Kanserli zihinler!

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Büyük İskender'in dalkavukları, yani saray soytarıları, onu Zeus'un oğlu olduğuna inandırmışlardı… 
Persopolis Kitaplığı'nı tek kibritle yakan "Büyük" İskender de buna inanmıştı…
Ta ki, bir gün savaş meydanında yaralanıp da yarasından oluk oluk kan gelinceye kadar… 
Çağırtmış dalkavuklarını, "Bu ne?" diye sormuş…"Hani ben Zeus'un oğluydum… Öyleyse bu kan ne?"
Hazret uyanmış sonunda…
İskender ve benzerleri  güçsüz duruma düştükleri zaman dalkavuk bulamazlar…
Ama dalkavuklar her zaman Tanrı muamelesi yapacakları birilerini mutlak bulur…
Çünkü "yatın önüme" diyene yere kapaklanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir…
Sonsuz ve körleşmiş sadakatle bağlıdırlar…
Koyunlar için çobanın önemi yoktur… Takip edecekleri biri olsun yeter…
Aslında ortada korkunç bir şey yok… 
Kitleler her zaman yalnızca güce tapınır…
… 
Güç,  iktidarda kaldığı sürece ona Tanrı muamelesi yaparlar… Ona tapınıp diğerlerinden nefret ederler… 
Ne güçlü ne de ona tapınanlar gerçekleri birbirlerine söyle(ye)mezler…
Çünkü gerçeğin mutlak rahatsız edici özelliği vardır… Tüm yanlışların saltanatını yıkar…
Cesaret asla taklit edilemez… Taklit edilemeyen tek şey cesarettir…
Çocuğun birisi berbere girince berber tıraş ettiği müşterisine der ki; "şu içeri giren çocuk var ya, dünyanın en salak insanı, izle şimdi…" 
Ani bir el hareketiyle çocuğu yanına çağırır berber… 
Bir elinde 1 lira diğer elinde 5 lira çocuğa uzatarak "hangisini istiyorsun" der çocuk da 1 lirayı alıp çıkar…
Adam müşterisine dönerek "Gördün mü, hiç değişmez bu tam bir aptal" der…
Daha sonra müşterisi tıraşını olup dışarı çıktığında  'yüz metre' ileride dondurma yiyen çocukla karşılaşır… 
Çocuğa neden 5 lira yerine 1 lira aldın diye sorar… Çocuk da dondurmasını yalayarak adama cevap verir:
Ben o 5 lirayı aldığım gün bu oyun biter…
Eğer bir toplumda bilgili, kültürlü, özgür insanlar çoğunluktaysa 'gerçekler' karanlık kuyulara terk edilemez… Oyun biter…
Ve en iyi hikâyeleri ölüler anlatır…
Durum budur beyler şarj ederim…
Bir de yalaka ilişkiler silsilesi vardır ki…
Neyse… Ona hiç girmeyelim…
Bu ülkenin insanlarını darbelerle eğittiler…
'Karşıt' olmak bu topraklarda ağır işçiliktir… 
Yükü kaldırmak zordur, dönek'i anlarım…
 
Not: Artık hiçbir şeye şaşırmıyor olmak hastalığına yakalandım… Bu çok kötü bir hastalık ve tüm toplumu sarmış durumda… Ruh sağlığımı korumak için strateji geliştirdim… Televizyon izlememek haberlere takılmamak, gibi… Geçenlerde istemeden birkaç dakikalığına televizyonda kaldım… Eski bir Türk filmi ve oğlan aşkından kafayı yemiş…  
Aklıma hemen 'Aşk amansız bir akıl hastalığıdır' lafını eden Eflatun geldi… 
Büyük adammış…
Aklınızı koruyun…