde kısa bir dersten sonra dağlardan ve ovalardan geçerek Diyarbakır'a ulaştık.
Yolculuğun en zor ve hüzünlü hali ile karşı karşıya geldik.
Ayrılacaktık.
Uzun bir maratondan sonra Hasan kardeşimin nezih kaptanlığı ve bizi tebessüm ettiren fıkraları ile Tahir ağabeyin ateşin ders ve muhabbetleri ile Diyarbakır’da idik.
A. Malik kardeşimin, yenge hanımın dayısı ile buluşturduk.
Tahir beyle helalleşerek ve Hasan kardeşim ile son olarak kucaklaşarak vedalaştık.
Yorucu olmasına rağmen oldukça feyizli bir gezi olmuştu.
Yörenin sıcağına ve olumsuz hallerine rağmen bir defa ne polis nede askeri ile noktalarda durdurulmadan.
Dileriz bu hallerin kıyamete kadar devam etmesi…
Barış ve huzur içinde,
İman ve Kur'an hizmetinde usanmadan devam ederek…
Son olarak Ankara’ya indiğimde Pursaklar'da Yönetim kurulu üyemiz, saçlarını hizmet ile ağartan Sami Cebeci ağabey ile bir teravih sonrası, kısa bir meyve muhabbetinden sonra Çorum'a ulaştım.
Bütün gördüğümüz ve buluştuğumuz ağabey ve kardeşlerimize şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi iletiyoruz.
İşte seyahatin sıhhat ile neticelendiği şey bu idi.
Mutlu ve mesut idik.
Sağ olun, var olun.