Yazıya Geçirmek

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İnsanlık, yazı ile uygarlaşma sürecini hızlandırdı. Yazıyı kullanarak birikimini önüne koydu. Böylece gelecek kuşaklara yapacağı aktarımları kitaplaştırdı, kütüphaneleri doldurdu. Okuma, eğitim ve öğretimin en önemli etkinliği olarak ortaya çıktı.  Okumak, hem okullaşmayı, hem de yazılı kaynaklardan faydalanmayı ifade etmekte.
Okumak gelişim için gereklidir hiç kuşkusuz. 
Ya yazmak?
Yazan olmasa ne okuyacağız?
Sadece geçmişte yazılanlarla yetinmek olur mu?
Yeni eserlerin kaleme alınması, yeni kitapların basılması hayatın zenginleşerek devamı için son derece gereklidir.
*
Yeni olan her kitabı elime alışımda kültür ve uygarlık anlamında güzel bir faaliyet daha yapılmış diye düşünürüm.
Eğitimci yazar Muzaffer Gündoğar'ın kalemi işlek. Durmadan yazdığını biliyoruz. "Baldan Yaman Tadı Var."  Muzaffer Gündoğar'ın okuma imkanı bulduğum son eserinin adı bu cümle. Muzaffer Gündoğar yazıp dosyaladığı edebi çalışmalarını kitap olarak okuruna sunmaya devam ediyor. "Çeşitli konularda 64 dosyasının kitaplaşmayı beklediğini kendi kaleminden öğrendiğimiz Gündoğar, bu eseriyle onbirinci kitabını yayınlamış oluyor.
Kitap (Çorum, 2015), yedi bölümden oluşuyor. 64 sayfalık eserin ilk altı bölümü kısa öykü formunda anı- anlatılar. Son bölüm ise, iki sayfayı bulan öğretici manzume özelliği taşıyor. "Birlikten Güç Doğarmış" başlıklı bu metin, başlığındaki temayı şiirsel olarak, sade bir dille anlatıyor.
Kitaba adını veren bölüm, diğer bölümler gibi bir yaşanmışlığı sunuyor bize. Okul ortamında yaşanan olay, kitabın önemini açıklayan özlü bir öykü havası taşıyor. İşte metnin temasını yüklenen bilmece:
"Bin bir türlü adı var
Baldan yaman tadı var
Ne ağaçtır, ne kuştur
Yaprağı, kanadı var."
Muzaffer Gündoğar bize bu eseriyle bir kez daha hayatın doğal akışı içerisindeki insanın yolculuğunu anlatıyor. Farklı zaman ve mekanlardaki sosyal ortamların, değişik durumların yüreğe dokunan yanlarını yalın bir biçimde aktarıyor. Hepimiz yaşıyoruz sevinçleriyle, acılarıyla, kavuşma ve ayrılık halleriyle hayatı. Fakat bunları hayatımız üzerinde düşünmek, yaşanmışlıkları tartışmak, yorumlamak için kaçımız kaleme almayı deniyoruz? Kitap bize yaşadıklarımızı sadece sözlü olarak anlatmayı değil, yazmayı da öneriyor. Gündoğar'ın eseri okuyucusunu yaşadıklarını hatırlamaya, güzelliklerini paylaşmak için de yazma daveti niteliğinde bence.
Eserin içeriği zengin. Genel hatlarıyla bakıldığında bile bir çok temanın işlendiği görülüyor kitapta: Aile, eğitim, öğretim, kültürel gelişim, yardımlaşma, büyüğe saygı, küçüğe sevgi, sabır, kanaat, evlat sevgisi, sosyal sorumluluk.. Eserin her cümlesi yazarın insanla bu temalar bağlamında samimi söyleşisi niteliğinde. Anlatımdaki sadelik, hayattaki doğallık havasını hissettiriyor. Bizde de yaşadıklarımızı yazma isteği uyandırıyor.
Büyük bölümü anı-anlatı niteliği taşıyan eseri okurken, yaşadıklarımızı yazmadan onun üzerinde sanat ve bilim bağlamlı çalışmalar yapamayız yeterince diye düşündüm. Dilerim, Muzaffer Gündoğar'ın basıma hazır olduğunu öğrendiğimiz diğer eserlerini de kitap olarak okuma imkanına kavuşuruz.