Şeytana günah öğrettiler(!)

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Türkiye tüm yaşayanlar için istinat duvarıdır…
Yıkan duvarın altında kalır…
Kurtarıcı mehdi gökten gelmeyecek, kurtuluşumuz doğru vicdanların seslerinin birleşip, varlığa dönüşmesiyle olacaktır…
Hepimiz yargılarımızı biraz değiştirebilirsek toplumsal hayatı kolaylaştırabiliriz, Montaigne'nin diliyle kendimizi harap ve kurban etmeden başkasının ızdırabına ortak olabilirsek, işte o zaman müşterek bir hayatımız olur…
"Savaş geldiğinde ilk zayiat gerçekler olur" Bu sözü 1917'de Amerikalı senatör Hiram Johnson söylemiş…
Johnson, bir "izolasyonist" olarak, yani 'kimseye karışmayalım, kimse de bize karışmasın' diyen bir siyasetçi olarak ülkesinin daha sonra Birinci Dünya Savaşı olarak adlandırılacak Büyük Savaş'a girmesine karşıymış.
ABD'nin o zamanki başkanı Woodrow Wilson aynı yıl ülkesini Birinci Savaş'a sokmuş, gerisini biliyoruz; milyonlarca insanla birlikte gerçekler de katledilmiş…
Savaştan karlı çıkan mutlu olan hiçbir ülke olmamıştır… Kazanan tarafta da kan ve gözyaşı akmıştır…
Bizim ülkemizde anneler çocukları dışarı çıkarken Hoşçakal demezler kendine dikkat et der…
Ankaralı bir gazeteci arkadaşı aradım son bomba patladıktan bir gün sonra, bugün ne yaptınız diye sordum "yaşadık" dedi… Ankara da yaşamak çöldeki çimen gibi oldu artık…
Distopyanın anlamını biliyor musunuz? 
Distopya, kara-kötücül bir gelecek planlama demektir ve ütopyanın tam tersi bir anlama sahiptir…  Türkiye çok vahşi bir şekilde distopyasını yaşıyor…
Çok merak ediyorum, 50 yıl, 60 yıl sonra tarihçiler bugünlerin Türkiyesini nasıl yazacak…
Bu topraklarda sistemin kendisine dayattığı hastalıklı kişiliği keşfedip yıkabilen ve kendisini yeniden var edebilen, birey olabilen çok az insan vardır…
İlkokuldan üniversiteye kadar sadece sınavdan geçmek için okuyup ezberleyen yahut kopya çeken 'okumuş' cahil yığınlar ''Mars mı bize yakın yoksa Hindistan mı?'' sorusuna bile cevap veremiyorlar...
Okumamış cahil yığınlar, ömründe iki sayfaya gözleri değmemiş bu sürüler ise her konu hakkında fikir sahibidirler... Bu sürülerin bir birlerinden hiç farkı yoktur… Bilgili bir ahmak cahil bir ahmaktan daha ahmaktır…
 
E ne yapalım; 
Felek, kime kavun yedirir kimine kelek…
Kalbimiz, kaybettiklerimizin anısıyla doldurduğumuz birer toz kuyusu artık…
 
Özellikle bugünlerde sosyal medya mecrasında pek sık kullanılan, Alman rahip Martin Niemuller'e atfedilmiş bir söz var hani; "Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim…
Sonra Yahudiler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Yahudi değildim…
Sonra sendikacılar için geldiler ve bir şey demedim çünkü sendikacı değildim…
Sonra Katolikler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Katolik değildim…
Ve sonra benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı..."
Diyeceğini herkes demeli artık…
 
Türkiye'de ölenler tesadüfen ölüyor, kalanlar tesadüfen yaşıyor… Kör bir terör yaşıyoruz…
Albert Camus'un dediği gibi;
"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın…"
Ve daha ölecekler… Daha öleceğiz… 
Birazda ölüm yasağı getirin bu ülkeye… Bıktık ölmekten…
 
Ülkemizin iklimi: Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı, tenhada tecavüz ve dayak, kalabalıkta bombalı ve tedirgin…