Modern Yaşam ve Çalışmak

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Yaşam ihtiyaçlar üzerine kurulu. Onları karşılamak için insan çalışmak durumundadır. Hayatı üreterek kurmanın, onu zenginleştirip devamlılığını sağlamanın başka yolu yok.
 Bu bağlamda insanoğlunun  çalışmayı öğrenmesi, onun verimliliğini artırma yönünde yöntemler oluşturması uygarlığın gelişimi açısından önemli bir başlangıçtı. Örneğin, tekerleğin, motorun icadı da böylesi  arayışların eseri olsa gerek.
*
Hayatı anlamlandıran faaliyetlerden biri de hiç kuşkusuz çalışmaktır. İnsanın kendini idrak etmesinin yolları arasında  çalışarak hayata katkı sunmak da vardır.
İnsan ihtiyaçlarıyla var. 
Ekmek, içecek, giysi, yiyecek, ulaşım, eğitim, öğretim, eşya, iletişim.. Uzayıp gidiyor liste. Öncelikler değişebilir kişiye göre. Zaman da etkileyebilir sıralamayı, mekan da, zihniyet de.  Fakat, insan için ihtiyaçsızlık asla mümkün değil. Yaşıyormusunuz, en azından zaruri olanları temin edeceksin. 
*
İnsan ihtiyaçlarıyla değişiyor. Modern çağda daha görünür bir hal aldı bu.
Şehirleşme ve modernleşme ihtiyaçları hem çeşitlendirdi hem de günlük, haftalık, aylık gibi sürelilik kazandırdı. Tüketim alışkanlıkları oluştu kıtaları aşan.
*
Modern yaşamın güncel sözlüğünde  "iş ile çalışmak-kazanmak" kelimelerinin anlamları yeni anlamlar kazanıyor. Modern hayat küreselleşme bağlamında  ekonomik sistemlerle kuruyor değerler dünyasını evrensel boyutlarla. Dünya sahnesinde görülen budur dikkatle bakıldığında sinemadan  medyaya, tiyatrodan edebiyata, modadan müziğe kadar. Çalışmak kelimesinin peşinden  "yarışmak, rekabet etmek, öne geçmek, kazanmak, elemek" gibi ifadeler kullanılıyor çoğunlukla şarkılarda, türkülerde, sözlü iletilerde.
Şehirleşme ve modernize insanın ihtiyaçlarını çoğalttı, yeni farkındalıklar üretti. Bu durum kişinin iş ile, iş hayatıyla dünya ve toplumla ilişkilerine de yeni boyutlar kattı. Çalışmak, tarım toplumuna göre daha fazla zorunluluk haline geldi. Günümüzde bireyselleşmenin öne geçmesiyle güncel pratik gibi ifade edilen; çalışacaksın, kazandığınla  kendince yaşayacaksın. İş ile kazanç arasındaki bağ, modern bağlamlı yaşam biçiminin de içeriğini, tarzını belirleme etkisi gösteriyor gezegenimizde.
İş ile aş kelimesi anlamca yakındır. İş olmadan aş olmaz. İş hayatı, uygarlıkla, kültürle bağlı birbirine. Her yeni medeniyet ilimde, sanayide, tarımda, sanatta, ticarette yoğun çalışma sistematiğini kurup işleterek oluşur.
İş, insanın cevherini ortaya çıkarır.
Tanzimat dönemi şair ve yöneticilerinden Ziya Paşa'nın halkın dilinde yaşayan güzel bir beyiti vardır:
"Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." 
Ziya Paşa'nın iş konusunu böylesine veciz bir biçimde ifade etmesi, konuya verdiği önemin de bir göstergesi. Edebiyat tarihimize baktığımızda, çalışma konusunun Göktürk Yazıtlarında, Kutadgu Biliğ'de, Mevlana'nın Mesnevi'sinde, Nasrettin Hoca'nın fıkralarında, atasözlerimizde, Cumhuriyet dönemi eserlerinde dikkatle işlendiğini görüyoruz.
"Tembele eşik dağ görünür." Atasözüyle halkımız tembelliği hoş bir nükteyle eleştirmiştir.
*
Çalışmak yüzyıllardır  insanlık kültürü haline gelmiştir.
İş, emektir, alınteridir. 
İş, disiplindir. Süreklilik ister.
Kişi çalışırken tüm varlığıyla o işin içindedir.
İş yaşamında ahlaki niteliklerin hayata geçişi güzel erdemlerdendir.
Çünkü, yapılan iş sadece kişinin kendini ilgilendirmez. Toplumu, insanlığı ilgilendirir her yapılan iş.
İş, hayatın içindedir. Çalışan kişi yaptığı etkinlik sayesinde yaşamın akışına dahildir. İş, uyutmaz. Tembellik, karamsarlık, bitkinlik çalışanın ortamından uzak durur. İş insanı topluma bağlar. Kişiyi gelecekle ilişkilendirir. İş, üretmektir. Enerjini hayata katarak kazanç elde etmektir. Elini, enerjini, aklını, fikrini, hayalini, yeteneğini o güne ve geleceğe üretici anlamda katmaktır.
İş, gelişimdir, kalkınmadır, yenilenmedir, kendi ayaklarının üzerinde durmadır. İş hayatta devamlı yürümektir.
"Çalışan demir ışıldar." Atasözümüz bunu ifade eder.
*
Son yıllarda dünya edebiyatında, sinema ve tiyatrosunda çalışma hayatının modern içerikler ve üsluplar çerçevesinde fazlasıyla ele alınıp işlenmediği dikkat çekiyor. Post modern sanat anlayışı güncelle bağını zayıflattıkça, insana daha dar açılardan bakmaya başladı. Çünkü, insanın yaşamıyla örtüşen gerçeklere daha mesafeli bir bakış tercih edilir oldu yeni sanat üsluplarında.