Dücane Cündioğlu’nu Dinlerken

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Geçen hafta Çarşamba günü(23 Mart 2016) Çorum Belediyesi ve Kent Konseyi'nin organize ettiği Turgut Özal Konferans Salonu'nda gerçekleşen "Dücane Cündioğlu Hz. İnsanı Anlatıyor" konulu konferansa katıldım.
Zevkle dinledim. Üslubu akıcı idi. Çok şey attım heybeme.
Hz. İnsan, ona göre o günkü şartlarda olması gereken insan tipi idi ve yazmıştı.
D. Cündioğlu, meselesi olan bir yazar ve entelektüel.
Kendi ifadesine göre ele aldığı meseleyi o an, dünyanın en önemlisi olarak görür.  Daha sonra ele aldığı başka bir mesele bir öncekinden pek tabii olarak daha önemli hale gelir.
Konferansta, insana, Hazreti derken, İslam perspektifinden bakarak çizdiği bir insan portresi olduğunu; daha genel çerçevede baktığında durumun değiştiğini anlattı. Çorumlu bir taksiciye çok şey söyleyebilirken Alman bir taksiciyle neyi paylaşabileceklerini artık sorguladığını; dolaysıyla model/ideal insan tiplemesi olan Hz. İnsan karakteri düşüncesini bıraktığını ifade etti.
Dinleyenlerin kahır ekseriyeti öğretmen ve öğrenci gibi eğitim camiasından olunca örneklemeyi de öyle yaptı. Hz. İnsanı yazarken notu hep on, yıldızlı pekiyi olanları esas alarak yazdığını ve burada kaybedenin hiç olmadığını söyledi. Oysa insan günahıyla, sevabıyla insandır.  Çinlisi, Japon'u, İngiliz'i, dinlisi, dinsizi,.. hepsi insan ve her birine söyleyecek sözümüz olmalı.
Açıkçası sorunsuz bir hayat isteriz hep. Hep gül bahçelerinde gezelim ve hiç ayağımıza diken batmasın..
Öğretmen hep en zeki öğrencilerin sınıfına girmek ister. Yönetici, idare ettiği kesimde her şeyin süt liman olmasını, işlerin hep tıkırında gitmesini ister.
Eski Milli Eğitim Bakanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver'in "Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim" dediği rivayet edilir.
"İnsan-ı kamil" düşüncesine de karşı çıkan konuşmacı yazar, Tuvaldaki Zeval makalesini adres göstererek dünyada kemalatın söz konusu olamayacağını vurguladı.
Tuvaldaki resim ne zaman tamamlanır?
Ressamın eserinde mi yoksa zihninde mi?   
Selim İleri'nin konuya bakışına göz atalım bu meyanda:
Tuvaldeki Zeval" yazısından alıntılıyorum: "Şayet bugün çağdaş sanat yapıtlarında selis ve dakik bir bitmişlik duygusu aranmıyorsa..." Tintoretto'dan söz açarak buraya geliyor Cündioğlu. Tanımlamayı Gombrich'ten "ödünç" aldığını belirtiyor. Ekliyor: "Teknik bakımdan kemal de, tekemmül de Tintoretto'nun umurunda değildir çünkü. Eserleri hep nâ-tamamdır. Eksik ve kusurlu görünür. Bitmemiş ve tamamlanmamış gibi, yani nihayetine varamamış gibi." (Selim İleri,http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/meselesi-olan-yazar)
Konferansın sonuna doğru çıkmak zorunda kaldım. En son Cemil Meric üzerine çalışmalarından bahsediyordu. 
Cemil Meric'in "Bu Ülke"sini baştan sona okuyamadığını ve sıkıldığını, ancak "Jurnal"ine gelince onu çok sevdiğini anlattı.
Ben de D. Cündioğlu'nun ne yalan söyleyeyim Yeni Şafakta yazarken yazılarını sıkıcı bulur sonuna kadar okuyamazdım. Ama söz konusu konferans vesilesiyle konuşmasına bayıldım, tekrar tekrar dinlemek isterim.
Onu dinlerken; okumadan ve yazmadan aldığı hazzın kısm-ı asgarisine sahip olmak, felsefeyi birazcık sevmek istedim.
Ayrıca kendi mahallemize yetecek kadar bilgiyi aştıktan sonra dış mahalleye bilgi transferini düşünen bir İslam entelektüelimizin olduğunu görerek gurur duydum. Bununla birlikte önce kendi mahallemizdeki sorunları çözme ve kapımızın önünün temizliği ön koşulundan vazgeçmeden…
Söz Cemil Meric'ten açılmışken onun birkaç güzel sözünü aktarmadan geçemeyeceğim.
"Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar."
"Türk Aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi."
 "Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti."
"Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz'laştıranlardır."
"Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez."
TEL'IN: Hala şehitlerimiz gelmeye devam ediyor. Şehitlerimize rahmet, ailelerine sabr-ı cemil diliyoruz. Teröristleri ve destekleyicilerini lanetliyoruz.