Suriye Politikası

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

İnişleri çıkışları ile Suriye politikasın da, ülkemiz başarılı olamadı. Taşları iyi oynayamadık.
Geldiğimiz noktada ise, birçok belirsizlikler bulunmaktadır. 6-7 milyon kişi yuvasından olmuş, 300 bine yakın insan ölmüştür. Şehirler harabe halini almış, insanlık sınavında dünya sınıfta kalmıştır.
Suriye'den sınırlarımıza gelen göç dalgasına, sınırsız olarak kapılarımızı açmamız büyük bir hata olmuştur. Bu hatayı birçok kez yaptık. Kuzey Iraktan, Kobani'den, Suriye'den gelenlere sınırlarımızı açarak, problemi kendi ülkemize dâhil ettik. Bu insanlar ise bize birçok sorun yarattılar. Kendi ülkeleri sınırları içinde koruma altına alınsalardı, bu ölçüde sorun yaşamazdık. 
Bu arada şapka düştü, kel göründü. Bizim dostumuz olan ülke olmadığını, dış politikanın çıkar üzerine kurulduğunu bir kez daha gördük. Uğruna Kore, Afganistan, Somali, Lübnan'a asker gönderdiğimiz BM akan insan kanını sadece seyredip, ülkemize tavır alabiliyor. NATO ise başının çaresine bak diyor. Bütün bunlar acı ama gerçek. İnşallah ders almasını biliriz.
Rusya, Suriye'de, Amerika'nın güdümünde hareket ediyor. Nil'den Fırat'a Arz-ı mevut’un gerçekleşmesi için çalışıyorlar. İsrail ise olanları izleyip, oyundaki yerini almak için gün sayıyor.
Şu anda ülkemiz için asıl sorun, on ülkenin lojistik desteği ile hareket eden Ermeni-PKK yapılanmasıdır. PKK ve iş birlikçileri ortadan kalkmadan, bizim Suriye'ye kara harekâtını düşünmemiz son derece yanlıştır. Suriye'ye yapılacak kara harekâtı, bizim oyuna getirilmemizin bir başlangıcı olur. Oyun kurucular bunu istiyor. 
Önce ülkemizde bulunan terör yuvalarını temizleyip, sınırlarımıza hâkim olmalıyız. Ülkemizi, ajanların istilasından temizlemeliyiz. 
Güneydoğu Anadolu bölgemize, kamyonlar dolusu silah, patlayıcı maddeler girişine göz yumulmuş. Şimdi de bu silah ve mühimmatı, askerimizi şehit vererek inlerinden toplamaya çalışıyoruz. Bu yığınağın yapılmasına sebebiyet verenlerin, göz yumanların bunun hesabını verme zamanı gelmedi mi? 
PKK ve diğer vatan haini oluşumları ortadan kaldırmak istiyorsak, buna İstanbul'dan başlamamız gerekir. Çünkü, ülkemizde hiyanet şebekelerinin idare merkezi İstanbul'dur.  Bu yıkıcı faaliyetleri İstanbul'da bitirirsek, bunların lojistik ve idaresini' de ortadan kaldırmış oluruz.
PYD, PKK’nın devamı olup, Barzani PKK nın Kuzey Iraktan tamamen çıkarılıp, Suriye tarafına geçmesini istemektedir.                                     
 Rusya, Suriye'nin geleceğine hâkim olmak için "SİYASİ, DİPLOMATİK, ASKERİ" operasyonlar yapıyor. Putin, Şam'da Rusya'ya bağımlı bir iktidar ve PYD gibi "güvenilir müttefikler "den oluşacak bir Suriye istiyor.  
Putin'in hayali üç temele dayanmaktadır: Neo-emperyalizm "yani yeni imparatorluk tutkusu." Rus Ortodoks kilisesi, Avrasyacılık.
Avrasyacılık "imparatorluk geçmişi olan Rusya'nın" yeni nüfuz coğrafyasıdır! Bu zihniyet ile Ukrayna, Çeçenistan, Gürcistan, Suriye planlarını devreye soktu. Ayrıca Türkiye ile taklaşıp, tarihi misyonunu yerine getirmek çabası içine girmiştir. Karadeniz'de, Ermenistan'da ülkemize tahriklerini sürdürmekte, Doğu Akdeniz'de savaş gemilerimizi taciz etmektedir. Bu yetmiyormuş gibi, boğazdan geçen savaş gemilerinde bulunan eli silahlı askerleri ile tahriklerine devam etmektedir.
Geçmişte, Rusya-Osmanlı çatışmalarının arkasında İngiltere, Fransa bulunurdu. Şimdi ise İngiltere'ye ilave olarak, Amerika'nın yönlendirmesi söz konusu olmaktadır. Sağlığında Mahir Kaynak bütün yorumlarında, Rusya'nın Amerika'nın güdümünde bulunduğunu açıklardı. İçinde bulunduğumuz durum, bunu açıkça ortaya koymuştur.
Ortadoğu'ya tarih hamasetiyle bakmak bize dost kazandırmadı.
Bugün Türkiye, çok ciddi risklerle karşı karşıyadır. 
Ankara dış politika konularını ideoloji ile değil, rasyonel diplomasi diliyle konuşmalıdır. Reel politik anlayışıyla, ittifak ve dostluklarını güçlendirmelidir.
Dünyada Türkiye'nin örnek gösterildiği dönemlerde diplomasimiz böyleydi.