Rusların Sinop’u Bombalaması

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Tarihimizi unutmamak, yaşananlardan ders almak gerekir. Ruslar dün Sinop'u, Trabzon'u bombaladılar, şimdi ise burnumuzun dibinde, Suriye sınırımızı bombalıyor, bize gözdağı veriyorlar.
Sinop Baskını
Ruslar Osmanlı Donanmasının, hafif tonajlı gemilerinin Karadeniz'e gönderildiğini biliyorlardı. Bu amaçla Rus Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Pavel Stepanoviç Nahimov, fırtınaya rağmen Sivastopol'e dönmeyerek, Karadeniz'de devriye gezisine devam etti. Sonunda Türk filosunun Sinop civarında olduğunu öğrenerek, 19 Kasım günü Sinop istikametine harekete geçti. Ancak fırtınadan çok zarar gören üç gemiyi, tamirat için Sivastopol'e gönderdi. Geri kalan gemileri ile Sinop yakınlarına gelerek, 24 Kasım günü Türk Filosunun Sinop Limanında yatmakta olduğunu keşfetti. 
Sinop'a yaklaşarak keşif yapıp, Osmanlı Donanmasının kıyı boyunca yarım daire şeklinde ve bir hat üzerinde demirli olduğunu tespit etti. Bu arada Sinop'u abluka altında tutan Nahimov'a,  Mençikov tarafından gönderilen gemiler, 28 Kasım'da Sinop'a gelerek Rus filosuna katıldılar. Ayrıca 104 topu olan gözetlemede kullanılacak olan iki fırkateyn vardı. Rus donanmasında 68 funtluk (İngilizce ağırlık birimi olan pound demek olup 454 gram karşılığıdır) 38, 28 funtluk 206, 24 funtluk 70, 18 funtluk 23 adet top bulunmaktaydı. Bu toplar obüs topları olup, ağaçtan yapılmış gemileri kolayca yakabiliyordu.
Limandaki Osmanlı donanması firkateyn ve korvet tipi hafif tekneler olup, sahil şeridinde bulunan 5 batarya tarafından korunmakta idi. Rusların 24, 28 ve 68 funtluk toplarına karşılık, Türk donanmasındaki topların en büyüğü 24 funtu geçmiyordu.. 
Filo Komutanı Patrona Osman Paşa ve yardımcısı Riyale (Tümamiral) Hüseyin Paşa İstanbul'a yazdıkları 25 Kasım tarihli yazıyla, 10 mil kadar mesafede birkaç Rus gemisinin görüldüğünü belirterek, yakın olan Sivastopol'den kolayca yardım alarak üzerlerine saldırma tehlikesine dikkat çekilerek bu durumda nasıl hareket edeceklerini sordular.
İstanbul'dan verilen cevapta derhal yardım gönderileceği belirtilerek dikkatli olmaları istendi. Ancak yardım yola çıkmadan baskın olduğu için yola çıkmasına gerek kalmadı.
Osman Paşanın filo ile limandan çıkarak, Karadeniz'de karşılaşacağı düşmanla savaşarak İstanbul'a doğru yol almak hususunda bir faaliyeti olmadı.
Sabah saat dokuzdan sonra savaş hazırlığı yapılmasını isteyen Amiral Nahimov, saat on buçuk civarında Sinop Limanı istikametinde gidilmesini emretti. Rus filosu gemileri Türk gemilerinin karşısında demirleyecek şekilde sıraya girdi.
Amiral Nakhimov'un forsunu taşıyan İmparatoriçe Maria Kalyonu, Filo Komutanı Osman Paşa ve Yardımcısı Hüseyin Paşanın Avnillah ve Nizamiye Firkateynlerine yaklaşık 800-900 metre uzaklıkta demirledi. Gafletten yeni uyanan Osman Paşa, komutanlarına savaşmak için hazır olmalarını emretti. LİMANDA YATAN BİR FİLONUN YAKINDA DÜŞMAN OLSUN VEYA OLMASIN, GECE GÜNDÜZ NÖBETÇİ GEMİLER ÇIKARTILARAK ETRAFIN GÖZETİLMESİ KURALI İHMAL EDİLMİŞTİ.
