Seyahat Ediniz -1-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Bu nurlu tavsiyeye uydu ehli iman…
"Seyahat ediniz, sıhhat bulunuz"
Türkülerde dile getirilen:
"Seyyah olup şu alemi gezerim" sözü bir çok manaları dillendiriyordu.
Gıyabi bir duanın neticesi mi, yoksa benim haleti ruhiyem mi bilemiyoruz.
Seyahati bu anlamda yıllarca çok sevdim.
Misafirlik ve ev sahipliği usul ve kaideleri oldukça önemlidir.
İnsan, sayıldığı ve sevildiği yere misafir olmalı…
Sevilmeyen misafir ev ve hane sahibine bir sırtında yük gibidir.
Bu denge iyi muhafaza edilmelidir.
Eskilerin kervansarayları bu vazifeyi ifa edermiş.
Yolcunun üç gün kalışı ile bütün masrafları kervansarayından karşılanır, merkebine veya atına da bakılırmış.
Şimdi böyle hallerin yaşandığı mekanları bilemiyoruz.
Devlet konuk evleri veya benzeri kurumlarda ancak ücret ile kalabilirsiniz.
Bediüzzaman hazretleri Darulhikmeti İslamiye’de görevli iken maaşını yeğeni Abdurrahman muhafaza edermiş.
Birinci cihan savaşında iki yıl gönüllü Alay komutanı olarak görev yapan Bediüzzaman, savaş esnasında kaleme aldığı İşaratül İcaz adlı eserini İstanbul'da bastırmak ister.
Merhum, şehit Enver Paşa kağıdını temin eder.
Matbaa ücretini de Bediüzzaman hazretleri karşılayacaktır.
Neyse kitabın tabı bitirilir.
Bediüzzaman Abdurrahman’a:
"Abdurrahman git matbaacının ücretini öde" der.
"Amca ben bu paraları memleketimizdeki harap olan evimizi yaptırmak için biriktiriyordum, şimdi sen bir de bu kitapları meccanen dağıtacaksın" diyerek ağlamaya başlar.
Bediüzzaman yeğenini teselli eder.
"Üzülme Abdurrahman, bir gün gelecek, her yerde bizim evlerimiz olacak" der.
Ve bugün sadece ülkemizde değil, dünyanın her tarafında evlerimiz ve dersanelerimiz vardır.
Yıllarca Nur talebeleri bu mekanlara yatırım yaptılar. Misafirleri ağırladılar, onlar ile hasretlik giderdiler.
Gerçek yatırım bu idi.
Ecdadın verasetine sahip çıkanlar oldular.
İşte yolculuğun temel gayesi bu idi.
Van mevlidi vesilesi ile yaptığımız on günlük geziden sonra, umumi meşverette alınan karar gereği, kısa bir İstanbul toplantısından sonra, Bursa, Gemlik, Yalova, İzmit ve Gebze yolu ile Diyarbakır'a ulaştık.
Bursa'da her yıl gerçekleştirilen mezunlar pikniği şiddetli yağış nedeni ile iptal edilmişti.
Bundan sonra ilk uğrak yerimiz Gemlik oldu.
Kısa bir muhabbetten sonra, cıvıl cıvıl hareket halinde olan yavruların Kur'an Kursu ve risale okumaları ile dershaneyi dolduran çocukları tebrik ettik.
Yolumuza Tevfik ağabey de yolcu oldu.
Yaşına ve hastalığına aldırmadan hizmetlerine devam eden bu ağabeyimin hali bir çok nur talebesine örnek olmuştu.
Orhangazi’de kıldığımız öğle namazından sonra Yalova’ya ulaştık.
Orada Nafiz ve Burak kardeşim ile buluştuk.
Serin Köy adlı mahalde o akşam ders olduğunu belirttiler.
Bizler her zaman ev sahibine tabi olduk gittiğimiz yerlerde.
Böyle olması gerektiğini ilk defa, bölge temsilciliği yaptığım on iki müddetince ve daha sonraki yıllarımda faydasını gördüm. Kutlular Ağabey:
Bana şöyle demişti:
"Bak kardeşim:
Gittiğin yerde nerede yatırırlarsa orada yat.
Ne yedirirlerse ye,
Nereye götürürlerse oraya git rahat edersin.
Eğer onların işlerine müdahale edersen ikinci defa onun acısını senden çıkarırlar"
Ben de yıllarca bu tavsiyeye uydum ve rahat ettim.
Serin Köy hakikaten tabi güzelliği bir harika idi.
Ankara’dan hizmet ehli kardeşim İbrahim İriboz'un da ailece burada olması bizleri sevindirdi.
Ve akşam ders mekanındayız.
İsmi üzeri, hakikaten serin bir belde burası.
Dersi bahçede yaptık.
Ve kazaksız ve montsuz oturamadık.
İstanbul'dan ve çevreden buraya serinlemek ve tatil için gelenler ile nurlar okundu.
O akşam Tevfik ağabey Gemlik'e döndü bende Nafiz kardeşimin evinde misafir oldum.
Müstakil evi ve Anadolu ev sahipliği ile harika bir muhabbet halkası vardı.
Damadı İbrahim kardeşimi Fatsa’da lise yıllarından tanırdım.
İkinci durak yerimiz Karamürsel olacaktı.
Fakat Zahir ağabeyin İzmit’te olması nedeni ile İzmit'e geçtim.
Bu ilimiz yıllardır hizmetlerin müstakim olarak yapıldığı yerdir.
Gazete büromuz şehrin merkezinde ve daima faal olarak açıktır.
Gündüz dost muhabbeti ile zamanımız geçti.
Akşam ise Kandıra’ya derse gittik.
Bu ilçeye ilk defa gidiyordum.
Rıdvan ve Salih ağabeylerin mihmandarlığında şirin ilçeye ulaştık.
Has bir cemaat ile ders ve muhabbetten sonra gece tekrar İzmit'e döndük.