Alman Şairi Goethe "Doğu ve Batı Divanı"

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Johann Wolfgang Von Goethe, 1749 yılında Frankfurt'ta doğmuştur. Annesi ve babası, varlıklı ve aydın insanlardı. Evlerinde zengin bir kütüphane vardı. O evde ve ortamda yetişti. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi. Hukuk tahsili yaptı. Tiyatro eserleri yazmaya yöneldi. En büyük eseri Faust adlı tiyatro eseridir.
Ancak O, yalnızca edebiyatla değil eğitim, doğa bilimleri ve felsefe gibi pek çok konuyla yakından ilgilenmiştir. Eserlerinin sayısı, yüz elliyi bulmuştur.
Weimar Dükü Karl August'un yanında danışman olarak çalışmış, on yıl kadar devlet işleriyle uğraşmıştır.
Devrinin ünlü şairi Schiller ile dostluğu, uzun süre mektuplaşmaları Alman Edebiyatı bakımından çok önemlidir. Öldüğü zaman şair Schiller'in yanına gömülmesini vasiyet etmesi, aralarındaki dostluğun boyutunu ortaya koymaktadır. 1832 yılında vefat ettiği zaman vasiyetine uyularak Weimar kentinde dostunun yanına defnedilmiştir.
Goethe'yi yalnız Almanya'nın değil, bütün Avrupa'nın en büyük şairlerinden biri olarak sayanlar vardır. Bu büyük yazar, Doğu edebiyatıyla da ilgilenmiştir. Bu arada İran şiirinin, İranlı büyük şair Hafız'ın, ayrıca Mevlana'nın etkisi altında kalmıştır. Başlıca şiirlerinin toplandığı eserine "Divan" daha geniş adıyla "Doğu Batı Divanı" adını vermiştir.
Ömrünün son yıllarında Doğu medeniyetini ve İslam'ı tanımak amacıyla çalışmalar yapan Goethe, öncelikle devrinde yazılmış olan Doğu seyahatnameleri vasıtasıyla bu dünya ile ilişki kurmaya çalışmış, ardından da Doğu şairlerinin şiirlerini, Kur'an tercümelerini ve Hz. Peygamber'in hayatını anlatan eserler okumuştur. Ayrıca Hz. Peygamber hakkında derin incelemeler yapmış ve bunun neticesinde Hz. Peygamber'e yoğun bir sempati beslemiştir. Peygamberimiz ve Kur'an-ı Kerim hakkında şöyle demiştir:
"O, şair değil peygamberdir. Bu hissiyatı ile O'nun Kur'an'ı tedrise yahut zevke hizmet eden insani bir kitap değil, ilahi bir kanundur.
Goethe, "Doğu Batı Divanı"nda İslamiyete dair konuları, zaman zaman karşılaştırmacı bir üslupla ele almıştır. Bu konuda ulaştığı sonuç, İslamiyetin bir hak din olduğu yönündedir.
Goethe, ilahi tabiat fikrini geliştirmiştir ki burada binlerce görüntüden ibaret olan tabiat, Tanrı'nın mutlak birliğinin yansımasıdır. Goethe, mutlak vahdet (birlik) fikrine büyük önem vermektedir. Allah'ın oğlu olduğu fikrini reddetmekte, Hz. İsa'nın aslında bir vahdet öğreticisi olduğunu vurgular:
"Tüm safiyetiyle hissediyordu İsa,
İçinden bir tek Tanrı'yı düşünüyordu.
Kendisini tanrılaştıranlarsa,
O'nun ilahi hislerini rencide ediyordu.
 
İmdi Muhammed'in başardığı
Hak olsa gerektir doğrusu;
O bir tek vahdet fikriyle
Tüm dünyayı ram etti kendisine."
Ona göre bütün peygamberler Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Davut, Hz. İsa ve Hz. Muhammed vahdet inancını yaymaya çalışmışlardır.
"Bir tek Allah'a iman, kendini iç vahdetine döndürdüğü için yüceltici bir etki yapar." der ve Kur'an-ı Kerim'in Hz. Muhammed (sav)in en büyük mucizesi olduğunu beyan eder. Peygamberimizi şöyle anlatır:
"Hiç şüphesiz ki Hz. Muhammed, büyük bir adamdı. Bir fatih, bir kanun koyucu, bir dünya hükümdarı ve genel kanaate göre, bir insanın dünyada oynayabileceği en büyük rolü oynamış manevi bir önderdi."
"Biz Avrupalı milletler, medeni imkanlarımıza rağmen Hz. Muhammed'in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yoktur ki bu yarışta kimse onu geçemeyecektir."
İslam inancını, peygamberini ve kutsal kitabını özümsemiş olan Goethe, zaman zaman Kur'an ayetlerini mısralarına taşımıştır:
Doğu da Allah'ındır,
Batı da Allah'ındır.
Şimal ve cenup dahi
O'nun kudretiyle sulh içindedir.
 
O, yegâne Âdil olandır,
Herkes için hakkı ister.
O'nun yüz isminden biri de Adil'dir.
Hamd ü senalar olsun! Amin.
 
Hoşuma gittiği gibi,
Bir mecaz kullanmamalı mıyım?
Keza Allah bir sivrinikte
Vermektedir bize hayat misalini.
 
Goethe'nin "Her şeyden evvel eğer inanç hak bir inançsa, o zaman bu, insanı iyi işlere (amellere) yöneltir." Sözü de bir ayetin manasından mülhemdir.
Goethe'nin ardından Alman siyasetin parlayan yıldızı Prens Otto van Bismark (1815-1898), Alman hükümetlerini birleştirerek Alman birliğinin kurucusu olarak tarihe geçmiştir. O da Goethe gibi Hz. Peygamber (sav)e hayrandır. Onun şu sözleri, tarihe mal olmuştur:
"Sana çağdaş olamadığım için çok üzgünüm ey Muhammed! Öğreticisi ve yayıcısı olduğun bu kitap (Kur'an-ı Kerim), senin eserin değildir; o ilahidir. Bunun ilahi olduğunu inkar etmek, mevcut ilimlerin asılsız olduğunu ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi bir varlığı bir defa görmüş ve bundan sonra da göremeyecektir. Ben, senin heybetli huzurunda sonsuz saygıyla eğilirim."
İslam ve Hz. Muhammed (sav) hakkında aynı düşünceleri savunan Goethe'nin Kaside-i Muhammediyye (Hz. Muhammed Nağmesi) adlı şiiri, batı dillerinde yazılmış en güzel na'ttır. Bu şiiri iyi bir tahlile tabi tutmadan Goethe'yi anlamak mümkün değildir.
Gelecek yazımızda buradan devam etmek umuduyla…