Dünden Yarına

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Tarih kitaplarına dikkatlice bakınca anlaşılıyor. 
Hayat, tekrar ede ede oluşuyor. Tekrarlıyor kendini aralıksız.
Tarih de öyle elbette.Daha çok olumsuzluklarıyla.
Evet, tarih kendini tekrarda.
Bu, yalın bir tekrardır. Olumlu anlamda çoğalma, genişleme,derinleşme, yoğunlaşma, olgunlaşma hali yok gibi dünya alemin görüntüsüne bakınca. İnsanın karakteristik yapısı kadar yalındır tarih. İnsanın gerçekliği sadeliğinde gizli. Onu karmaşık, örtülü,örüntülü gören modern zihniyet.
*
Modern medeniyet kültürüyle, sanatıyla, felsefi kuramlarıyla, söylem ve içerik olarak  ikiyüz, üçyüz yıldır "yenilik" ve "ilerleme" iddiasını dile getiriyor.
Güzel istekler bunlar.Kalkınmak, ilerlemek, gelişmek insanlığa lazım tabii.
Fakat kim için?İnsanlığın tümünü kapsıyor mu?
"Değişim", sihirli sözcüktür modern söylemde.
Mesela: Ayakkabı yenilense de ne ayak değişiyor, ne de ayağın basış şekli. 
Zaten yol, yöntem tamamen aynı.
Kalem değişiyor ama yazan el ve yazılan metin, yani anlaşma koşulları hep aynı olsun isteniyor.
Adil ve tutarlı bir kültür, uygarlık arayışı var insanlıkta.
*
Bazı dönemlerin durumunu anlamak için bazı sanatçıları, bazı düşünürleri yeniden okumak  gerekir. Bu günlerde de Mehmet Akif Ersoy'un eserlerini okumanın tam zamanı. İstiklal Marşını, Çanakkale Şehitlerine'yi, Bülbül'ü..
Bu noktadan bakınca, Akif'in dünya ölçeğinde olmak üzere  modern dönem olaylarını, gelişmelerini, zihni yönelimleri çok iyi yorumladığını bir kez daha anlıyoruz.
*
Dün ile  yarın arasında bulunuyoruz.
Geçmişte kalan dönem tüm içeriğiyle  şimdiye ve yarına etki ediyor. Bu etkinlik olasılıksız, yani kesin bir etkinliktir.
Yakın geçmişi oluşturan dönemleri anlamak bu sebeple önemli.
Bir dönemi hakkıyla kavrayan sanatçının, fikir adamının tespitleri, görüşleri  devamındaki devirler için de aydınlatıcı olabilir.
*
Dönmek fiilinden türeyen bu kelimedir dönem.
Dünya dönmüyor sadece. Hayat da devr-i daim yapıyor sürekli, Canlılığını bu şekilde devam ettiriyor yaşam.
Yani sürekli dolup boşalıyor dünya. Fakat insan aynılığını koruyor.
Hz. Adem'i bile kandırmıştı şeytan.
O şeytan  binlerce yıldır insanı kandırmaya devam ediyor.
Habil ile Kabil. İnsanın değişmeyen yüzü.
Kardeş bunlar.Bu kardeşlerin acı hikayesi insan gerçeğini birebir anlatmayı sürdürüyor şu kocaman, ihtiyar dünyada.
*
Dünya şiddet sarmalında modernliğiyle.Terör. Şiddet.Yıkım.
İnsan şeytanlaşabilir her dönemde.
Fitne.Bozgunculuk.Kışkırtıcılık.Fesat.Huzur bozuculuk.Azgınlık.
Yaşam hakkını tanımama.Barışı, hakkaniyeti sadece kendi tercihleri,çıkarları bağlamında öne alma anlayışı yayılıyor dünyaya ne yazık ki.
*
Modern kültür felsefi temelli ihtilallerle yürüyor. Onun kendi açısından ilerleyiş tarzı böyle.
Önce Fransız ihtilalini yaptı.
Sonra Bolşevik ihtilalini.
İkisi de dünyayı değiştirdi, sarstı asırlarca.
Yeni coğrafyalara yayıldı fikri dalgaları.
Modernitenin keyfiyeti böyle. Bu hareketler olmadan yorgunluğunu, gerginliğini atıp, hayal kırıklığından sıyrılıp bir parça tazeleyemiyor özel değerler dünyasını, zihin yapısıyla, hayal alemini.
*
Diyelim  ki..
Modernite, insanlığın hayal etme kodlarını  daha fazla tüketicilik yönünde  dönüştürdü.Gerçeklerle arasına, bilinçaltı bağlamlı  algı perdeleri gerdi.Şu halde, hayal aleminiyle gerçekleri kavrayış tarzını değiştirmeyen hiç bir kültür ve  uygarlık; yeni bir bakış, yeni bir duruş kazanamaz moderniteye rağmen.