Ey Bugün! Beklediğim ‘Yarın’ Sendin

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Vakitler, yakutlar (çok kıymetli taşlar) gibidir. Vakitlerin harcanmasıyla yakutlar elde edilebilir, ama hesapsız yakutlar harcasan da kaçırılan bir an geri getirilemez. (Arapça bir ibare)
Yaş kemale erdikçe insan yarından çok düne bakıyor sanki.
Yediden yetmişe herkesin kemal yaşı vardır.
Yedi yaşındaki çocuk “ben bebekken...” diye söze başlarken, onbeş-yirmi yaşındaki bir genç de “ben çocukken...” demez mi?
Bulunduğu yaş itibarıyla herkesin yarından bekledikleri/bir yarın beklentisi vardır, “bir yarın olsun hele” der.
Ne kadar çok yarın var ki..
Çocukların yarını,
Gençlerin yarını,
Anne-baların yarını
Öğrencilerin yarını
Esnafın yarını
Memurun yarını...
Yarını bekleyenler bitmez..
**
Bir Arap atasözünde; “Küllü âtin garib=her gelecek yakındır” denilir. Biz ise(atalarımız) “sayılı günler tez gelir geçer” deriz.
Bir bakmışız ki beklediğimiz yarın gelip çatar.
Ve;
Ey bugün, ey bugün! İşte beklediğim “yarın” sendin!
Diye haykırırız gayr-ı ihtiyarı..
**
Necip Fazıl,
“İş bu günde, bugüne sığdır yarını dünü,
Şimşek olsan zamanın kesemezsin önünü” şeklinde vaktin akışına hem de çok hızlı akışına dikkat şeker.
Bugüne sığdıramadığımız yarınlar yüzünden ahu vahımız çok olacak..
Bu günler YGS başvuru günleri..
Örneği de öğrenciler üzerinden verelim:
YGS’de istediği yeri bir soru ile kaçıran “Ah! Sınava daha çok zaman var bahanesiyle kanmasa ve birilerini kandırmasaydım” diyen binlerce öğrenci var.
Ya bize ne demeli..
Kahve köşesinde oturan,
TV ve İnternet başında saatlerini geçiren,
Sağlığı ve imkanı yerinde olduğu halde bunların zekatını sa’y-ı meşkur yolunda kullanarak vermeyen,
Etrafımız barut fıçısı, kan gölü, guraba ile dolu... Elimizden ne geliyor, dilimiz neye dönüyor..
Bizler;
Başta bu satırların sahibi olmak üzere her şeyi çok ucuza alıp pahalıya satıyoruz. Yani zamanı, imkanı, serveti, makamı, mesleği, dini-imanı...
Bulunmaz Hind kumaşıyız ya..
Sahip olduklarımız şeylerin hesabını nasıl vereceğiz?
Habire yapmamız, söylememiz, planlamamız, uygulamamız, o meşhur “hayra motor, şerre fren” olmamız gereken şeyleri “yarın”a tehir ediyoruz.
Ama çeşitli sebeplerle birbirimizin kalbini kırıp geçiriyoruz, kan döküyoruz, can alıyoruz, hakkına giriyoruz....
M. Akif Ersoy der ya;
“Geçen geçmiştir artık, istikbal ise mübhemdir
 Hayatından nasibin bir şu geçmek isteyen demdir.”
Ömür sermayemiz sıcakta eriyen buz gibi hızla tükenmekte, “yarın”lar bir bir “bugün” olmaktadır.
Ey bugün, ey bugün! İşte beklediğim “yarın” sendin!
Peki;
Hazır mıyız o/bu yarına.
Emr-i Hak vaki olacak ve Huzurullah’a çıkacağız.
Ümitvar olmakla birlikte ben çok korkuyorum.
Sizi bilmem.
Mevla encamımızı hayreylesin.