Rus Amiralinin teslim olma teklifini kabul etmeyen Osman Paşa "Ateş" emrini verdi. Türk Filosunun Komutan Yardımcısı Hüseyin Paşa'nın Gemisi olan Nizamiye Firkateyninin iki top ateşi ile, top düellosu başladı. Mesafe yakın olduğu için hedefler sapmıyor, ama Türk gülleleri hedefi deliyor, göçertiyor ya da direkleri kırıyorken, Rus gülleleri ise hedeflerde yangın çıkarıyordu. Sahildeki tabyalar Rus Kalyonlarına gülle yağdırıyorsa da, menzilleri kısa olduğundan fazla etkili olamıyordu. 
İlk olarak Avnillah Firkateyni saf dışı kaldı. İkinci olarak saf dışı kalan Fazlullah Firkateyni aslında Rafael isimli bir Rus Gemisi olup, 1829'da Türklere esir düşerek Fazlullah adını almıştı. Çar I. Nikola "Geri dönerse bir daha Rus Bayrağı taşımaya layık değildir. Yakılmalı" dediği bu geminin subaylarının, esaretten döndükten sonra rütbelerini sökmüş, "Şerefsiz evlatlar yetiştirmesin " diyerek gemi komutanının evlenmesini yasaklamıştı. Daha sonra Gül-i Sefid Korveti bertaraf oldu. Navek-i Bahrinin Komutanı Binbaşı Ali Bey, esir düşmemek için, kalan personelin gemiyi terk etmesini sağlayıp, cephaneliği ateşleyerek şehit düştü. Bundan tam 97 sene sonra Kore Savaşı'nda etrafı sarılan Üsteğmen Mehmet Gönenç, telsizle bulundukları yerin koordinatlarını vererek, düşman kurşunlarıyla değil, kendi toplarımızın ateşiyle şehit olmak istediklerini vasiyet olarak iletmiş ve karargâh subaylarımızın gözyaşları içinde vasiyeti yerine getirilmişti. 1827'deki Navarin Baskınından kurtulan ve yardım için Mısır'dan gelen Dimyat Firkateyni bu defa tamamen yok oldu. Bu gemiden kurtulan 300'e yakın kişinin 186'sı İnebolu'dan bir Avusturya gemisiyle İstanbul'a döndüler. Kalan gemiler de kıyıya vurdu.
Saat 12.30 sıralarında başlayan bu baskın savaşında bir saat içinde, Osmanlı Filosunun tamamına yakını tahrip edilerek savaş dışı bırakıldı.
Saat öğleden sonra iki buçuğu gösterirken, Rus filosu karşısında su üzerinde, Osmanlı filosundan sadece iki gemi kalmıştı. Bunlardan Nesim-i Zafer Firkateynini Ruslar zafer hatırası olarak götürmek istedilerse de, fazla harap olduğundan diğeri ile beraber denizin dibine indirdiler. Böylece Filodaki 11 gemi tamamen imha edildi. Sahildeki diğer bataryaların biri hariç tamamı tahrip edildi. Ruslar, batan ya da yanan gemilerden denize dökülmüş, ölümle Pençeleşen yaralı Türk leventlerini öldürmek için kancalar, balyozlar savurarak, uzaktakilere top ateşi açarak, adeta bir vahşet sergilediler. 
Ancak hırslarını alamayan Ruslar bu defa şehrin Müslüman mahallelerini topa tuttular. 
Rusların  Türklere karşı bu hırsı hiçbir zaman bitmedi. Her zaman Türkü ortadan kaldırmak hayali ile yanıp tutuştu. Akıllı insan aynı yerden iki kere sokulmaz. Tarihten ders alıp, uyanık olmalıyız. 
İSTİYORSAN SULHU SELAHI, HAZIR OL CENGE.