Dama Atılacak Çok Pabuc Var Çok...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Her meslek kutsaldır.. Kutsallığı saygı uyandıran, çok sevilen, bereketli anlamında kullanıyoruz.
Sosyal hayatta hemen hemen her birey ya hizmet alandır ya da verendir. Ya da hem alan hem verendir.
Mesleklerin biri diğerinden az önemli addedilebilir mi?
Herkesin birbirine bağlı olarak yaşadığı bir ortamda, her mesleğe eşit oranda ihtiyaç olduğu açıktır. Bir meslek grubunun öne çıkıp, "en önemli benim, bana muhtaçsınız" deme lüksü yoktur.     
Ancak her meslekte müşterisini ya da hizmet verdiği tarafı istismar eden, zarara uğratan, kandıran kişiler istisnai de olsa vardır. Örneklerini çevremizde ve medyada sık sık görüyoruz.
Yakinen bildiğim birisi anlatıyor.
Oturduğumuz apartmanın sığınağına 15-20 adet kömürlük türü (tuğladan) bir mekan yaptıracağız. On civarında ustaya malzeme, maliyet ve el emeği hesaplattık. Diğerleri önemli değil de el emeği ile tuğla hesabı arasındaki uçurum gerçekten rahatsız edici idi. Hele el emeğini de bir kenara koyalım. Aynı ölçüleri verdiğimiz halde tuğla sayısını bir usta bin, diğeri iki bin, öbürü üç bin, bir başkası da dört bin dediler. Hangi hesap doğru? İadesi de mümkün olmayan fazla tuğlaları apartman dairesi ne yapacak. İsrafa ve lüzumsuz masrafa yazık değil mi?
İş/meslek ahlakı vardı eskiden. Şimdi de var. Adı etik oldu.
Ülkemiz meslek etiği bakımından önemli bir tarihsel birikime sahip. Ahilik sistemindeki meslek etiği oldukça iyi bir örnek. İş yeri açma, müşteri ilişkileri, sevgi-hoşgörü, doğruluk dürüstlük vb. etik kurallar tüm dünyaya örnek olabilecek biçimde uygulanmış. Günümüzde de buna benzeyen temel meslek etiği ilkeleri vardır. Başlıca mesleki etik ilkeleri şunlardır:
Doğruluk: Doğru sözlülük yalan söylememe, içten ve dürüst davranma.
Yasallık: İş hayatında yasalara bağlı kalmak.
Yeterlik: Sorumluluk alma, mesleğinde yetkin olma, nitelikli olma.
Güvenirlik: Mesleğin gerektirdiği etik ilkelere bağlı olmak, rekabette doğru, dürüst davranmak.
Mesleğe bağlılık: Mesleği sevmek, mesleki gelişimine önem vermek.
Sorumluluk: Mesleği ile ilgili konularda kendi sorumluluklarının bilincinde olmak.
İnsan haklarına saygı: Temel insan haklarına iş yaşamının gerektirdiği boyutlarda saygılı olma.
Sevgi-hoşgörü: Mesleği ile ilgili insan ilişkilerinde sevgiyle ve hoşgörülü davranma. (Bkz. http://nasilbasardik.meb.gov.tr/_genel/TematikKonular6.aspx)
Meslek ahlakı üzerine tarihsel birikimden bir örnek vermenin tam zamanı:
Osmanlı döneminde bulunan Lonca teşkilatı esnaf ve sanatkarları koruyor, bir taraftan da sosyal hayata yön veriyordu. Bu teşkilat bir tür Tüketici Hakları Mahkemesi gibi iş görüyordu. Bir mal alan ve aldığı malın kusurlu olduğunu gören kişiler bunu Lonca teşkilatına şikayet ediyordu. Teşkilatta bulunan heyet bu şikayeti dinliyor, değerlendiriyor; eğer şikayet eden kişi haklıysa malın iadesine ya da yenisiyle değiştirilmesine imkan sağlıyordu.
Bu uygulamanın yapıldığı mesleklerden biri de ayakkabıcılardı. Ayakkabı alan bir kişi aldığı ya da tamir ettirdiği ayakkabıdan memnun kalmazsa bunu teşkilata bildiriyordu. Kötü yapılan ayakkabılar da o ayakkabıyı üreten esnafın çatısına atılıyordu. Böylece kimin çatısında ayakkabı çoksa o kişinin kötü ayakkabı yaptığı anlaşılıyordu. Pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.
Ne yazık ki pek çok meslek erbabının pabucu dama atılacak halde.
İşini ciddiyetsiz yapan o kadar çok meslek elemanı var ki..
 Mübarek üç aylarında ve kutlu doğum haftası günlerindeyiz.
Mevla encamımızı hayreylesin.
KUTLU DOĞUM'a bir nebze…
Bu vesileyle Efendimiz'e salat-ü selam olsun. Şu na'tı da terennüm etmeden geçemeyeceğim:
Şahidim arzu semadır bütün ecram ile 
Aşıkım sıdk ile ben Hazreti Şah-ı Rusüle 
Yaksa da ah-ü derunum beni bu hasret ile 
Takati yok dilimin halimi takrire bile.
**
Bu günahkar gidişin son demi bilmem n'olacak 
Gelecek bir gün ecel kase-i ömrün dolacak 
Yevme la yenfe'i de her kişi rahın bulacak 
Aman ey kân-ı Kerem yok elimden tutacak.
**
Hâkine sürmek için ne yüzüm ne de imkânım var 
Tahsis-i şefaat kebair ehline imanım var 
Ancak beni kurtaracak bir ulu sultanım var 
Aman ey kan-ı şefaat pek büyük isyanım var.
 
Ey bad-ı saba uğrarsa yolun semt-i harameyne 
Selamımı arz eyle Rasülus-sekaleyne. (Aleyhissalatu Vesselam)