En Uzun Âyeti Hatırladı Ama...

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Alış-veriş gündelik hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi.
İhtiyaçlarımızın bilcümlesini her zaman kendi kendimize tedarik edemeyeceğimize göre başkaları aracılığıyla hallederiz.
Çarşıda-pazarda ihtiyaca binaen ya da görünce aklımıza gelen almak istediklerimiz vardır. Fiyatını sorarız, mümkünse  pazarlık bile yaparız.
Peşin alıp verdiklerimiz anlıktır; işimize gelirse alır parasını veririz olur biter. Burada sorun yoktur.
Bir de sosyal hayatta bu gün bakıp/konuşup yarın/sonraki günlerde almak istediklerimiz vardır. Hizmet alımı işçi/usta çalıştırma dahil.
Geçen gün bir meslektaşım geldi; dertlendi.
Umreye gitmeye karar vermişler maaile. 11 kişilik çoluk-çocuk bir grup.
Şirketlerin bir bir kapılarını çalmışlar.
Bir şirket çocuklar için 390 TL fiyat vermiş. Tekrar teyit için 390 TL değil mi diye soruyor,  o da “evet” diyor. Büyükler için pazarlık ihtiyacı hissetmiyor.
Bu iş iyi, bize iyi bir fiyat verdiler diyerek Umre’ye yazılırlar. İşlemleri yaptırıp, sıra parasını ödemeye gelince TL diye antlaştığı 390, dolar olarak karşısına çıkar.. O zaman TL dedikleri uyarısı üzerine; “biz TL ile çalışmıyoruz” derler.
Meslektaşım; “o zaman aklıma Kur’an’ın en uzun ayeti geldi” dedikten sonra  “Mevla orada boşuna alış-veriş yaptığınızda/borç alıp-verdiğinizde yazın, şahit gösterin demiyor” diye ekledi.
 Yalnız olduğu için aralarında geçen konuşmayı ispatlama şansı da yoktu.
Ya… İşte böyle...
Kur’an’ın en uzun suresindeki en uzun ayeti borçların/borçlanmanın usul ve adabıyla başlar ve şöyle buyurudur:    
“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın.
Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın.
Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın.
Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın.
Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun).
Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin.
Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.
 Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.
(Genellikle) alış-veriş yaptığınızda şahit tutun.
Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir.
Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor.
Allah her şeyi bilmektedir.” (2/Bakara, 282)
Bu âyete, “Müdâyene Âyeti” denilir ki, Kur'ân'daki en uzun âyettir. Bir sayfa. Bir rivayete göre; nüzul sebebi "selem" denilen alışverişlerdir. Yani peşin para ile veresiye mal almak demek ise de her çeşit alışverişe ve borçlanmaya şamildir.
Atalarımız borç verirken “söz senettir”, borcu alırken de “er olan sözünde durur”,  “Allah bir, söz bir”, vakti gelir gelmez öderler, çünkü “borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır”, “borçlunun duacısı alacaklısıdır” derlerdi.
 Böylece kişiler arasındaki güven, sadakat, yardımlaşma ve dayanışma duyguları yaşatılmış, verilen sözler tutulmuş olurdu.
Çoğumuz gibi genç meslektaşımız da başına gelen bu olayla Kur’an’ın en uzun suresinin en uzun ayetini hatırladı ama...
İş işten geçti...
Yine de ucuz atlattı.
Aralarında olan, sadece yanlış anlama/anlaşılma…
Niceleri mal-mülk, araba, ev-barklarını kaybedebiliyorlar.