Hangi Yusuf

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Hayatın bir ucundan tutarız, öbür ucu kaçar. Kaçanı kovalarken elimizdekinden oluruz. Tekrar başa döner, kovalamaya devam eder gideriz.
Dört başı mamur bir hayatı yaşayan olmadığını nice örneklerle biliriz bilmesine de 24 Ocak 2016’da toprağa verilen Koç ailesinin mümtaz şahsiyeti Mustafa V. Koç örneği ile bir kez daha bildik gördük.
Dıştan bakıldığında havada, karada, denizde bir dedikleri iki olmayan, imkansız diye lügatlerinde bir kelime bulunmayan yurt içinde ve dışında muteber ve meşhur bir aile.
Her sahaya el atmışlar eğitimden sağlığa, otomotivden beyaz eşyaya … Ancak Mustafa V. Koç, ailenin vefat yaş ortalamasının çok çok gerisinde ve yapacağı çok şey varken Türkiye’nin en modern ve donanımlı, dünyanın sayılı hastanelerinden hem de sahibi oldukları Amerikan Hastanesi’nde son nefesini veriyor.
Merhumun kim bilir ne gibi sırları, stresleri, kaygıları, hedefleri, inançları, düşünceleri zihninde ve gönlünde barındırıyordu. Hepsiyle toprağın altına gitti.
**
Malumunuz tasavvurumuzda bir Yusuf  ismi vardır.
Yusuf suresi, Yusuf a.s.
Bize örnek olarak sunulan üç tip Yusuf’tan bahsedilir..
Kuyudaki Yusuf,
Zindandaki Yusuf,
Mısır’a Sultan Yusuf..
**
Bu yazımızda satırlarımızın başında sözünü ettiğimiz meşhur iş adamı özelinde Mısır’a Sultan Yusuf üzerinde fikir serdedeceğiz. Hazinelere hükmeden Yusuf…
Belki bir sonraki yazımızda diğer Yusuf’lara yer verebiliriz.
Okuyacağınız yazıda bu tip Yusuf’u bir kıssa ve sonra da sadede gelip bir ayet mealiyle anlatmaya çalışacak, yorumu sizlere bırakacağız..
Büyüklerden birini pek seven zengin bir adam varmış. Adamın çocukları ise babalarının bu zata karşı gösterdiği sevgi ve saygıdan rahatsızlık duyar, “bu riyakar adama neden bu kadar itibar ediyor” demekten kendilerini alamazlarmış.
Bir gün baba o büyüğe hatırı sayılır ölçüde bir bağış yapmış, adam bir müddet durmuş ve “Elhamdü lillah” demiş.
Aradan birkaç yıl geçmiş, baba vefat etmiş. Delikanlılar bu fırsatı değerlendirmek üzere o zatı bulmuşlar;
 -Babamız bir zamanlar size şöyle bir bağış yapmıştı. Biz ise o bağışı gönül rahatlığıyla kabul edememiştik. Her ne kadar babamızın bağışı geçerli ise de bizim içimiz rahat değil, demişler. Adam;
-Evladım sizi rahatsız ede ede bu mala sahip olmak istemem. Olduğu gibi duruyor. Ben onu size bağışlamış olayım, güle güle kullanın ve hayrını görün, cevabıyla mukabele etmiş ve üç beş saniye bekledikten sonra “Elhamdü lillah” demiş.
Daha sonra bu zat ile malın yeni sahipleri arasında şöyle bir konuşma geçmiş. Delikanlılardan biri;
 -Amca, babamız bu malı sana bağışladığı zaman biz yanında idik. “Elhamdü lillah” demiştin. Şimdi bize bağışladın ama yine aynı sözü söyledin. Açıklama yapar mısın?
 -Bakın evladım, Ben bildiğiniz gibi malı mülkü bulunmayan bir kimseyim. Babanız bu malı bağışladığı zaman zenginler sınıfına geçmiş oldum. O zaman kendimi yokladım, bu servet banimle Rabb’imin arasına girip kul olmama engel olacak mı, ibadetlerimi aksatacak mı? Mal ve mülk sahibi oldum diye insanlara tepeden bakma derdine düşecek miyim, diye düşündüm. İç alemimde bir değişiklik olmadığını gördüm ve Yüce Rabb’ime hamdettim. Bu defa siz o malı benden istediniz, verdim. Tekrar fakirler sınıfına geçtim. Ancak bu serveti elden çıkarmakla kulluk duyguma zarar gelmedi. Ben yine aynı hayatı yaşayacaktım. Bu sebeple tekrar Yüce Rabb’ime hamdettim.
Delikanlılar birbirlerine bakışırlar. İçlerinden biri;
 -Amca biz seni böyle bilmiyorduk. Özellikle mal ve mülk sahibi olduğunda hamdettiğin zaman riyakar bir kişi olarak düşünmüştük. Sen yine bizim hediyemiz olarak bu malı geri al, demekten kendini alamaz. Fakat o zat;
-Lüzum görmüyorum, siz malınızın hayrını görün, der ve kabul etmez.(A. Lütfi Kazancı, Kendimi Anlatayım Dedim, s.428-429)
**
Sadede geliyoruz. Mısır’a Sultan Yusuf (a.s.)  diyar-ı Mısır’da hazinelere hükmederken gönlünü Yüce Allah’a açar, “Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan Rabbim! Dünya ve ahret hayatında dostum sensin. Beni Müslüman olarak vefat ettir, salih kullar arasına kat” (Yusuf Suresi, 101) diye dua eder.
Servetin  kat be kat üstünde önemli olan, Allah katında değerli sayılmak ve değerlilerle(salihlerle) birlikte olmaktır.