Bir öğretmen ne ister ki

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

“Ya öğretici, ya öğrenici, ya dinleyici, yahut da bunları seven birisi ol; beşincisi olma, helak olursun.” buyurur Allah’ın Resulü Muhammed s.a.v. Efendimiz.
ÖĞRETMEN;
Evvela bu söze tâbi ve sadık olmak ister.
Bir Arap atasözünde söyle denilir: İlmin başı soğandan acı, sonu ise baldan tatlıdır.(El-ılmü evvelühü mürrün minel-besal / Ve ahiruhu ehla minel-asel) Bu bilinçle yola çıkan öğrencileri kutlar, onları sever, acılarına ve sevinçlerine ortak olur, derste ve hayatta başarılı olmalarını ister.
Hz. Ali’nin o meşhur bir harfe kırk yıl köle meselesinde binlerce harf öğretmesine rağmen böyle bir şey beklemez/istemez öğrenciden, sadece “unutmasınlar, hayırla yad etsinler yeter” der.
Eskiler “eti senin kemiği benim” derlerdi öğrenciyi hocaya/öğretmene teslim ederken. Bu gün etini de kemiğini de istemez.
Zira eğitim-öğretimde ifrat-tefrit dengesi kurulamadığı için eti teslim edilen öğrencinin dün neredeyse canı çıkmıştı okuldan. Öyle hoca/öğretmen örnekleri vardı ki şiddet ve hakarette sınırları aşmış, gerçekten veliye çocuğun kemiği kalıyordu. 
Prof. Dr. A. Lütfi Kazancı, hatıratına yer verdiği “Kendimi Anlatayım Dedim” de okul idaresi ve hocalardan çektiği sıkıntıları dile getirir, okulu bitirmek üzere olduğu son sınıfın son günlerindeki halet-i ruhiyesini şöyle anlatır:
“Son sınıfın imtihanlarını verip okulu bitirdiğim son gün idi. Evimizin dış kapısından girdim. Başımdaki şapkayı çıkardım ve hayatımın hiçbir devresinde hissetmediğim derin bir hınç ile yirmi beş metreden az olmayan bahçenin öte ucuna fırlatırken “Artık senden kurtuluyorum” diye haykırdım. İmam Hatipten de, hayattan da bıkmış usanmıştım. Fakat şapka daha yere düşmeden “Ben bu şapkayı yedi yıl müddetle başımda taşımıştım” dedim ve pişman oldum. Bu şapkayı Hayrettin Karaman ağabeyimizden rica etmiş ve Konya’dan getirtmiştik.”
“Bir öğretmene elli metre öteden selam vermediğim için disipline gittiğimi anlatmıştım. Ama hâlâ o öğretmeni gördüğümü hatırlamıyorum. Görmediğim bir insana nasıl selam verebilirdim? O da Ankara İlahiyat Fakültesi mezunu idi. Dalgın olduğum bir zamana rastlamış olabilirdi. Keşke bu adamlarda da ceviz kabuğunu dolduracak kadar olsun hoşgörü, bir insaf duygusu olsaydı da bu gün kendilerini rahmetle anabilseydim...”(s.189)
Hal-i hazırda doktor olan bir kardeşimiz, okul hayatında maruz kaldığı hakaret ve şiddeti nefretle hatırlarken onu reva gören öğretmenle karşılaşsam elimden kaza çıkar diyor.
Bu güne geldiğimizde öğrenci merkezli sıkıntılar var. Çoğu zaman okul idaresi ve öğretmenin öğrenciye gücü yetmiyor. Sanal alem, sosyal medya baş ağrıtıyor. Olumsuz kullanılan her alet sahibinin elinde nasıl tehlikeli ise sosyal medya da öğrencilerin elinde olumsuzluklara sebebiyet veriyor.
Diğer taraftan öğrencilerin işi de zor. Dün eğitim yerleri ve araçları sınırlı idi, bu gün sınırsız ve kontrolsüz. İlk eğitimini ebeveynden alan çocuk, okul-öğretmen çizgisiyle hayata atılıyordu. Şimdi ise Ebeveyn ve okul-öğretmen dışında arkadaş, çevre, tv-diziler, internet-sosyal medyanın her türü vs. gibi bir çok yerden eğitim alıyor, en azından etkileniyor. En fazla cazip gelene kendini kaptırıyor, okul-öğretmen-veli üçkeni içerisine çocuğu çekmek güçleşiyor.
Günümüzün öğretmeni olmak yeniliklere ve değişime ayak uydurmayı gerektiriyor. “Bizim zamanımızda öğrencilik, anne-babalar, okul...” diye başlayan cümlelere öğrencilerin karnı tok. Dolaysıyla öğretmen, zamanın eğitim-öğretim metodları ve araçlarını kullanma konusunda azim ve gayreti hem kendisinde hem de meslektaşlarında görmek ister.
Öğrencilerini yetiştrme ve onlara iyi model olmada elinden geleni yaptığını, fedakarâne ve samimiyetle çalıştığını düşünmektedir..  Onları sadaka-i cariye olarak geride kalmasını ister.  
Okullarda öğrenci ile yüz-göz edici kıyafet kontrolü, aidat, not verme gibi şeylerle değil sadece eğitim-öğretimle meşgul olmak ister.
Yazışma, bürokratik angaryalar, gereksiz toplantılar, eğitim-öğretimi aksatan tatil, tören ve kutlamaların yeniden gözden geçirilmesini ister.
Şu dua ile sözlerimizi noktalayalım:  
İlahi Sen okuyandan razı ol
Okuyanı koruyandan razı ol
İlahi Sen ders verenden razı ol
Mektebe bir post serenden razı ol.(Emin Ali Sipahi)
AMİN.
 GEÇMİŞ OLSUN: Gazetemiz Çorum Hakimiyet’in yazı İşleri Müdürü Mustafa Demirer’in oğlu, öğrencim Alperen Çetin Demirer’in ağır bir kaza geçirdiğini duydum. Durumunun da iyiye gittiğini memnuniyetle öğrendim. Ebeveynine geçmiş olsun der, kendisine Yüce Mevla’dan acil şifalar dilerim.