Yüksek basınçlı düdüklü tencere(!)

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Sabredebilmek, tahammül edebilmek, yıkılmamak için  hayata sağlam basmak, doğru beklentiler geliştirmek ve sahih kaynaklardan beslenmek gerekir… 
Hayata eğreti tutunmuş, en ufak bir rüzgârda savrulan, en ufak bir sarsıntıda yıkılan bir insan hiç kimseyi, hiç bir şeyi idare edemez…
Hayata, insanlara ve kendine dair uçuk beklentiler geliştirip, kusursuz ilişkiler bekleyenler hiç kimseyi, hiçbir şeyi idare edemez… 
Hayata dair fikri, zikri, tüketim kültürü ile beslenenler her şeyi tüketir de hiç kimseyi, hiçbir şeyi idare edemez…
İdare, irade ister, irade idare ister…
 "Ata binince tanrıyı, inince atı unutma" der bir Orta Asya sözü…
Türkiye birkaç ırk, büyük mezhep ya da dini inançtan meydana gelen bir ülkedir…
Kürtler, Türkler, Sünniler, Aleviler vb…
Bu kadar heterojen ve çok katmanlı bir toplumu bir arada tutabilmenin zemini nedir?
Demokrasidir…
DEMOKLES'İN KILICI… 
MÖ.4.yüzyıl: Akdeniz'de-Sicilya adasında- Sirakuza kralı Dionysos…
Kralın sarayında; Demokles isimli bir yakın dostu ve aynı zamanda danışmanı bulunmaktadır…
Kral Dionysos ve danışmanı Demokles; ülkenin yönetimi konusunda sürekli konuşmaktadırlar…
Ancak, bu konuşmalarda, ana tema; Demokles tarafından, sürekli olarak: kralın ve krallığın bahşettiği mutluluklardan söz etmektir…
Kral Dionysos: bu konuşmalardan bıkar ve bir gün; Demokles'e: "Bu mutluluğu, seninde tatmanı istiyorum" der ve krallık tacı ile tahtını, büyük bir şölen düzenleyerek, Demokles'e devreder…
Demokles; sevinçle, krallık giysilerini giyer, tacını takınır ve tahta oturur…
Şölen devam ederken, birden, başının üstünde: tahtın hemen yukarısında bir şeyin sallanmakta olduğunu görür… 
Dikkatlice baktığında ise, bunun: "atkuyruğu kılına bağlı, keskin ve büyük bir kılıç" olduğunu fark eder… 
Anlam veremez, korkar…
Ancak düşündüğünde: krallığın; sadece güç ve zenginlik olmadığını, aksine, tahta oturan kişinin canını dahi tehlikelere sokabilecek bir mevki olduğunu anlar… 
Ayrıca: güçlü mevkilerdeki insanların; bir hata yaptıklarında, bu hatalarının, gerektiğinde en büyük şekilde cezalandırılacağını fark eder… 
Güç ve kudret, sorumlulukla birliktedir…
Sorumluluk ise, çoğu zaman; güç ve kudreti bir anda bitirebilir…
Demokles'in kılıcı siyasetin ne kadar ciddi bir iş olduğunu anlatır… Sorumluluklarını anlatır… Sorumluluklarını yerine getirmeyen siyasetçilere olabilecekleri anlatır…
Demokles'in kılıcı hep sallanır… Bir vebaldir o kılıç…
Günümüzde Demokles'in kılıcı Demokrasinin kılıcı olarak tabir edilir…
Demokrasi, herkese eşit şans tanımaktır…
İnancı, ırkı ne olursa olsun herkes eşittir…
Basın özgürlüğüne, din özgürlüğüne, hukuk ve demokrasiye güçlü bir şekilde inanmalıyız…
SINIRLAR REJİMİ…
Çoğunluk azınlığın hayat tarzını ve ihtiyaçlarını da dikkate almak ve her şeyi çoğunlukçu bir anlayışla kendi standartlarına göre düzenlemeye kalkmamalıdır…
Barışın, huzurun temel prensibi fikre, inanca karşılıklı saygıdır… 
Irkınız, siyasi düşünceniz, felsefi inancınız, dininiz, mezhebiniz, kılık kıyafetiniz ne olursa olsun…
Demokrasi sınırlar rejimidir…
Kimler farkında bilmiyorum, ancak yüksek basınçlı düdüklü tencere kıvamındayız…
At izi it izi karıştı, kimin kahraman kimin hain olduğunu bilemiyoruz artık… 
Bu durumda saik insanlar, saikler büyük vebal taşımaktadır… 
Fikir siyasalın ya da piyasanın peşinden koşturmaz… O zaman hakikatten eser kalmaz…
Hakikat, bizatihi devrimcidir… Bizim tek gücümüz, hakikat olmalıdır!
Demokrasi, gideceğin yere kadar gidip sonra ineceğiniz taşıt değildir… İnilirse sorunlar çıkar… 
Diğer tüm sistemler rejimler pijama lastiği gibi, çekiyorsunuz uzuyor, bırakıyorsunuz eski halini alıyor…
Aslına bakarsanız dünyada tek bir yönetim şekli olmalı…
Merhamet…
Kimse inanmıyor dünyadaki en güzel yönetim biçiminin 'merhamet' olduğuna…