Evlilikte Denklik

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Bizde bir tabir vardır; davul bile dengi dengine. Bu, evlilikteki denkliği anlatan çok güzel bir ifadedir. Çobanın ağanın kızına, fabrikatörün oğlunun tezgahtar kıza aşkını veya bunun tam tersi aşkları konu alan pek çok roman, film ve dizi bulunmaktadır. Bazıları imkansızlığı, bazıları da bu evliliğin getirdiği sorunları işlemektedir. Zaten böyle bir olayı ailelerde toplum da yadırgamakta ve gelişmeleri endişeyle izlemektedir.
İslam hukukunda kefaet, küfüu kavramlarıyla ele alınan evlilikte denklik konusu, bir sıhhat şartı yani nikahın sahih olabilmesinin temel şartı olup olmadığı tartışılmış, çoğunluk müçtehitlere göre nikahın temel şartı olarak görülmemiştir. Yani denkliğin olmaması, esas itibariyle bir evlilik engeli değildir.
Denkliğin evlenecek eşler açısından öneminde, eşler arasında uyumun ve evlilik birliğinin devamının sağlanmasında önemli bir etken olduğu şüphesizdir. Evlilikte eşler arasında denkliği, evliliğin sağlam temeller üzerine kurulması açısından dikkate alınmasında fayda görülmektedir.
İslam alimleri, denklik konusunda farklı maddeler sıralamışlarsa da Hanefi fıkıh bilginlerine göre denklik, altı yönden ele alınmıştır.
1-Mülüman oluşu,
2-Dindarlığı,
3-Hür olup olmayışı,
4-Soyu,
5-Mal ve zenginliği,
6-Mesleği.
Denklikle ilgili Kur'an-ı Kerim'de bağlayıcı bir hüküm yoktur. Hadislerde ise konu, hukuki bir şart ve gereklilik olmaktan çok eşler arası uyum ve ailenin devamlılığını sağlayıcı bir tavsiye ya da sosyal bir realite olarak zikredilmiştir. Bu konuda en açık ifade, şu hadiste yer almıştır: "Kadın dört şey için nikah edilir: Malı, soyu-sopu, güzelliği ve dindarlığı için. Sen bunlardan dindar olanı araştır, bul, mutlu olursun."
Eş seçiminde mal ve zenginliği ön plana çıkaran fırsatçılar için Peygamber Efendimizin şu uyarısı unutulmamalıdır: "Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin bir fitnesi de maldır."
Yine Hz. Peygamber (sav), ashabını şöyle uyarıyor: "Size, dininden ve huyundan memnun olduğunuz biri gelince ona kızınızı veriniz. Eğer yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük fesat çıkar." Ashap sordular: "Ya Resulallah, onda fakirlik ve asaletsizlik varsa?" Bu soru üzerine Hz. Peygamber (sav), "Size dindarlığını ve huyunu beğendiğiniz bir adam kız istemeye gelince onu evlendiriniz." Buyurdu ve bunu üç defa tekrarladı.
Bu ve benzeri hadislerden de anlaşılacağı üzere evlenecek eşlerde inanç ve ahlak esas alınmalıdır. Yüz güzelliği, mal ve mülk geçici cazibelerdir. Halk arasında "Yüz güzelliğine kırk günde doyulur ama huy güzelliğine kırk yılda doyulmaz" derler. Bu, yüzyılların tecrübelerinin özü ve özetidir.
Denklikle ilgili islam bilginleri kesin bir ölçü koymamışlardır. Bunun günün şartları, anlayışları ve değerlendirmelerine değişebileceğine işaret etmişlerdir. Erkeğin veya kadının sanat ve meslek bakımından denkliği, yaşadıkları toplumun telakkilerine göre farklılık arz edilebilir. Dünün çok geçerli mesleğinin yerine bugün farklı meslekler popüler hale gelmiş olabilir.
Sosyal statü yönünden de evlenecek çiftlerin denk olmasında yarar vardır. Mesela ilkokul mezunu bir genç, üniversite mezunu bir kıza aşık olurken iyi düşünmelidir. Bir markette işçi olarak çalışan bir kız da patronun oğluyla evlenme hayalleri kurarken de iyi düşünmelidir. Birinde kültür, diğerinde maddi düzeyde önemli farklılıklar vardır. Daha dünürlük aşamasında pürüzler ortaya çıkmaya başlar. Aşkın gözü kördür deyip evelenseler bile bu statü farkı, başlarına bela olur, mutluklarına gölge düşürür.
Bir de sırf zenginliği veya mesleği yönünden bütün kusurların göz ardı edilmesi durumu vardır ki toplumumuzun en büyük yarasıdır. Günümüzde Müslüman ailelerde büyüyen kızlar doktor, avukat, mühendis ve fabrikatörle evlenmek için dindar olmayan, ahlaki hiçbir değer yargısı tanımayan muhitlere gitmekte, muhafazakar erkekler de dini hassasiyeti olmayan kızlarla evlenmektedir. Böylece islam ailesi, iki yönden darbe yemektedir. Özellikle dindar olduğunu söyleyen ailelerin bu konuda daha duyarlı olmaları gerekir.
Evlenecek kişilerin zamanımızda anne-babasının fikrini almadan günü birlik heyecan ve zevke dayalı kararları, ailede ve toplumda onulmaz yaralar açmakta, parçalanmış ailelerin çoğalmasın da neden olmaktadır.
Denklik; sadece tahsilde, kültürde, sosyal statüde, meslekte aranmamalıdır. Denklik; edepte, ahlakta, huyda ve inanç birliğinde de aranmalıdır. Eşlerin yemek kültürlerindeki farklılıkların bile aile geçiminde zaman zaman sorun teşkil ettiği bir ortamda dinleri ve dilleri ayrı insanların uyumunun kolay olacağını söylemek mümkün değildir.
Öyleyse evlilikte denklik, çok boyutlu bir konudur. Zamanın şartlarına ve islam ölçülerine göre yeniden iyi değerlendirilmelidir. Zira mutluluğun sırrı, buradadır.