Çanakkale Gezi Notları -1-

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Mayıs'ın (2016) ikinci haftası içinde iki grup öğrenci kafilesi ile Çorum Belediyesi'nin "Çorum Ecdadın İzinde Çanakkale Yolunda" projesi kapsamında Çanakkale Gezisi'ne katıldık.
Gidiş güzergahı; Çorum-Merzifon-Osmancık-Tosya-Bolu-Silivri(İstanbul)- Gelibolu(Çanakkale).
Program kahvaltı ile başladı.(07:30).
Gruplara  rehber tahsisi  çoktan yapılmış bile. Kahvaltı esnasında kendilerini hissettirdiler. Rehberlerin yerlerinde duramaz tavırlarından bizi yorucu bir gün beklediği anlaşılıyordu. Aldığım notta bir yanlışlık yoksa rehberimizin adı; Gönül Karadeniz idi.
Gezdiğimiz yerleri sırası üzerine tam olarak hatırlamasam da hatırladığım kadarıyla ve rehberin anlattıklarına dayanarak  edindiğim  izlenimleri sizlerle paylaşacağız.
Kahvaltı sonrası ilk ziyareti Namazgâh Tabyası'na yaptık. Rumeli Hamidiye Tabyası, Seyit Onbaşı Anıtı, Rumeli Mecidiye Şehitliği ve diğer Şehitliklerle devam ettik. Öğle vakti Alçıtepe Köyü'ne vardık. Günün geri kalanı  yemek, namaz ve ziyaretlerden sonra Çanakkale Şehitler Abidesi ve yine şehitlik, siper ve anıt ziyaretleri ile Anzak, İngiliz ve Fransız asker anıtlarını görerek sürdü.
Conkbayırı Mehmetçik Kitabelerinin anlamlı bir duruşu var:
Elin ayası, dua eder gibi semaya çevrilmiş açık vaziyette beş parmak/beş kitabe ziyaretçilerine çok şey anlatıyordu.
Yahya Çavuş Şehitliği'ndeki şu dörtlük o günlerde olup-bitenleri özetliyordu:
Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuştular,
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular,
Düşman tümen sanırdı, bu şaheser erleri,
Allah'ı arzu ettiler akşama kavuştular.
Rehber hanım, işini biliyor ve "9 cephede savaştık, 8'ini kaybettik 1'ini kazandık; o Çanakkale idi, ama yine de mağlup sayıldık" diye anlatıyordu.
Arkasından da "dünyaya 3 G'yi öğrettik; Geldiler, Gördüler ve Gittiler" dedi.
Gezimiz esnasında şehitlikleri,  anıtları, tabyaları gördük ancak düşman kuvvetlerine ait anıt mezarları da gördük. Neden onlar bizim topraklarımızda saygın saygın bulunuyorlar, ziyarete değil askerlerimizi öldürmeye gelmişlerdi. Anzakların, İngilizlerin, Fransızların anıt mezarlarından söz ediyoruz. Yanlış anlamadı isem rehber bayan bu durumu; "galip gelmemize rağmen mağlup olmamız sonucu o mezarları yapmaya ve yaptırmaya mecbur olduk" şeklinde yorumluyordu.  İlave  olarak da "geçtiğimiz yıllarda Çanakkale'de kalan asker anıtlarını ziyaret eden Prens Charles, "sizi asla unutmayacağız" dediğini aktarıyordu.
Neyi unutmayacaksınız. Kilometrelerce uzaktan geldiğinizi mi, yenildiğinizi mi yoksa içten içe taşıdığınız hıncınızı mı?
I. Dünya Savaşı'nda İngilizler sömürgesi altındaki Müslümanları Osmanlı'ya karşı "halifeyi kaçırdılar" diye, kendilerinden olan Hıristiyanları ise "Haçlı Savaşı" adı altında cepheye gönderiyorlardı.
O günün sonuna doğru gezip-gördüklerimizin canlandırılmış şeklini Çanakkale Destanı Tanıtım(Simülasyon)  Merkezi'nde izledik.
11 salondan oluşan Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi'nde Çanakkale Savaşı başından itibaren canlandırılıyor. Çeşitli efektlerin kullanıldığı odaların ilkinde, Osmanlının Savaşa girişi 3 boyutlu haritalama yöntemiyle hazırlanan film ile anlatılıyor.
11. salonda Günümüz Türkiyesi'ne ışık tutuyor; 2002 sonrası atılımlar,  siyasi, kültürel ve ekonomik gelişmişlik düzeyimiz gözler önüne serilmeye çalışılıyor.
Simülasyon Merkezine adım attıktan sonra iradeniz elinizden alınmış, zaman tüneline girmiş gibi Çanakkale Destanı'na giden yolda olup-bitenlere adeta tanık oluyor; üzülüyor ve seviniyorsunuz.
Artık akşam olmak üzere ve Çanakkale Merkez'e dönmek zorundayız. Rehberle vedalaşıyoruz. Feribot'a biniyoruz, martılar karşılıyor bizi; atılan yiyecekleri havada kapıyorlar ve karşıya geçiyoruz.
Akşam Çanakkale'de otele; ikişer, üçer, dörder kişilik odalara yerleşiyoruz.
**
Ertesi gün, kahvaltı ile başlıyor.
Çanakkale Deniz Müzesi'nden önce Truva Atı maketini ilgiyle inceliyoruz. Truva atı, Odysseus'un Truva surlarını aşmak ve şehre gizlice girmek için yaptırdığı tahtadan at maketi. Truva atının enteresan bir hikayesi var. Meraklısı için okumaya değer. "Harp hiledir" sözü tarih boyunca geçerli imiş meğer.
Bahçede koskoca bir "güneş saati" görüyoruz. Güneşin yönüne bakarak oluşturulmuş.
Geri saate göre o anda tam 08.02 idi.
Deniz Müzesi
 Kalelere, savaştan arta kalan top, mermi ve şarapnel parçalarına sadece göz ucuyla bakabiliyoruz. Görevli askerden Çanakkale'nin ismini nereden ve nasıl aldığını öğreniyoruz askeri bir düzen içerisinde.
Daha önce Gelibolu ve Ecebat'ta ziyaret ettiğimiz, Simülasyon Merkezinde edindiğimiz bilgilerin dışında bir bilgi alamıyoruz. Hızlı bir tur yapılıyor ve içeri kalabalık gruplar alınıyor. Sadece "metre kareye altı bin kurşun nasıl olur"u göstermek için bir metre kare cam kavanoz yapılmış ve içine altı bin mermi aslı/maketi konulmuş, o câlib-i dikkatti.