Miraç Mucizesi

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

En son gönderilen elçi idi.
"Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratılan" insandı.
En büyük Peygamber,
En faziletli insan,
En kahraman fedai,
En şefkatli nebi idi.
Allah’ın eline ve beline yüklediği yükü taşıyacak O (asm) idi.
İnsanlar canavarlaşmış, kız çocuklarını bile diri diri toprağa gömüyorlardı.
Sırtlanları geçmişti insanlık yırtıcılıkta.
İşte tam o zamandı.
Yaşı kırka ulaşmıştı.
Herkesin ‘Muhammedün Emin’ dediği, emanetlerini teslim ettiği, inanılan ve emanete emin olan kimse idi.
On üç yıl, peygamberliği müddetince Mekke’de kalmıştı.
Bir gün, bir gece Cebrail Aleyhisselam gelip O’nu (asm) alıp yola çıktılar.
Uzun bir yolculuğa...
Hanımı hazreti Hatice Validemiz yeni  vefat etmişti.
Mahzun ve hüzünlü idi.
Müşriklerin baskı ve zulümleri ayyuka çıkmıştı.
İşte böyle bir atmosferdi.
Hiçbir Peygambere nasip olmayan bir mucizeye sahip oluyordu.
Zaman ve mekan şartları geride kalmıştı.
Vasıtalar aradan kalkmıştı.
İlk önce Mescid-i Aksa’ya gittiler.
Orada bütün Peygamberler hazır idi.
Sonra "mekandan münezzeh, kusurdan Müberra" zatı zülcelalin huzuruna varmıştı.
Cebrail Alehisselam bu huzurun dışında kalmıştı.
Bu manzara kainatı heyecana getiren bir manzara idi.
Bu Allah’ın bahşettiği bir güzel hediye idi.
Musa aleyhisselam çok arzu etmişti Allah’ın cemalini.
Sadece gölgesini görmekle bu güzelliğe ve özelliğe dayanamayıp bayılmıştı.
Peygamberimiz bayılmadı ve kendinden geçmedi.
Çükü o en korkusuz ve cesur bir peygamberdi.
Bütün semavat ehli bu halin heyecanı ve hayretliği içinde idi.
"Amenerresulü" ile başlayan ayet burada nazil oldu.
Beş vakit namaz bu anda farz kılındı.
Selamlaşma ve halleşme burada oldu.
Cenneti gördü,
Cehennemi müşahede etti.
Bazı peygamberler ile konuştu.
Ve yatağının sıcaklığı gitmeden Mekke’ye dönmüştü.
Sabah müşriklere yaşadığı güzel buluşmayı anlattı.
İnanmadılar.
Mescidi Aksa'yı tarif etmesini istediler.
O anda mescidi haram gözü önüne getirildi.
Bir bir anlattı.
Hazreti Ebubekir'e (ra) anlattılar:
"Senin arkadaşın böyle, böyle diyor, ne dersin ?" diye:
O da: "O söylüyorsa doğrudur" diyordu hiç tereddüt etmeden.
İşte bu yolculuğun atmosferindeyiz.
Her müslümanın secdesi bir miraç hükmüne geçti.
Kapıyı miraç ile açmıştı.
Namaz ile kabrimize ışık, sıratta binek, mahşerde berat vesikası oldu bize.
Ne mutlu.
İşte bu hediyelerin maddi hediyelerin ötesinde bir kıymet ve ehemmiyeti vardı.
Bütün insanlığa hayırlı ve mübarek olsun.
Huzur, sükûnumuza vesile olsun inşallah.