Testide ne varsa dışına o sızar…

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Çorum Belediyespor'un aldığı sonuçları bir kısım insanlar yadırgıyor… Aslında hiçte fazla yadırganacak bir durumu yok…
"Kişinin karakteri ne ise kaderi odur" sözünü eden eski Yunan Feylesofu Heraklitos'tur… Milattan önce 500 yıllarında yaşayan Heraklitos'un bundan da ünlü bir sözü var: "Aynı nehre iki defa girilmez" çünkü her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz, içine girdiğimiz suyun yerinde başka sular akmaktadır…
Ne var ki bu söz galiba pek Belediyespor'a uymuyor... Aynı nehirde tekrar tekrar boğuluyor… 
Sezon  başında arkadaşlarla Belediyespor muhabbeti yaparken kullandığım ilk cümle şu idi; "şartlar aynı…"
Einstein'ın bir lafı var; "şartlar aynıyken farklı sonuç beklemek geri zekâlılıktır…"
Olay budur… 
Bayburt maçında futbolcuların sahadaki hali ile maçın hemen sonundaki Belediyespor camiasının içinde bulunduğu durum her şeyi ortaya koymaktadır aslında…
Söze gerek yoktur… 
Birde bu takımda Turgay denen bir adam vardır ki… Duble sıkıntı…
Turgay'la ilgili bana sorulan sorulara şu şekilde cevap vermeyi uygun buluyorum…
Belediyespor Stockholm sendromu yaşıyor…
Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan literatür terimdir…
Psikiyatris Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stokholm'de yaşanan bir olaydan almaktadır… 
Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır… Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler…
Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır…
Hala Turgay'da ısrar edenler Stockholm sendromu yaşamaktadır…
Bunun başka bir izahı yok…
Bildiğiniz gibi Teknik Direktör Fahrettin Sayhan bu futbolcu nedeniyle Belediyespor'dan koşar adımlarla kaçtı… 
Yönetim tercihini Sayhan'dan yana değil de, on metreye isabetli pas atamayan, topla buluştuğunda poposunun etrafında dönerken zaman değil,asırlar geçen,hiç bir yaratıcı tarafı olmayan, penaltıları dahi gole çeviremeyen ve artık düşündüklerini fiziken yapamayacak duruma gelmiş Turgay dan yana kullanmıştı…
Teknik Direktör Serdar Bozkurt'un Turgay'ı sahada zorla tutar gibi bir hali var… Sanki korkuyor oyundan çıkartmaya… 
"Ya bende kovulursam" der gibi… 
Kendisinden önceki Teknik Direktörün neden gittiğini bilen bir Teknik adamın bundan etkilenmemesi mümkün değildir… Anlıya biliyorum…
Belki de sözleşmesinde 'Turgay kesinlikle oynatılacak' diye bir madde yer almaktadır…
Bilemiyorum… İş buraya gelmiştir…
 …
Konuyla ilgili benim belediyesporlu yöneticilere bir önerim var…
Takımın başına Teknik Direktör olarak Turgay'ı getirin… 
Meseleyi kökünden halletmiş olursunuz…  
Hiçbir Teknik Direktörü Turgay yüzünden kovmak zorunda kalmazsınız…
Netice itibariyle… 
Belediyespor'un hali; Testide ne varsa dışına o sızıyor… 
…  
E, geçer mi sandınız acılar…
Not: Kardeşlerimiz Mustafa ve Gülesin Demirer'in oğulları Alperen Demirer maalesef talihsiz bir kaza geçirdi… Dua ediyoruz… Dua edin…