Yeni Anayasa Hazırlığı

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Askeri vesayetin dışında yeni bir anayasa hazırlamak, bunu Meclis’ten geçirip halk oylamasına sunmak, bu anayasayı yürürlüğe koymak çok güzel. Ama bu anayasa nasıl bir anayasa olacak? Yeni Anayasa ile Türklük kavramı ortadan kalkacak mı? Kürt devletinin kurulmasına zemin hazırlanacak mı? Bu anayasa bizim anayasamız mı olacak, başkalarının dikte ettiği anayasa mı olacak?
Yeni Anayasa çalışmalarında bu sorular aklımıza geliyor. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki; bu dönemi kazasız belasız atlatırsak, milletimize oynanmak istenen oyunların üstesinden gelebilirsek, yapılanlar tarihe geçecek. Aksi olursa, söylenen mizansenler gerçekleşirse bölüneceğiz, elimizi verip, kolumuzu da kaybedeceğiz. Arkasından başka şeylerde isteyecekler. 
Anayasa vesayetin güdümünden çıkarak, insanımıza yakışır şekilde düzenlenmelidir. Unutulmaması gereken şey, özgürlüklerin ve adaletin herkese lazım olduğudur. Tek adam, tek düşünce tarzında kanunlar ve Anayasa düzenlenirse, bir gün düzenlenen kanunlar ve anayasa, düzenleyenlerin de kapısını çalacak, düzenleyenler de mağduriyet yaşayacaktır.
İktidarlar gelip geçicidir. CHP, Demokrat Parti, AP, ANAP iktidarlarını halkımızın ne kadarı hatırlıyor? Bir zamanlar onlar da çok güçlü iktidarlardı. Şimdi bu iktidarları, tarih sayfalarından okuyoruz.
Bugüne uygun düzenlemeler, yarın yeterli olmayacaktır. Denenmeyeni denemeye çalışmak doğru olabilir, fakat macera aramamalıdır. 
Amerika'da başkanlık sistemi var. Orada Beyaz Sarayın masrafları, ABD başkanının aldığı maaşından karşılanıyor. Sadece kamusal harcamaları devlet karşılıyor. Barak Obama uçağı ile bir yere giderken, yanına çocuğunu almaya kalktığında, çocuğunun parasını kendisi ödüyor. ABD Başkanlığı yapıp da, bundan maddi olarak zarar eden başkanlar var. Bunlar ABD’de görüntünün bir yüzü. Başkanların birilerince fonlanıp, fonlanmadıklarını bilmiyoruz. 
Bizim gibi Asya vari düşünceli toplumların, ne kadar disipline olabileceği tartışmalıdır. Böyle olunca gerek anayasa çalışmaları, gerekse yönetim biçiminin bin kez düşünülüp, bir kez uygulamaya konulmasında yarar var.  
Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda, daha öncelikli olarak düşünmemiz gereken çok şey var. Ülkemiz ve komşularında çok büyük sorunlar yaşıyoruz. Ateş bacamızı sarmış durumda. Bütün enerjimizi Anayasa çalışmaları için harcamaya vaktimiz var mı?   Bölgemizi saran ateş yumağına önlem almakta, geç kalabiliriz. Anayasada değişiklik yaparak, mevcut parlamenter sistem ile yönetim götürülebilir.
Demokrasinin kişiler değil kurallar yönetimi olduğunu, Türkiye'nin ebet müddet varlığını sürdüreceği gerçeğini hiçbir zaman unutmamalıyız. 
Türkiye'ye 1961 ve 1982 anayasalarıyla gelen ve "milli irade"yi asker - sivil bürokrasinin vesayeti altına sokan rejim, ülkemize demokrasiyi yerleştirmemize başlıca engellerden biri oldu.
Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi anlamında liberal demokrasi, kusursuz bir rejim olmayabilir, ama bugüne kadar bulunabilen en iyi yönetim biçimi olduğu muhakkak.
Anayasa ile ilgili olarak iki ana gündem mevcut. Birisi yeni anayasa formatı, diğeri de yönetim sisteminin değişmesi. 
Aslında yönetim sisteminin yapısı da anayasa bütününe bağlı olarak görüşülmesi durumunda, ancak o alandaki tartışma bütüne ilişkin tartışmanın önüne geçtiği için, o alan başlı başına bir gündem oluşturuyor.
Hangi öncelikle ele alınacak olursa olsun, pozitif yaklaşım, her siyasi kadronun hem anayasanın bütünü, hem de yönetim sistemine ilişkin görüşlerini açık - seçik kamuoyu önüne koyması ve tartışmanın o somut öneriler üzerine yapılmasıdır.
Bu noktada partilerin "Sen şunu öne alıyorsun, ben onu görüşmem" gibi kategorik retler içine girmesi doğru değildir.
Bunun yanında partilerin net önerileri ortaya çıkmadan "Falanca partinin görüşü şöyledir, o da yanlıştır" gibi afaki kanaatler üzerinden kanaat oluşturmak da doğru değildir.
Kilitlenme noktası malum "Parlamenter sistem mi, başkanlık sistemi mi?" sorusunda odaklaşıyor.
AK Parti, özetle "Parlamenter sistem sorunlu, başkanlık sistemine geçilmeli?" diyor.
Ana muhalefet de kategorik olarak başkanlığa karşı çıkıyor, ancak "Parlamenter sistemin sorunları varsa ki var, onları telafi edelim, bu geleneğe devam edelim" diyor. "Tek adam yönetimi"ne dönüşme riskine işaret ederek rezervli davranıyor. 
Arzumuz ülkemizin Irak, Suriye, Mısır gibi ülkelerdeki diktatörlerin olmaması. Yeni kralların doğmamasıdır.