Miyavlamasını unutan kediler…

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Ne yazık ki ülkemizde Doğan medyası ve Havuz medyası diye adlandırılan medya grupları vardır… 
Körler ülkesine şaşı padişah olur derler… Maalesef bu şaşılar yıllardır körler ülkesinde padişahlık yapmaktadır…
Bunlar tüm ülkenin gözünü perdeleyip vatandaşların gerçekleri görmesini duymasını engelliyor… 
Kalemleriyle kötü kokular yayıyorlar… 
Birbirlerinin tam tersi gibi görünürler ancak aslında aralarında soğan zarı kadar fark yoktur…
 Her iki medya grubundan da koyunun olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi'ler yaratılmak istenmiştir ama o kadar kötü ve kabiliyetsizler ki, keçi dahi olamadılar…
Bunlardan Doğan grubu yine pozisyon güncelliyor… Aydın Doğan, yavşayan kalemlerini hokkabazlarını hiçbir şey olmamış gibi hükümet cenahı ile tekrar arayı düzeltmek için sahaya sürdü…
'Tehlike anında ki maymun' davranışı pozisyonuna geçtiler… 
Onlar için haber demek, Aydın Doğan'ın çıkarları demek… Medya aracılığıyla bilek bükmek, haksız rekabet yapmak, ticari avantaj sağlamak demek…
Eğer bunları tanıyorsam, işi özür dilemeye kadar getirecekler… Daha da ileri gideyim… Etek öpecekler… Hiçbir şey olmamış gibi… 
Yine yalayacaklar yalamaktan mermere dönmüş pürüzsüz dilleriyle… 
Kızılderililer ata binmiş dörtnala gidiyorlarmış, birden durmuşlar, Kızılderili reisi, "çok hızlı gittik ruhlarımız geride kaldı" demiş… Bunların ruhu nerde kaldı bilmiyoruz…
 …
Hani şöyle bir hikâye var…
Ağa at üstünde,  marabası Memo yaya, köyden şehre yola çıkmışlar… Günü birlik pazar yapıp dönecekler… Memo yorgun; Ağa sıkkın, yolu yarılamışlar… Ağa'nın hinoğlu hinliği tutmuş; şu Memo ile dalga geçiyim; bi yol eğleniriz, demiş içinden… Memo da, şu Ağa ne kadar da acımasız, bana bir eşek bile ayarlamıyor, böyle daltaban adamın arkasından sürünüyoruz diye yakınıyormuş, kendi kendine…
-Ağa başlamış konuşmaya; Memo, şurada at tezeğini görüyon mu?
- Hee, görüyom Ağam !
- Bak Memo, eğer o tezeği yersen, sen ata binersin ben yaya giderim şeere… Tamam mı?
Memo şaşkın, doğru mu söylüyor bu adam diye tereddütlü…
- Peki Ağam sözün söz mü?,
- Ağalık sözü bu Memo, ye tezeği, bin ata…
Memo yorgunluktan dili bir karış dışarıda, atlamış at  tezeğinin üstüne, bir güzel indirmiş mideye…
Ağa, hiç de tahmin etmediği bu işe şaşmış ama bir kez Ağalık sözü, geri dönülmez; attan inmiş, Memo binmiş ata… Şehre vasıl olmuşlar… Pazar yapıp, yükleri ata vurmuşlar, koyulmuşlar köy yoluna…
Ağa yaya, Memo atta, yolu yarılamışlar. Memo'nun durumu iyi ama bir türlü yediremiyormuş şerefine, yediği tezeği… Ağa da yorgun, ulan ben ne ettim; adama tezeği yedirdim yorgunluktan öldüm bittim diye yakınıyormuş içten içe… Memo, kendi kendine çok kızgın, nasıl olsa alışığım ben yürümeye diye düşünmüş; yedirecem ulan Ağa'ya yediğim tezeği.
- Ağam görüyon mu şurdaki at tezeğini?
- Hee görüyom, ne oldu Memo?
- Yersen o tezeği, ben inicem attan, sen binicen tamam mı?
Ağa daha  Memo cümlesini sona erdirmemiş ki, yorgunluktan değil yürüyecek, sürünecek hal kalmamış, atlamış  tezeğin üstüne, afiyetle bir güzel indirmiş mideye…  Memo inmiş attan büyük bir mutlulukla, yedirdi ya yediği tezeği Ağa'ya… Ağa hoşnut, yorulmaktan kurtulmuş, atın üstünde mutlu… Bir süre daha gitmişler… Ağa birden kendini yürüyerek takip eden Memo'ya dönmüş:
- Yahu Memo, biliyon mu, köyden sabah çıkarken yola, sen yürüyordun ben ise atın üstündeydim… Şimdide köye dönüyoruz, sen yine yürüyon, ben yine atın üstündeyim… 
E Madem hiçbir şey olmayacaktı, niye yedik biz bu b.ku?
Bunlara Ağa'nın Memo'ya sorduğu soruyu sormak lazım… Madem hiçbir şey olmayacaktı niye yediniz onca b.ku?
Şunu iyi biliyoruz; bir fare bir aslana dikleniyorsa yakınlarda bir delik var demektir…